Uluslararası arenada son saatlerde yaşananlar, birçok kişiyi şaşkınlığa uğratırken, jeopolitik hesapların yeniden yazılmasına yol açıyor. Güney Amerika'daki gerginlikler bir anda zirve yapınca, gözler başkent Caracas'a çevrildi. Patlamalar, elektrik kesintileri ve helikopter sesleri arasında gelişen olaylar, büyük bir operasyonun habercisi gibi görünüyordu.
ABD Başkanı Donald Trump, Mar-a-Lago'da düzenlediği basın toplantısında, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılmasıyla sonuçlanan operasyonu detaylandırdı. Delta Force birimlerinin yürüttüğü bu eylem, Caracas başta olmak üzere birçok stratejik noktada patlamalara neden oldu. Şehrin güneyinde elektrikler kesilirken, denizdeki tekneler batırıldı ve Venezuela ordusu tamamen güçsüz bırakıldı. Operasyon, gece karanlığında gerçekleştirildi ve yalnızca 5 saat sürdü.
Trump, bu eylemi "Maduro Operasyonu" olarak adlandırarak, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri görülmemiş bir saldırı olduğunu vurguladı. El Bağdadi operasyonuna ve İran nükleer tesislerinin yok edilmesine benzettiği bu hamlede, ABD tarafının hiçbir kayıp vermediğini, ekipman dahil en ufak zarar görmediğini belirtti. Maduro ve eşinin şu anda New York'un güney kısmında tutulduğunu açıklayan Trump, ikilinin ölümcül narkotik operasyonları nedeniyle sorgulandığını ifade etti.
Operasyonun başarısını överken, Caracas'ın zaten karanlıkta olduğunu ve gece operasyonlarında üstünlük sağladıklarını dile getirdi. Batırılan tekneler sayesinde uyuşturucu girişinin yüzde 97 oranında engellendiğini söyleyen Trump, Venezuela'nın artık daha özgür, Amerika'nın ise daha güvenli olduğunu vurguladı. Petrol altyapısının ağır şekilde bozulduğunu belirten lider, Amerikan petrol şirketlerinin devreye gireceğini ve milyarlarca dolar harcayarak bu yapıyı onaracaklarını açıkladı.
Güvenli bir iktidar değişimi sağlanana kadar Venezuela'yı ABD'nin yöneteceğini duyuran Trump, "Venezuela'yı biz yöneteceğiz" diyerek net bir mesaj verdi. İkinci ve daha güçlü bir saldırıya da hazır olduklarını ekledi. Venezuela ordusuna çağrıda bulunarak, Maduro'nun başına gelenlerin ordunun da başına gelebileceği uyarısında bulundu. Tüm askeri ve siyasi liderlerin bu durumdan ders alması gerektiğini, Amerika'nın Batı Yarımküre'deki hakimiyetinin bir daha sorgulanmayacağını güçlü şekilde ifade etti.
Trump'ın açıklamalarında diğer ülkelere yönelik gözdağları da dikkat çekti. Küba'nın kötü yönetildiğini ve "bunaklar" tarafından idare edildiğini söyleyen lider, oranın da günün birinde radarlarına gireceğini ima etti. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo'yu kokain üretimi ve ABD'ye göndermekle suçlayarak dikkatli olması gerektiğini belirtti. Putin'e karşı memnun olmadığını, çok fazla insan öldürdüğünü söyleyen Trump, kendi başarılarını öne çıkardı. Tayland-Kamboçya savaşını 8 saat 15 dakikada bitirdiğini iddia ederek, Venezuela operasyonunu ise 5 saatte tamamladıklarını vurguladı.
Operasyonun küresel yansımaları da geniş kapsamlı görünüyor. Venezuela resmi televizyonu, Maduro'nun kaçırıldığını doğrularken, bu durum uluslararası tepkileri beraberinde getirdi. Petrol rezervleri ve uyuşturucu trafiği gibi stratejik unsurlar, eylemin arkasındaki motivasyonlar olarak öne çıkıyor. ABD'nin en güçlü silahlı kuvvetlerini kullandığı bu hamle, düşmanların hayal edemeyeceği bir güç gösterisi olarak nitelendirildi.
Maduro ve eşinin sürüklenerek çıkarıldığı iddiaları, operasyonun sertliğini gözler önüne seriyor. Narkotik suçlamalarıyla sorguya çekilen ikilinin durumu, önümüzdeki günlerde daha fazla detay ortaya çıkarabilir. Venezuela'da bir grupla birlikte yönetim sağlanacağı ve düzgün yürütülmesinden emin olunacağı açıklaması, geçiş sürecine dair ipuçları veriyor.
Bu gelişmeler, Batı Yarımküre'deki güç dengelerini kökten değiştirebilir. Petrol altyapısının yeniden inşası için yapılacak milyarlarca dolarlık yatırım, ekonomik boyutunu ortaya koyuyor. Trump'ın "tarihin en ihtişamlı operasyonlarından biri" diye tanımladığı bu eylem, benzer müdahalelerle karşılaştırılıyor.
Küba, Kolombiya ve hatta Rusya gibi ülkelerin hedef alınması, yeni gerilimlerin habercisi olabilir. Putin'in eylemlerinden memnuniyetsizlik, uluslararası ilişkilerde yeni sayfalar açabilir. Operasyonun sıfır kayıpla tamamlanması, ABD'nin askeri üstünlüğünü bir kez daha kanıtlıyor.
Venezuela ordusunun güçsüz bırakılması ve teknelerin batırılması, deniz hakimiyetinin önemini vurguluyor. Uyuşturucu trafiğinin büyük oranda kesilmesi, iç güvenlik açısından önemli bir kazanım olarak sunuluyor. Ancak bu tür eylemlerin uluslararası hukuk açısından tartışmalı yönleri de gündeme geliyor.
Trump'ın bir grupla yönetim vurgusu, yerel unsurların da sürece dahil edileceğini gösteriyor. Petrol şirketlerinin altyapıyı onarması, uzun vadeli ekonomik planların parçası gibi duruyor. Maduro'nun askeri ve siyasi liderlere yönelik uyarısı, olası direnişlere karşı caydırıcı nitelik taşıyor.
Gelişmeler hızla evriliyor ve dünya nefesini tutmuş bekliyor. Bu operasyonun sonuçları, sadece Venezuela'yla sınırlı kalmayıp, bölgesel ve küresel dengeleri etkileyebilir. Petrol fiyatlarından güvenlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede yansımalar bekleniyor.
Sonuç olarak, Trump'ın detaylarını açıkladığı bu şok operasyon, tarih kitaplarında yerini almaya aday. Maduro'nun kaçırılması ve ardından gelen açıklamalar, güç mücadelesinin yeni bir evresini işaret ediyor. Önümüzdeki saatler ve günler, daha fazla detayın ortaya çıkmasını sağlayacak gibi görünüyor. Bu karmaşık tablo, yakın takibi hak ediyor.




