Siyasi partilerin il teşkilatları, yerel ziyaretlerle gündeme gelmeye devam ediyor. Bu tür etkinliklerde ekonomik sorunlar sıkça masaya yatırılıyor, vatandaşların beklentileri doğrudan dile getiriliyor.

MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık ve Nazilli İlçe Başkanı Hasan Hüseyin Eren, Nazilli Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında gazeteciler, emekli maaşlarıyla ilgili eleştirileri gündeme getirdi. Özellikle Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında emekli maaşlarını "sefalet ücreti" olarak nitelemesine rağmen, TBMM'de emekli maaşlarının araştırılması ve artırılmasına yönelik önergelerin MHP oylarıyla reddedilmesi soruldu.

Özgür Özel: Son Söz Sandıkta
Özgür Özel: Son Söz Sandıkta
İçeriği Görüntüle

Alıcık, bu durumda bir tezat olmadığını belirterek yanıt verdi. Öncelikle devleti kimin yönettiğine bakmak gerektiğini vurguladı. Önergenin kim tarafından verildiğinin önemli olduğunu, muhalefet partisinin önerge vermesinin doğal olduğunu ancak işlerin iktidar üzerinden yürütüleceğini ifade etti.

Muhalefetin asgari ücret gibi konularda önerilerde bulunduğunu ancak bunları hayata geçirip geçirmediğine dikkat çekti. Basına konuşmakla işlerin olmayacağını, önerilerin AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi üzerinden yürütüleceğini belirtti. Kusura bakılmasın diyerek siyaset yaptıklarını, bütçenin nereden ayarlanacağı konusunda bilgi eksikliği olduğunu dile getirdi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı'nın ne söylediyse onu yapacaklarını, emekli maaşlarıyla ilgili arkadaşların çalıştığını aktardı. Haberlerin kaçırıldığını düşünerek, en düşük emekli maaşlarının 20 bin lira olması yönünde önerge geleceğini, ikinci bir önergeyle üst limitin daha yukarı çekileceğini söyledi.

Hayat pahalılığına engel olmak için yetkili olsa temel ihtiyaç maddelerinde tek standart ve tek fiyat getireceğini açıkladı. Bir sene boyunca et, pirinç gibi ürünlerin sabit fiyatla satılmasını önerdi. Zam yapıldığı anda market fiyatlarının değiştiğini herkesin gördüğünü belirtti.

Üreticinin kazanmadığını, tüketicinin mağdur olduğunu, aradaki kişilerin kazanç sağladığını ifade etti. Devlet olarak denetim yapılabileceği önerisine karşılık, devletin kimlerden oluştuğunu hatırlattı. Hepimizin devleti ayakta tutması gerektiğini, aksi takdirde konuşulacak bir şey kalmayacağını vurguladı.

En rahatsız olduğu konunun milletin haline şükretmemesi olduğunu söyledi. Para beklentilerinin çoğaldığını, şükürsüzlüğün memleketin sonu olacağından korktuğunu açıkça dile getirdi.

Emekliye, devlet memuruna, garip gurebaya sahip çıkıldığını ve çıkılmaya devam edileceğini belirtti. Maaşların yetersiz olduğunu kabul ederek eyvallah dedi. Paranın gücünü ve alım gücünü artırmak, fiyatların bir günde değişmesini önlemek gerektiğini ifade etti.

Et, pirinç, süt, yiyecek ve giyecek gibi temel ürünlerde devlet çalışması yapılması gerektiğini savundu. Vicdanlardaki kirliliği halletmek gerektiğini, Türk toplumu olarak bu konuda adım atılması gerektiğini ekledi.

Bu açıklamalar, emekli maaşları ve ekonomik zorluklar tartışmalarında yeni bir boyut açtı. Şükür vurgusu ve sabit fiyat önerisi, geniş yankı buldu. Emeklilerin beklentileri ile siyasi yaklaşımlar arasındaki denge, gündemin önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.