Adli süreçler bazen uzun yıllar alır ve geçmiş olaylar yeniden gündeme gelir. Özellikle iş dünyasındaki anlaşmazlıklar, ciddi suçlamalara dönüşünce kamuoyunun ilgisini çeker. Son dönemde açılan bir dava, bu tür durumların örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Murat Çeşen, CCN Holding Başkanı ve IC İçtaş İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi olarak büyük kamu ihaleleri üstlenen bir iş insanı hakkında, 22 Şubat 2018 tarihinde yaşanan olay nedeniyle tehdit suçlamasıyla dava açıldı. Şikayetçi iş insanı C.D.'nin şirketi, Mersin ve Bilkent Şehir Hastaneleri inşaatlarında CCN Holding'in taşeronu olarak çalışmıştı. Anlaşmazlık, C.D.'nin Mersin projesinden 8,5 milyon euro ve Bilkent projesinden 500 bin euro alacağı olduğunu iddia etmesiyle başladı.
Olay günü C.D., Murat Çeşen tarafından Ankara Bilkent Şehir Hastanesi şantiyesine çağrıldı. Şantiyeye girişte üst araması yapıldı, telefonuna el konuldu ve başında silahlı kişilerle bir sandalyede iki saat bekletildi. Murat Çeşen odaya geldiğinde C.D., cebindeki ikinci telefonla 44 dakikalık görüşmeyi gizlice kaydetti. Görüşmede Murat Çeşen'in şu ifadeleri kullandığı iddia ediliyor: "Adamım bana gelecek, ben düşüneceğim sana ne yapılması gerektiğinin son bir kez daha fırsat veriyorum. Bundan sonra başka fırsatın yok. Bilesin ki eğer kabul ettin ettin, etmedin, düşmanımısın. Seni ilk gördüğüm yerde başka bir muamele çekeceğim. Yok öyle yaralı bırakmam. Sen merak etme yaralı bırakmam... Onun için bu son fırsatın. Tamam mı alacak kelimesi yok, benden alacağın yok."
C.D., görüşme sonrası bir boşluk bulup odadan ayrılarak şantiyeden ayrıldı. Aynı yıl Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu ve 44 dakikalık ses kaydını delil olarak sundu. Ayrıca iki dakikalık bir ek ses kaydıyla İbrahim Çeşen'e şu mesajı gönderdiği belirtiliyor: "Siz uzlaşmaya davet ettiğiniz insanların kafasına silah dayatıp ibra mı ettiriyorsunuz."
Soruşturma sürecinde savcılık, 6 Nisan 2023'te hakaret, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından takipsizlik kararı verdi. Ancak şikayetçi avukatı Abdullah Kaya'nın itirazı üzerine Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği, 19 Temmuz 2023'te bu kararı kaldırdı ve soruşturma yeniden başlatıldı. Murat Çeşen, savcılığın davetlerine rağmen ifade vermedi.
7 Mayıs 2025'te savcılık, yalnızca tehdit suçundan iddianame düzenledi ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası talep etti. Dava, Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başladı. İlk duruşmada Murat Çeşen katılmadı, şikayetçi C.D. ve avukatı hazır bulundu. Mahkeme, ses kaydındaki kişinin Murat Çeşen olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.
Şikayetçi tarafın avukatı Abdullah Kaya, dilekçesinde şantiyeye silahlı adamlar eşliğinde alınma, taciz ve kapatma iddialarını dile getirdi. Davanın yağmaya teşebbüs kapsamında ağır cezada görülmesi gerektiğini savundu. Murat Çeşen'in avukatı Seda Bingöl ise ses kaydını kabul etmediklerini, ifadelerin tehdit niteliği taşımadığını belirtti. Görüşme sırasında ibraname veya protokol imzalanmadığını, aksine C.D.'nin hak edişlerine ek olarak 5,5 milyon euro ödeme sağlanacak bir protokol hazırlandığını ifade etti. Silah bulunmadığına dair savunma da yapıldı.
CCN Holding, Bilkent ve Mersin Şehir Hastaneleri gibi büyük kamu-özel işbirliği projelerini yürütmüştü. IC İçtaş İnşaat ise Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Çevre Otoyolu, Antalya Havalimanı, New York Türk Evi, Akkuyu Nükleer Santrali ve Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi gibi önemli ihaleler aldı. İbrahim Çeşen, IC İçtaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı olarak biliniyor.
Bu dava, iş dünyasındaki alacak-verecek anlaşmazlıklarının nasıl ciddi adli boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor. Ses kaydının bilirkişi incelemesi sonucu, sürecin seyrini belirleyecek önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Şikayetçi tarafın yağma teşebbüsü iddiası ve savunma tarafının protokol vurgusu, mahkemedeki tartışmaların ana eksenini oluşturuyor.
Sonuç olarak, yedi yıl sonra açılan bu dava, delillerin değerlendirilmesi ve tanık ifadeleriyle devam edecek. Mahkemenin bilirkişi raporu sonrası vereceği kararlar, hem taraflar hem de benzer anlaşmazlıklar yaşayanlar açısından emsal niteliği taşıyabilir. Adli süreçlerin uzunluğu ve delil incelemelerinin önemi, bir kez daha ön plana çıkıyor.