Son dönemde güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonlar, hem başarıları hem de yaşanan kayıplarıyla geniş yankı uyandırıyor. Özellikle örgütlü suç ve terör unsurlarına yönelik müdahaleler, profesyonellik ve planlama açısından sıkça tartışma konusu oluyor. Bu tür eylemlerin başarısı, sadece cesaretle değil, detaylı hazırlık ve doğru yönetimle mümkün hale geliyor.

Yalova'da gerçekleştirilen DEAŞ operasyonunda 3 polis şehit olurken, 8 polis ve 1 güvenlik görevlisi yaralandı. Operasyonun uzamasının nedeni, teröristlerin kadın ve çocukları canlı kalkan olarak kullanmasıydı. Bu durum, müdahale ekiplerinin masumları korumak için ekstra dikkat göstermesini gerektirdi ve operasyonun zorluğunu artırdı.

Resmi Gazete'den Gümrük Düzenlemesi: Yolcu Muafiyetlerine Dikkat
Resmi Gazete'den Gümrük Düzenlemesi: Yolcu Muafiyetlerine Dikkat
İçeriği Görüntüle

Eski İçişleri Bakanı ve emniyetin efsane isimlerinden Sadettin Tantan, bu tür operasyonların başarısında zamanlamanın kritik rol oynadığını vurguluyor. Yanlış bir saat seçimi, hedeflerin kaçmasına veya diğer noktaların uyarılmasına yol açabiliyor. Özellikle hücre evi baskınlarında gündüz, erken akşam veya geç sabah saatleri etkin değilse tercih edilmemeli. Birden fazla nokta varsa, eş zamanlı müdahale şart.

Operasyonlarda sık yapılan hatalar arasında saha ekiplerinin yanlış bölünmesi yer alıyor. Yakalama timi, çevre güvenliği, tıbbi destek, takviye ve yönetim birimleri ayrı planlanmalı. Yöneticilerin yakalama timine personally katılması, kontrol kaybına ve kriz anlarında yönetim boşluğuna neden oluyor. Bunun yerine yöneticiler uzaktan konumlanmalı, kuvvetleri doğru yerleştirerek sakin şekilde yönlendirmeli.

Başarılı operasyonların adım adım kuralları şöyle sıralanıyor: Operasyonlar kendiliğinden gelişmez, önceden hazırlanmış planlara dayanır. İlk kritik unsur zamanlama; yanlış zamanlama operasyonu başlamadan bitirir. Hedeflerin konumları, zamanları ve koşulları önceden tam olarak belirlenmeli. Birden fazla yer varsa eş zamanlı planlama yapılmalı ki uyarı zinciri kırılmasın.

Personel, görev ve uzmanlıklarına göre atanmalı, rastgele değil. Timler ayrı ayrı planlanmalı: yakalama, güvenlik, tıbbi, takviye ve yönetim. Ekipmanlar operasyonun niteliğine göre önceden belirlenip hazırlanmalı: araçlar, silahlar, mühimmat, teknik donanım. Tek bir yönetici olmalı ki yetki karmaşası yaşanmasın.

Yönetici yakalama timine katılmamalı, uzaktan denetlemeli. Riskler ve beklenmedik gelişmeler için alternatif senaryolar hazır olmalı. Sürekli bilgi akışı sağlanarak taktik ayarlamalar yapılmalı. Operasyon sonrası değerlendirmelerle eksiklikler tespit edilmeli, gelecek müdahaleler için dersler çıkarılmalı.

Tantan, eğitim, bilgi ve donanım eksikliği olan müdahalelerin genellikle başarısızlıkla sonuçlandığını belirtiyor. Bu eksiklikler, kayıpları artırırken tehditlerin bertaraf edilmesini zorlaştırıyor.

Tehditlere karşı yeni bir altyapı kurulması gerektiği vurgulanıyor. Geniş istihbarat haber toplama ağları oluşturulmalı, her kurum ve birime net görev tanımları yapılmalı. Sürekli yasal ve kurumsal mücadele için "Başsavcılık Kurumu" kurulmalı. Hızlı bilgi akışı için devlet üniversiteleri ve araştırma enstitülerinde bilgi laboratuvarları oluşturulmalı.

"Ulusal Strateji Belgesi" yeniden yazılmalı; milletin eğitimi, konuşlandırılması ve kullanımı ulusal/uluslararası düzeyde tanımlanmalı. Bu belge teknoloji gibi güncellenmeli ve devlet politikası haline getirilmeli.

Kandil, Sincar, Suriye ve iç bölgelerdeki yapıların ABD, İngiltere ve bazı NATO ülkelerinin istihbarat ofisleri tarafından korunduğu belirtiliyor. Bu ülkeler istihbarat ağlarıyla tehditleri halka zarar vermeden nötralize ediyor. Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde savcılık kurumları varken, birçok AB ülkesi benzer yapılar kurmaya çalışıyor ki Avrupa çapında koordinasyon sağlansın.

Bu tespitler ışığında doğrudan tehdit altında olunduğu uyarısı yapılıyor. Profesyonel operasyonlar ve kurumsal reformlar olmadan tehditlerin üstesinden gelmek zorlaşıyor. İstihbarat zaafıları ve planlama hataları, güvenlik güçlerini riske atarken, masumları da tehlikeye sokuyor.

Güvenlik operasyonlarında yaşanan şehitler ve yaralanmalar, sistemdeki eksiklikleri gözler önüne seriyor. Terörle mücadelede sadece saha müdahalesi yetmiyor; istihbarat, planlama ve kurumsal yapıların güçlendirilmesi şart. Bu uyarılar, acil önlemler alınmazsa tehditlerin büyüyebileceğini işaret ediyor.

Eski bakanın önerileri, terör tehdidi, örgütlü suç ve dış destekli yapılar karşısında kapsamlı bir strateji gerekliliğini ortaya koyuyor. Başsavcılık kurumu gibi yenilikler, yasal mücadeleyi hızlandırabilir. Ulusal strateji belgesinin güncellenmesi ise uzun vadeli güvenlik politikalarını şekillendirebilir.

Operasyonlardaki zamanlama ve yönetim hataları, sadece Yalova ile sınırlı kalmayıp genel bir sorun olarak öne çıkıyor. Eğitimli timler, donanımlı ekipler ve tek elden yönetim, başarı oranını artıracak unsurlar arasında sayılıyor.

Tehditlerin doğrudan boyut kazandığı bu dönemde, istihbarat ağlarının genişletilmesi hayati önem taşıyor. Yabancı istihbarat ofislerinin koruma faaliyetleri, jeopolitik riskleri artırıyor. Bu gerçekler karşısında sessiz kalınması, tehlikeyi büyütüyor.

Sonuç olarak, güvenlik zaafıları ve terör tehdidi konusunda yapılan bu çarpıcı uyarılar, acil reform ihtiyacını gündeme getiriyor. Profesyonel operasyon planlaması, kurumsal yenilikler ve ulusal stratejiyle tehditler bertaraf edilebilir. Bu tespitler, güvenlik politikalarının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Gelişmeler, yakın takip gerektiren bir önem taşıyor.