Uyuşturucu ticaretiyle mücadelede sıkça duyulan operasyon haberleri, genellikle alt kademedeki isimleri öne çıkarır ve bu durum kamuoyunda önemli soru işaretleri yaratır. Gerçek organizatörlerin kimliklerinin belirlenememesi, konunun en tartışmalı boyutunu oluşturur. Bu süreçte ele geçirilen miktarlar artarken, asıl sorumluların yakalanamaması dikkat çekici bir durum olarak değerlendirilir.

2024 yılında uyuşturucu suçundan işlem gören şüpheli sayısı yüzde 20 artışla 375 bine ulaştı. Bunlardan 293 bini uyuşturucu satın almak ve kullanmak, 77 bini ise ticaret suçlarından işlem gördü. Mersin Limanı'nda Brezilya'dan gelen ve yasal yükü yer fıstığı olarak beyan edilen bir konteynerde 298 kilogram kokain ele geçirildi. Ancak bu kokainin alıcısı ve sahibinin kim olduğu belirlenemedi. Bu tür yakalamalarda nakliye gemisindeki konteynerin gerçek sahibine ulaşılamaması sıkça karşılaşılan bir durum haline geldi.

Gizli Dosyalar Açılıyor: İmamoğlu Soruşturmasında Yeni İfşalar
Gizli Dosyalar Açılıyor: İmamoğlu Soruşturmasında Yeni İfşalar
İçeriği Görüntüle

Eski Ankara Cumhuriyet Savcısı ve Avukat Zafer Ergün, uyuşturucunun maddi değerinin yüksek olması nedeniyle ticaretin devam ettiğini belirtiyor. Mersin'deki yakalamayı örnek veren Ergün, bu tür olaylarda hücre tipi yapılanmanın etkili olduğunu vurguluyor. Torbacıların ve alt kademe dağıtımcıların yalnızca üstleriyle bağlantılı olduğunu, üst kademeyi bilmediklerini ifade ediyor. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rağmen malın gerçek sahibine ulaşmanın zor olduğunu kaydediyor. Nakliye konteynerinin takip edildiği, rotalarının ve yük mahiyetinin incelendiği halde sonuç alınamaması bu yapılanmanın gücünü gösteriyor.

Emekli Emniyet Müdürü Feramuz Erdin, büyük yakalamalarda uluslararası işbirliği, içerden ihbarcı, teknik ve fiziki takip gibi unsurların gerektiğini söylüyor. Stratejik seviyede organize eden kişilere ulaşmanın kolay olmadığını belirten Erdin, bu kişilerin garantör veya finansör konumunda olduğunu ve sevkiyatla fiziken ilişkilendirilmesinin zor olduğunu vurguluyor. Kara paranın doğası nedeniyle normal iş insanı görünümlü olabileceklerini ekliyor.

Erdin, ikinci önemli neden olarak omerta kuralını gösteriyor. Malla birlikte yakalanan sevkiyat görevlisinin yükleme yapan haricinde kimseyi tanımadığını belirtiyor. Organize suç aleminin kuralları gereğince daha fazla isim vermenin mümkün olmadığını, aksi halde ölüm gibi yaptırımların devreye girdiğini ifade ediyor. Omerta kuralı, Sicilya mafyasıyla özdeşleşmiş katı bir sessizlik kuralı olarak biliniyor ve uyuşturucu yapılanmalarında da geçerli.

Kamu otoritesi içerisinde uyuşturucu ticareti yapanların kollandığı iddiaları da gündeme geliyor. Her yıl yayınlanan Küresel Organize Suç Raporu'na göre sınır aşan organize suçlar genellikle devlet ve siyaset içi ortaklarla işleniyor. Bu durum kayırma ve yolsuzluğun nedenlerini açıklıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı küresel asimetrik rekabetin bir unsuru olarak değerlendiriliyor.

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, uluslararası operasyonlara dikkat çekiyor. İspanya polisinin Brezilya'dan gelen gemide yaklaşık 10 ton kokain ele geçirdiği ve 13 kişinin gözaltına alındığı operasyonda DEA, Brezilya Federal Polisi, İngiltere NCA, Fransa ve Portekiz makamlarının görev aldığı belirtiliyor. Bu operasyonda polislerin yer almaması eleştiriliyor. Yakalanan geminin İstanbul merkezli Kamer Shipping & Trading Co. şirketine ait olduğu vurgulanıyor. Bakan, şüphe varsa soruşturma yapılması gerektiğini, malın nasıl yola çıktığı, kimlerin finanse ettiği, para akışının nereye gittiği gibi soruların yanıtlanması gerektiğini söylüyor. Uyuşturucuyla mücadelenin magazin figürlerini servis etmek değil, parayı, rotayı, organizatörü ve lojistiği yakalamak olduğunu belirtiyor.

Bazı yakalanan isimlerde şaibeli süreçler yaşandı. Türk Escobar lakaplı Ürfi Çetinkaya, 12 Nisan 2023'te tutuklandı ve 20 Eylül 2024'te İzmir Menemen R Tipi Cezaevi'nde ölü bulundu. Hayalet lakaplı Orhan Ünğan, 7 Haziran 2024'te Kuyu-4 operasyonunda gözaltına alındı ve tutuklandı. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 108 sanıklı davada yargılanıyor. 2020-2021 yıllarında Avrupa'ya toplam en az 4 ton uyuşturucu sevkiyatıyla bağlantısı iddia ediliyor. Ünğan'ın bazı polis memurlarından destek aldığı iddiaları mevcut. Geçmişte yargılandığı davalarda üç kez tahliye edildi, tahliyeler üst mahkeme tarafından iptal edildi. Koronavirüs döneminde cezaevinden izinli çıkarken sahte pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştı.

İranlı baron Naci Şerifi Zindaşti, 2018'de tasarlayarak kasten öldürme suçundan tutuklandı ve yaklaşık altı ay sonra şaibeli tahliye edildi. Tahliye kararında eski AKP Milletvekili Burhan Kuzu'nun devreye girdiği iddiaları var. Tahliye kararı veren İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimi Cevdet Özcan meslekten ihraç edildi ve rüşvet aldığı iddiasıyla dava açıldı. 30 Haziran 2020'de Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu olarak duyurulan Bataklık operasyonunda 34 kişi tutuklandı. Uluslararası uyuşturucu kaçakçısı olmakla suçlanan Çetin Gören ve Nejat Daş dahil 70 milyon TL'ye el konuldu ancak uyuşturucu yakalanmadı. Yargılama sonucu Gören ve Daş beraat etti.

Hüseyin Baybaşin Hollanda'da, Mehmet Baybaşin İngiltere'de cezaevinde bulunuyor.

Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde uyuşturucuyla mücadelede baronlara ulaşmanın zorlukları daha net ortaya çıkıyor. Hücre tipi yapılanma, omerta kuralı, uluslararası boyut ve kayırma iddiaları süreçleri karmaşıklaştırıyor. Operasyonların alt kademeyi hedef alması eleştirilirken gerçek organizatörlerin belirlenmesi ihtiyacı ön plana çıkıyor.

Sonuç olarak bu tartışmalar uyuşturucu ticaretinin derin yapısını gözler önüne seriyor. Uzman görüşleri ve örnek vakalar konunun hassasiyetini vurguluyor. Mücadelede uluslararası işbirliği ve etkin soruşturmaların önemi bir kez daha anlaşılıyor. Gelişmelerin takip edilmesi benzer olayların aydınlatılması açısından kritik rol oynuyor.