Geçmişten günümüze aktarılan kadim anlatılar, bazen sadece birer masal olmaktan çıkıp içinde yaşadığımız gerçekliğin tam merkezine oturabiliyor. Toplumun hafızasında yer eden figürler, modern dünyanın ekonomik yapı taşlarıyla birleştiğinde ortaya çıkan manzara, hepimizi derin bir düşünceye sevk ediyor. Bugünlerde herkesin dilinde olan o meşhur hikaye, aslında bugün attığımız her adımda, geçtiğimiz her yolda sessizce yankılanmaya devam ediyor.
Efsaneye göre Deli Dumrul, suyu bile akmayan kuru bir derenin üzerine köprü inşa eder ve bu köprüden geçenden de geçmeyenden de zorla akçe toplarmış. Bu masalsı mantığın günümüz dünyasındaki yansıması ise çok daha sistemli bir hal almış durumda. İnşa edilen devasa köprüler ve uçsuz bucaksız otoyollar, sadece kullananların değil, kullanmayanların da bütçesinden pay alıyor. Yerli ve milli imkanlarla yapıldığı söylenen projelerde, "geçiş garantisi" adı verilen sistem sayesinde, o yolu hiç görmemiş bir vatandaş bile vergisinden ayrılan payla bu maliyete ortak ediliyor.
İşin daha da çarpıcı tarafı, modern dönemdeki uygulamaların orijinal efsaneyi bile geride bırakmasıdır. Geçmişin kahramanı en azından köprüyü kendi emeğiyle yapmışken, şimdilerde devletin kendi öz kaynaklarıyla inşa etmediği, tamamen özel sektöre veya dış finansmana dayalı projelerin bile satışı söz konusu olabiliyor. Kendi yapmadıkları yolların ve köprülerin üzerinden bile maliyet yüklenen bu sistem, Dede Korkut’un bile hayal edemeyeceği bir boyuta ulaştı. Hazine tamtakır kalırken, sarayların ve yönetimlerin harcamalarına kaynak yetiştirmek için icat edilen bu yeni nesil yöntemler, vatandaşı her iki durumda da ödeme yapmaya mecbur bırakıyor.
Sonuç olarak, kuru bir dere yatağında başlayan bu hikaye, bugün devasa otoyolların gişelerinde ve her ay gelen faturalarda hayat buluyor. Mevcut sistemde geçmek bir maliyet, geçmemek ise gizli bir yükümlülük haline gelmiş durumda. Bu döngü içerisinde halkın payına düşen ise, her geçen gün daha da ağırlaşan bu ekonomik yükün altında, efsanelerdeki gibi çaresizce sırasını beklemek oluyor.


