Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) koridorları uzun süredir böylesine sarsıcı bir iddiayla çalkalanmamıştı. Siyaset sahnesinde fırtınalar koparan ve partisi içinde dahi derin çatlaklara yol açan bu durum, gözleri, "arınma" çağrısının gölgesinde kalan bir milletvekilinin üzerine çevirdi. Hakkında çıkan ve ağızdan ağıza yayılan suçlamalar öylesine vahim ki, iddia edilenlerin arasında ülkenin en çok konuşulan yüz kızartıcı eylemleri yer alıyor. Ancak siyasi kariyeri uğruna her şeyi riske atan bu ismin verdiği cevap, kamuoyunu şaşkına çevirecek nitelikte. Bu vekil, sadece ismini temize çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu iftiraları ortaya atanlara meydan okuyarak, tarihi bir intikam yemininde bulunuyor. Ankara’daki bu gerilim dolu siyasi dramın perde arkası ve emeklilerin yükselen sesinin tüm detayları bu özel haberimizde.
Beklenmedik Zaferin Ardından Gelen Şok Suçlamalar
Mersin siyasetinin köklü bir geçmişine sahip olan, 1946'da Demokrat Parti’ye katılan ve Adalet Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin kuruluşunda da yer alan Sabri Çakır’ın oğlu olan Hasan Ufuk Çakır, dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine partiye üye oldu. Ön seçimle ilçe ve il delegeliğine seçilen Çakır, 2023 milletvekili seçimlerinde partisinden 5. sıra adayı gösterildi. Seçimlere girildiğinde, CHP’nin Mersin’de halihazırda üç milletvekili bulunması nedeniyle, 5. sıradan bir adayın seçilmesi neredeyse imkansız olarak görülüyordu. Ancak tüm beklentilerin aksine, Hasan Ufuk Çakır, 5. sıradan milletvekili seçilerek büyük bir sürpriz yaptı. Açıkçası, ön sıralarda gösterilen bazı milletvekilleri dahi onun seçilebileceğini beklemiyordu. İşte tam bu zaferin ardından, daha adaylık sürecinde yayılan o korkunç iddia yeniden gündeme geldi: Bu kişinin 11 ayrı konuda adli sicil kaydı bulunduğu öne sürüldü.
Otomobil Hırsızlığından Uyuşturucu Kaçakçılığına Kadar Akla Gelmedik İftiralar
Bu iddialar, milletvekilinin TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda Tarım Bakanlığı bütçesi üzerine konuşmaya hazırlandığı kritik bir dönemde bir televizyon kanalında yayınlandı. İddiaların odağında sadece basit adli kayıtlar değil, "otomobil hırsızlığı" gibi yüz kızartıcı bir suçlama da bulunuyordu. Ancak Milletvekili Çakır, yaşananlara sert tepki gösteriyor ve “Benim sabıkam yok” diyerek elindeki sabıka kaydının bulunmadığına dair belgeyi gösteriyor. Çakır, yüz kızartıcı suçlama, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, uyuşturucu kaçakçılığı, kısaca aklınıza gelebilecek her türlü suçlamayla ilgili hayatının hiçbir yerinde bir tek çizik bulunamayacağını kesin bir dille ifade etti. Bu meselenin böylesine haber konusu olmasının, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘arınma’ konulu açıklamasına imza atmasıyla başladığını belirtti. İddialar, "Arınma isteyen milletvekilinin 11 sabıkası var, bunlar arasında otomobil hırsızlığı da bulunuyor" şeklinde yayıldı.
Milletvekilinin Çarpıcı Savunması: Kavga Cezası Hırsızlık Diye mi Yayıldı?
Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, geçmişte yaşadığı ve siciline yansıyan tek olayın, Mersin’deki bahçesine giren ve evine yerleşen yabancı uyruklu kişilerle ilgili olduğunu anlattı. Bu kişiler, Çakır’ın ağaçlarını da kesince bir kavga çıktı. Bu olayın sonucunda Çakır, 3 bin lira para cezasına ve 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Çakır, bu tür olayların yaşanabileceğini kabul ediyor ancak “otomobil hırsızlığı” gibi önemli bir suçlamanın kanıt olmadan dillendirilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Bu ağır iftiralar karşısında televizyondan düzeltme istediğinde kendisine ‘Gidin dava açın’ denildiğini belirten Çakır, derhal hukuki süreci başlattığını ve davaları açtığını duyurdu.
Ankara’nın Kalbinde İntikam Yemini: "Kanıtlasınlar, Kendimi Asarım"
Milletvekili Çakır, iddiaların ciddiyeti ve kişisel onuruna verilen zarar karşısında geri adım atmadı. Partisinin yetkililerine durumu göstermesine rağmen ilgi görmediğini belirten Çakır, kamuoyuna tarihi bir meydan okumada bulundu: “Bir kez daha söylüyorum, bırakın otomobil hırsızlığıyla ilgili sabıka kaydımın bulunduğu yalanını, bu konuda bir makama verilmiş şikayet dilekçesi göstersinler, söz veriyorum kendimi Ankara’nın Kızılay meydanında asacağım.”. Bu çarpıcı açıklama, siyaset gündemini altüst ederken, en büyük şok ise iddiaların kaynağı hakkındaki itiraf oldu. Çakır, ne yazık ki bu yalanların kaynağının yine bir CHP Milletvekili olduğunu iddia etti. Tüm bunlara rağmen, Çakır kendisini itibarsızlaştırmak isteyen yayın organlarına rağmen “Yel kayadan bir şey koparamaz” diyerek, Mersin’in 505 köyünün kendisini ve ailesini iyi tanıdığını, namuslarıyla ve onurlarıyla çiftçilik yapan büyük bir aile olduklarını belirtti.
Siyasetin Çalkantılı Gündemi: Yalnızlık Hissi ve Emeklilerin Tarihi Mitingi
Bu iftiralar karşısında partisinden yeterli desteği alamaması ve yaşadığı yalnızlık duygusu, Hasan Ufuk Çakır’ın partisinden istifa etme ihtimalini de beraberinde getiriyor. Öte yandan, ülke siyasetinin bir diğer sıcak gündemi ise geçim sıkıntısı altında ezilen 17 milyon emeklinin çığlığı oldu. Her zaman “Allah devletimize zeval vermesin” diyen emekliler, geçim sıkıntısının derinleşmesiyle seslerini yükseltmeye başladı ve parça parça eylemlerin etkili olmadığını anlayarak siyasi görüş ayrılıklarını bir kenara bırakıp birlikte hareket etme kararı aldı.
Emeklilerin maaşları, insan onurunu zedeleyecek ve yoksulluğa mahkum edecek düzeye inmiş durumda. Bu duruma tepki olarak, 6 Aralık Cumartesi günü saat 13.00’te Tandoğan Anadolu Meydanı’nda “Yurttaş Birlikteliği” öncülüğünde “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingi” gerçekleştirilecek. İki gözü de görmeyen Avukat Turan İçli, emeklilerin hayati önem taşıyan taleplerini açıkça sıraladı.
Emeklilerin 9 Maddelik Acil Eylem Planı: Bütçe Hakkı Artık İsteniyor
Emeklilerin temel beklentileri, ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde hükümetin acilen atması gereken adımları işaret ediyor. Turan İçli ve arkadaşları tarafından gazetemize iletilen talepler şunları içeriyor:
- En düşük emekli maaşının, en düşük memur maaşı ile eşitlenmesi.
- Muayene, tetkik, tedavi ve ilaç bedeli olarak emeklilerden kesilen “katkı payının” derhal kaldırılması ve parasız sağlık hizmetlerine kolay erişimin sağlanması.
- Bütçe kaynaklarının tüm yurttaşlar ve toplumsal kesimler arasında eşit ve adil dağıtılması.
- Bayram ikramiyelerinin bir maaş tutarına yükseltilmesi ve yılda dört kez ödenmesi.
- Banka promosyonlarının da bir maaş tutarında ve her yıl ödenmesi.
- Halen ihtiyaca yetmeyen 18 bin yatak kapasitesine sahip resmi huzurevlerinin kapasitesinin 50 bine çıkarılması.
- Emekli sendikalarının örgütlenmesi önündeki fiili engellerin kaldırılması.
- Engellilerin erken emeklilik hakkını ortadan kaldıran yasanın iptal edilmesi ve emeklilik değerlendirilmesinde yeniden sakatlık oranının esas alınması.
- EYT meselesinin çözümlenmesi, 5 bin gün prim ve kısmi emeklilik hakkının 1999 öncesine dönmesi ve staj başlangıç süresinin emeklilik başlangıç süresinden sayılması.
Avukat Turan İçli, bu tarihi birlikteliğin gücünü şu sözlerle özetledi: “Çok örgülü saç kopmaz. Sen de aramıza katıl, sesimize ses, ol. Sen yoksan bir eksiğiz.”. Siyasetin bir yanında itibar mücadelesi verilirken, diğer yanında milyonlarca insanın temel geçim mücadelesi, Türkiye'nin gündemini adeta bir fırtına gibi kasıp kavurmaya devam ediyor. Bu iki olay, siyasi arenadaki çalkantının ne denli derin olduğunu gösteren çarpıcı bir aynadır.





