Küresel piyasalarda yaşanan sert hareketlilikler, yatırımcıların geleceğe dair beklentilerini kökten değiştiriyor. Doların 42,44 seviyesinde, Euro’nun 49,33 seviyesinde seyrettiği ve BİTCOİN'in 90.692,69 dolardan işlem gördüğü bu kritik dönemde, gözler hem geleneksel güvenli liman olan altına hem de dijital varlıkların lideri kripto paralara çevrilmiş durumda. Hükümetin, Türkiye ekonomisine dev bir kaynak akışı sağlaması beklenen yeni bir adımı masaya getirmesi, yani yastık altındaki altınların kiralanma modeliyle sisteme dahil edilmesi önerisi, tüm dikkatleri üzerine topladı. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan bu yöntemin, ülkemizde nasıl bir karşılık bulacağı büyük merak konusu olurken, ünlü ekonomist Filiz Eryılmaz, sistemin karmaşık işleyişini ve altın ile Bitcoin’deki en önemli kırılma noktalarını tüm detaylarıyla analiz etti.

Yastık Altı Serveti Harekete Geçiren Yeni Modelin Çarpıcı Detayları

Yıllardır birikim aracı olarak evlerde tutulan altınların ekonomiye kazandırılması amacıyla gündeme gelen bu kiralama sistemi, bireysel tasarrufları ve işletme ihtiyaçlarını bir araya getirmeyi hedefliyor. Ekonomist Filiz Eryılmaz’ın açıklamalarına göre, bu sistemde süreç oldukça şeffaf işliyor: Lisanslı aracı kurumlar, bankalar ya da rafineriler, vatandaşın altınını teslim alıyor ve bu miktarı resmi kayıtlara geçiriyor. Ardından, toplanan bu altınlar, kaynağa ihtiyacı olan işletmelere kiralanıyor. Altın sahibi ile kiralayan arasında detaylı bir kiralama sözleşmesi hazırlanıyor ve altın sahipleri, varlıklarını 3, 6 veya 12 aylık vadelerle sisteme dahil edebiliyor. Modelin en can alıcı kısmı ise sağladığı kazançta saklı: Vadenin uzunluğuna ve miktara bağlı olarak, altın sahiplerine faiz benzeri bir getiri ödeniyor. Vade sona erdiğinde, kişi teslim ettiği miktarın tamamını aynen geri alırken, getirisi altın, TL ya da döviz cinsinden kendisine sunulabiliyor. Bu yöntem, altın talebi olan şirketler için bir kaynak yaratırken, altın sahiplerine de evde saklamanın güvenlik risklerine karşı önemli bir avantaj sunan, kazanç yaratan bir tasarruf aracı sağlıyor.

Emekçilerin Öfkesi Sokaklara Taştı: Adalet ve Ekmek Mücadelesi
Emekçilerin Öfkesi Sokaklara Taştı: Adalet ve Ekmek Mücadelesi
İçeriği Görüntüle

Güven Krizi ve 500 Milyar Dolarlık İnanılmaz Potansiyel

Türkiye’de geçmişte de benzeri birçok girişimde bulunulmasına rağmen, bu modellerin kalıcı başarıya ulaşamamasının temelinde derin bir sorun yatıyor. Eryılmaz’a göre, bu sorunun kaynağı, toplumda sisteme yönelik tarihten gelen bir güvenmeme eğilimi. Bu eğilim, insanların altınlarını teslim etme konusunda tereddüt etmesine neden oluyor. Ancak bu seferki modelin bir avantajı var: Getirinin işletme tarafından ödenecek olması, sisteme olan ilgiyi artırabilir. Başlangıçta yüksek katılım beklenmemekle birlikte, zamanla güven tesis edildikçe katılımın artabileceği öngörülüyor. Bu modelin önemi, Merkez Bankası araştırmalarıyla da destekleniyor: Türkiye’de yastık altında biriken altınların değerinin yaklaşık 500 milyar dolarlık devasa bir potansiyele sahip olduğu belirtiliyor. Bu miktarın sadece yüzde 10’unun bile sisteme dahil edilmesi durumunda, ekonomiye 50 milyar dolar ek kaynak aktarılması mümkün hale gelebilir. Ancak Eryılmaz, "kemik altın yatırımcısı" olarak tanımlanan kesimin bu alışkanlıklarını kolay kolay değiştirmeye yanaşmayacağının da altını çiziyor.

Altın Fiyatlarında Yükseliş Trendi İçin Gözler Tek Bir Seviyede

Piyasalar, küresel altın talebinin sürmesiyle yön arayışını sürdürüyor. Ons altın, kısa bir süre önce 4381 dolar seviyesini test ettikten sonra yaklaşık yüzde 12’lik bir geri çekilme yaşadı. Ancak uzmanlar, bu düşüşün güçlü bir düzeltme olarak görülmediğini ifade ediyor; aksine, bireysel yatırımcılar bu düşüşleri birer alım fırsatı olarak değerlendirmeye devam ediyor. Piyasalarda, özellikle 2026 yılının bir "altın yılı" olacağına yönelik güçlü beklentiler, fiyatları destekleyen ana unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Ne var ki, jeopolitik risklerin azalması, özellikle Rusya–Ukrayna hattında olası bir barış ihtimali, kısa vadede altın fiyatlarını aşağı çekebilir. Böyle bir senaryoda fiyatın 4000 doların altına, hatta 3900 dolar seviyelerine gerileyebileceği vurgulanıyor, fakat bunun kalıcı bir düşüş olmayacağı bekleniyor.

Ekonomist Eryılmaz, yeni bir kalıcı yükseliş trendinden söz edebilmek için altın yatırımcılarının gözlerini tek bir seviyeye dikmesi gerektiğini belirtiyor. Ons altında 4185 doların üzerinde kalıcı bir hareket görmedikçe, yeni bir yükselişten bahsetmek oldukça zor. Geri çekilmelerde ise 4000 doların önemli bir destek seviyesi olduğu, bu eşiğin altındaki geri çekilmelerin ise 3920–3900 dolar bandında karşılanabileceği kritik uyarılar arasında yer alıyor.

Bitcoin'de Büyük Tehlike Sinyali: 84.000 Dolar Eşiği

Sadece altın değil, kripto para piyasası da son dönemde sert dalgalanmalarla sarsılıyor. Bitcoin’in 87.936 dolar seviyelerine kadar gerilemiş durumda olduğu ve kritik desteklerin altında fiyatlandığı görülüyor. Eryılmaz, kripto para yatırımcıları için 84.000 dolar seviyesinin hayati bir eşik olduğunu vurguluyor. Eğer Bitcoin bu kritik eşiğin altına inerse, düşüşün 70.000 dolara doğru derinleşebileceği yönünde ciddi bir uyarı yapılıyor.

Piyasalarda son haftalarda yaşanan bu sert hareketlerin nedeni ise, ABD’deki hükümetin açılması süreci ve FED’in belirsiz para politikası nedeniyle ortaya çıkan bir 'anomali' olarak açıklanıyor. Normal şartlarda ABD endeksleri ve Bitcoin’in yükselmesi beklenirken, büyük yatırımcıların, yani "balinaların", ETF’lerden çıkış yapması bu sert düşüşlere yol açtı ve piyasa güvenini zayıflattı.

Toparlanma İçin Kritik Seviyeler ve FED Beklentisi

Bitcoin'in yeniden güç kazanarak toparlanma sürecine girmesi için öncelikle 93.000 dolar seviyesinin, ardından ise 96.000 dolar seviyelerinin aşılması gerekiyor. Kripto piyasasının geleceği, büyük ölçüde ABD Merkez Bankası'nın (FED) atacağı adımlara bağlı. Eryılmaz, FED’in bir faiz indirimi adımı atması durumunda toparlanmanın hızlanacağını, ancak eğer Aralık ayında faiz indirimi gelmezse, bu sürecin beklenenden daha uzun sürebileceğini ifade ediyor.

Tüm bu veriler ışığında, hem geleneksel hem de dijital yatırım araçlarında belirsizlik devam ederken, yatırımcılar için belirtilen bu kritik eşikler, portföylerini korumak ve gelecekteki fırsatları yakalamak adına yol gösterici nitelikte. Piyasalar adeta bir satranç tahtasına benziyor; her oyuncu (yatırımcı), bir sonraki hamlesini (alış/satış) yapmadan önce, en zayıf noktasını (kritik destek seviyesini) korumak zorundadır. Eryılmaz’ın açıkladığı eşikler, bu oyunda güvenli bölge ile büyük kayıp riski arasındaki ince çizgiyi belirliyor.