Uluslararası ilişkilerde deniz yetki alanları sıkça gündeme gelir ve bu tür adımlar geniş yankı uyandırır. Özellikle Ege Denizi gibi stratejik öneme sahip bölgelerde yapılan açıklamalar, dikkatle takip edilir. Son dönemde parlamentoda dile getirilen görüşler, mevcut dengeleri etkileyebilecek nitelik taşıyor.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, parlamentoda yaptığı konuşmada Ege Denizi'nde karasularını genişleteceklerini duyurdu. Bu adımın, ikinci bir deniz parkı kurulmasıyla birlikte daha geniş bir deniz stratejisinin ilk aşaması olduğunu belirtti. Bakan, Ege'de egemenliğin şu anda altı deniz miline kadar uzandığını hatırlatarak, "Ege Deniz Parkı 1" olarak adlandırılan parkın ardından ikinci bir park için harekete geçeceklerini ifade etti.
Yerapetritis, deniz parklarının egemenliği pekiştirdiğini ve yetki alanları üzerindeki iddiaları etkisiz hale getirdiğini vurguladı. "Artık egemenliğimizi pekiştiren ve yetki alanları üzerindeki her türlü iddiayı etkisiz hale getiren deniz parklarımız var" şeklinde konuşan bakan, bugün Ege Denizi'ndeki egemenliğin altı deniz miline kadar uzandığını ekledi. Bu açıklamalar, karasularının genişletilmesine yönelik kararlı bir tutum sergiliyor.
Yunanistan daha önce İyon Denizi'nde karasularını altı milden on iki mile çıkarmıştı. Ege'de benzer bir genişleme planı ise komşu ilişkilerde hassas bir konu olarak değerlendiriliyor. Ankara, bu tür bir adımın 1995 yılında mecliste oybirliğiyle kabul edilen karar doğrultusunda ciddi sonuçlar doğurabileceğini daha önce belirtmişti. O kararda, Ege'deki karasularının altı milin ötesine çıkarılmasının dengeleri bozacağı ve gerekli yetkilerin hükümete verildiği ifade edilmişti.
Bakan Yerapetritis, komşu ülkenin 1990'lı yıllarda gündeme getirdiği doktrini "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Bu söylemin Ankara'nın retoriğinde hala yer alabileceğini belirten bakan, "Ancak Yunanistan artık göz ardı edilemeyecek şekilde belgeli pozisyonlara sahip" dedi. Diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini savunan Yerapetritis, ulusal egemenlik konularında taviz verilmeyeceğini net biçimde ortaya koydu.
Yunanistan'ın pozisyonunu güçlendiren unsurlar da konuşmada öne çıktı. Bakan, ülkenin artık daha güçlü olduğunu ve müzakereleri bu güçle yürüttüklerini vurguladı. Savunma alanındaki modernleşme efforts ve yeni fırkateynlerle donatılan donanma, bu gücün somut göstergeleri olarak sunuldu. Bu gelişmeler, bölgesel dengeler açısından önemli bir değişim sinyali veriyor.
İki ülke liderleri arasında görüşme trafiği de devam ediyor. Cumhurbaşkanı ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis'in Şubat ayında Ankara'da bir araya gelmesi bekleniyor. Bu toplantı, mevcut konuların ele alınmasında kritik rol oynayabilir.
Deniz parkları girişimi, çevresel koruma gerekçeleriyle birlikte egemenlik alanlarını genişletme aracı olarak görülüyor. Ege Deniz Parkı 1'in kurulması, bu stratejinin ilk adımı olarak değerlendiriliyor. İkinci parkın ilan edilmesi ise karasuları genişletme sürecini hızlandıracak bir unsur olarak öne çıkıyor.
Tüm bu açıklamalar, Ege Denizi'ndeki yetki alanları tartışmasını yeniden gündeme taşıyor. Yunanistan'ın belgeli pozisyonlara dayalı tutumu ve savunma yatırımları, gelecekteki gelişmelerin yönünü belirleyecek faktörler arasında yer alıyor. Diyalog kanallarının açık tutulması vurgusu ise gerginliklerin yönetilmesinde önemli bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, parlamentodaki bu çıkış bölgesel stratejilerin netleştiğini gösteriyor. Karasuları genişletme ve deniz parkları hamleleri, Ege'deki dengeleri doğrudan etkileyecek nitelikte. Gelişmelerin yakından izlenmesi, olası yansımaların anlaşılması açısından büyük önem taşıyor. Liderler zirvesi, bu süreçte yeni bir dönüm noktası olabilir.