Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde terörle mücadele ve güvenlik politikaları üzerine sert tartışmalar yaşandı. Son günlerde ülke gündemini meşgul eden güvenlik olayları, muhalefet partilerinin iktidarı sıkı bir şekilde sorgulamasına neden oldu. Özellikle terör örgütü IŞİD'in ülke içerisindeki faaliyetleri, yürütülen operasyonlar ve istihbarat çalışmalarının etkinliği konusunda çarpıcı iddialar Meclis kürsüsünden dile getirildi. Muhalefetten gelen eleştirilerde, mevcut güvenlik politikalarının yeterli olmadığı ve ciddi zaafiyetler taşıdığı vurgulanırken, iktidar partisi temsilcileri ise güvenlik güçlerinin kararlılıkla görev yaptığını savundu.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti'nin grup önerisi üzerine söz alarak IŞİD terör örgütünün son on yılda ülke genelinde gerçekleştirdiği saldırılara dikkat çekti. Salıcı, bu terör örgütüyle yürütülen mücadelede ciddi yetersizliklerin bulunduğunu vurgulayarak, iktidarı sert bir dille eleştirdi. Konuşmasında Ankara, İstanbul, Suruç, Gaziantep ve Yalova'da yaşanan terör saldırılarını hatırlatan Salıcı, bu olaylarda yüzlerce masum vatandaş ve güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini belirtti. Her bir şehit için saygı duruşunda bulunduğunu ifade eden milletvekili, terörle mücadelede geçen zamanın boşa harcandığını ve somut sonuçlar alınamadığını öne sürdü.
Salıcı'nın konuşmasında öne çıkan en dikkat çekici noktalardan biri, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın IŞİD'in yeni yapılanmasıyla ilgili hazırladığı Mektebi Furkan dosyası oldu. Bu dosyada yer alan bilgilere göre, terör örgütü sadece Suriye ve Irak'ta değil, Afganistan, Gürcistan ve bazı Afrika ülkelerinde de yeniden yapılanma çalışmaları yürütüyor. Daha da endişe verici olan ise örgütün yeni merkez üssünün iddia edildiği gibi büyük ölçüde ülke topraklarında kurulmaya çalışılması. Salıcı, Başsavcılık dosyasında belgelenen bu bilgilerin kamuoyuna yansımasına rağmen iktidarın gerekli ciddiyeti göstermediğini savundu.
İddianameye göre, Afganistan'da terör saldırıları düzenleyen IŞİD militanlarının Van ve Ağrı üzerinden ülkeye giriş yaptığı tespit edilmiş. Bu militanların İstanbul'daki otellerde konakladığı, Sincan ve Ulus'taki hamamlarda, Afyon ve Kütahya'nın kaplıcalarında bir araya geldikleri belgelenmiş durumda. Sahte pasaportların Hatay ve Gaziantep'te temin edildiği, Yalova'da bir dergi çevresi üzerinden Gürcistan yapılanmasına adam kazandırma faaliyetlerinin yürütüldüğü dosyada yer alan bilgiler arasında. Uganda'da su kuyusu açma projesi bahanesiyle valilik onayıyla örgüte para toplandığı iddiaları da dikkat çekici detaylar arasında.
Salıcı, konuşmasında Sağlık Bakanı'na yönelik çarpıcı sorular yönelterek IŞİD hapı olarak tanımlanan yeşil reçeteli ilaçların örgüte yakın hekimler tarafından yazıldığını iddia etti. Bu doktorların kimler olduğunu ve neden herhangi bir işlem yapılmadığını sorgulayan Salıcı, terör örgütü mensuplarının çeşitli yollarla nasıl korunduğunu ve desteklendiğini açıklaması gerektiğini söyledi. Bu durumun ülke güvenliği açısından son derece tehlikeli boyutlara ulaştığını vurgulayan milletvekili, sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Adalet Bakanı'na yönelttiği sorularla da dikkat çeken Salıcı, adaletsizlik algısının toplumda giderek güçlendiğini öne sürdü. Gezi Parkı olayları nedeniyle 18 yıl hapis cezası alan kişilerin durumu ile IŞİD üyelerinin serbest bırakılması arasında karşılaştırma yapan Salıcı, adalet sisteminde çifte standart uygulandığını savundu. Bazı bireylerin siyasi görüşleri nedeniyle IŞİD'li teröristlerden daha tehlikeli olarak değerlendirildiğini iddia eden milletvekili, bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı.
6 Şubat depremleri sonrasında Suriye'deki hapishanelerden kaçan teröristlerin ülkeye geçiş yaptığına dair iddiaların ve iktidara yakın medya organlarında çıkan haberlerin altını da çizen Salıcı, bu konuda şeffaf bir açıklama yapılmadığını belirtti. Deprem felaketinin yaşandığı kaotik ortamda sınır güvenliğinin zayıfladığı ve bu durumdan terör örgütlerinin faydalandığı yönündeki endişelerin giderilmediğini söyleyen milletvekili, güvenlik açıklarının kapatılması gerektiğini vurguladı.
Salıcı'nın konuşmasını tamamlarken sorduğu soru, iktidarı hedef alan en sert ifadelerden biri oldu: IŞİD'le etkin bir mücadele yürütmeniz için başımıza daha kaç felaket gelmesi gerekiyor? Bu retorik soru, aslında muhalefet partisinin iktidarın terörle mücadele politikalarına olan güvensizliğini özetler nitelikteydi. Salıcı, her saldırı sonrasında verilen teminatların ve yapılan açıklamaların yeterli olmadığını, somut adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Yalova'da gerçekleştirilen ve 3 polis memurunun şehit olduğu, 8 polis ve 1 bekçinin yaralandığı IŞİD operasyonu, tartışmaların odak noktasını oluşturdu. Operasyonun saatlerce sürmesi, zırhlı araç ve Özel Harekat desteğinin gecikmesi gibi konular muhalefet tarafından sert bir şekilde eleştirildi. CHP'li vekiller, operasyon planlamasındaki zaafiyetlerin can kaybına yol açtığını savunarak, yüksek riskli operasyon protokollerinin neden uygulanmadığını sorguladı.
İçişleri Bakanlığı'nın IŞİD'in yıl başında eylem yapabileceği uyarısında bulunmasına rağmen yeterli önlemlerin alınmadığı iddiası da gündeme getirildi. Salıcı, 2023 yılında Meclis'e IŞİD'le ilgili bir araştırma önergesi verdiklerini ancak bu önergenin iktidar oylarıyla reddedildiğini hatırlattı. O dönem Yalova'da IŞİD'in örgütlenmesine dikkat çektiklerini ancak bu uyarıların ciddiye alınmadığını belirten Salıcı, yaşanan acı olayların önlenebilir olduğunu savundu.
Düzensiz göçün terör riskini artırdığını vurgulayan Salıcı, yabancı teröristlerin diğer göçmenlerin arasına karışarak kendilerini kamufle ettiklerini belirtti. Afganistan'dan ülkeye uyuşturucu, ülkeden Afganistan'a terörist ihraç eden bu sistemin acilen sonlandırılması gerektiğini söyleyen milletvekili, göç politikalarının güvenlik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
İktidar milletvekilleri ise güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde terörle mücadele yürüttüğünü, son dönemde yapılan operasyonlarda yüzlerce terör şüphelisinin yakalandığını belirterek muhalefetin eleştirilerine cevap verdi. Güvenlik güçlerinin canları pahasına görev yaptığını vurgulayan iktidar temsilcileri, operasyonların başarıyla sürdürüldüğünü ancak terörle mücadelenin uzun soluklu bir süreç olduğunu ifade etti.
Terör örgütü IŞİD'in ülkedeki varlığı ve faaliyetleri konusu, sadece güvenlik boyutuyla değil, sosyal ve ekonomik etkileri açısından da önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Toplumun huzuru, turizm sektörü, yabancı yatırımlar ve ülkenin uluslararası imajı gibi birçok alanda olumsuz etkiler yaratan terör tehdidinin bertaraf edilmesi için kapsamlı stratejilerin geliştirilmesi gerektiği konusunda uzmanlar hemfikir.
Sonuç olarak, TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan tartışmalar, terörle mücadele konusunun siyasi gündemin merkezinde olmaya devam edeceğini gösteriyor. Muhalefet partilerinin iktidarı sıkı bir şekilde takip ettiği ve her fırsatta hesap sorduğu bu süreçte, güvenlik politikalarının etkinliği, istihbarat çalışmalarının yeterliliği ve operasyonların başarısı yakından değerlendirilmeye devam edecek. Yalova'da şehit olan güvenlik görevlileri için yapılan vurgular ve ailelerine duyulan taziyeler, bu acı olayların bir daha yaşanmaması için daha etkin önlemler alınması gerektiği konusunda ortak bir kararlılığa işaret ediyor.




