Ankara'nın tarihi dokusu içinde gizlenmiş bölgeler, yıllardır hayat mücadelesinin en zorlu sahnelerine ev sahipliği yapıyor. Soğuk kış günlerinde sokaklarda kalanlar, yoksulluğun en acı yüzüyle karşı karşıya kalıyor. Bu bölgelerde esnafın, emeklilerin ve kimsesizlerin günlük hayatta karşılaştığı zorluklar, vicdanları sarsacak boyutlarda.
İtfaiye Meydanı olarak bilinen ve eskiden Hergelen Meydanı diye anılan bu alan, ikinci el eşyaların satıldığı, ucuz beyaz eşya ve mutfak ürünlerinin bulunduğu bir merkez. Ankara'ya yolu düşenlerin uğrak yeri olan meydan, bugün derin yoksulluğun simgesi haline gelmiş. Esnaf, buraya neden Hergelen denildiğini anlatırken, geçmişte herkesin buraya geldiğini, velisiyle delisinin bir araya toplandığını belirtiyor. Meydanın çevresindeki tarihi binaların yarısı yıkılmış, kalanlar için esnafın tepkisiyle yıkım geçici olarak durdurulmuş.
Kışın en sert günlerinde sokakta kalan yaklaşık 200 kişi, Ankara Valiliği'nin girişimiyle önemli bir destek almış. Bu kişiler, Kral Paris Hotel'e yerleştirilmiş. Otelin kapısına "Ankara Valiliği Kimsesizler Misafirhanesi" tabelası asılmış. Burada kalanlar, sıcak oda, banyo ve düzenli hizmetten memnun. Nerede kaldıklarını soranlara gururla "Paris Hotel'de kalıyorum" demeleri, onları mutlu ediyor.
Bölgedeki otellerde kalanların çoğu emekli, yaşlılık veya engelli aylığı alan kişiler. Günlük oda fiyatları banyolu için 750 lira, banyosuz için 500 lira civarında. Otel işletmecileri, müşterilerin ödeme zorluğunu bildikleri için bazen kolaylık sağlıyor. Bir otelin girişinde "Veresiye teklif etmeyiniz" yazısı dikkat çekiyor. Otel görevlileri, veresiye taleplerinin sık olduğunu, özellikle emeklilerin maaş günü ödeme sözü verdiğini anlatıyor. Ancak kendi geçim sıkıntıları nedeniyle sınırlı yardım yapabiliyorlar.
Derin yoksulluk, emeklileri de vurmuş durumda. Yıllarca çalışıp prim ödemiş kişiler, bugün sokaklarda veya ucuz otellerde sabahlıyor. Bazı otelciler, durumunu bildikleri müşterilere sabah kahvaltısı veriyor. Meydandaki esnaf, eşya taşımada yardımcı olan evsizlere yemek ve harçlık sağlıyor. Hacı Bayram Camisi çevresindeki vakıflar çorba ve yemek dağıtıyor. Akay Yokuşunda bulunan bir parti genel merkezi, her gün çorba-ekmek dağıtarak ve mutfakta yemek ikram ederek yoksulların önemli uğrak yeri olmuş.
Bu zorlu hayatta herkes birbirine destek oluyor. Sivas Şarkışla'dan gelen Orhan Gürledik, yüzde 80 engelli olmasına rağmen kalem ve mendil satarak geçiniyor. Aylığı 5 bin 600 lira olan Gürledik, otel ücretini indirimli ödüyor. Esnafın ve vicdanlı insanların yardımıyla kışın başını sokacak yer bulduklarını söylüyor. Yazın parklarda idare ettiklerini, ama soğukta zorlandıklarını belirtiyor.
Kral Paris Hotel, diğer otellere göre daha bakımlı. Bir katı eskiden muhtarlar eviymiş, şimdi kimsesizler için ayrılmış. Valilik onayı olmadan yabancı girişi yasak. Otelde kalanlar, sokakta geceleyenlerden seçilmiş, para ödemiyorlar. Odalar iki-üç kişilik, sıcak su ve banyo mevcut. Her akşam 20.00'de sayım yapılıyor, sayımda olmayanlar alınmıyor. Sarhoş gelmek veya kavga çıkarmak atılma nedeni.
Bu uygulama 30 Nisan'a kadar devam edecek. Otelde kalanlar, kurallara uydukları sürece güvende. Fotoğraf çekimi bile yasak, gizlilik ön planda. Sokaktan toplananlar, şimdi lüks bir ortamda kalıyor. "Paris Hotel" cevabı verenler, şaka sanılıyor ama gerçek.
Emekliler ve aylık alanlar, maaşlarında artış bekliyor. Gözleri TBMM'de, umutları iyileştirmede. Bu destek, kış ortasında bir nefes olsa da, derin yoksulluğun kalıcı çözümü için daha fazlası gerekiyor. Yardımlaşma ve devlet eli, zor günlerinde insanlara umut oluyor.




