Uluslararası alanda dikkatler bir kez daha Orta Doğu'ya çevrildi. Uzun süredir ekonomik zorluklarla boğuşan bir ülkede, halkın sesi sokaklara taşındı ve olaylar hızla büyüdü. Bu gelişmeler, bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen bir süreç haline geldi.
Protestolar, geçim sıkıntısı nedeniyle başladı ve 10. gününe girdi. Tahran Büyük Çarşısı'ndaki esnafın dükkan kapatmasıyla başlayan eylemler, kısa sürede silahlı bir isyana dönüştü. Gösteriler Tahran'dan sınır eyaletlere sıçradı. Polis, protestoların kalbi olarak görülen tarihi Tahran Büyük Çarşısı'na konvoy halindeki zırhlı araçlarla çıkartma yaptı. Bu müdahale, olayların en kritik aşaması olarak kaydedildi.
Çarşı içinde protestocular barikat yaktı ve oturarak slogan attı. Polis, tarihi çarşının içerisine biber gazıyla müdahale ederken, dışarıda zırhlı araçlar protestocuların üzerine tazyikli su sıktı. Gece saatlerinde eylemler devam etti; araçlar ve rejimi öven billboardlar yakıldı. Çatışmalar sertleşirken, yüzlerce kişi yaralandı ve binden fazla kişi gözaltına alındı. Resmi verilere göre 35 kişi hayatını kaybetti.
Protestoların temel nedeni, çöken İran Riyali ve genel geçim zorluğu olarak öne çıkıyor. ABD yaptırımlarının etkisiyle derinleşen ekonomik kriz, hükümet ve Ayetullah yönetimine karşı rejim karşıtı bir isyanı tetikledi. Göstericiler Hamaney karşıtı sloganlar atarken, kimi gruplar İran kraliyet ailesi Pehlevi yanlısı ifadeler kullandı. Bu çeşitlilik, eylemlerin geniş tabanlı olduğunu gösteriyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestoculara seslenerek ekonomik zorluklara dikkat çekti. ABD yaptırımlarını işaret eden Pezeşkiyan, "Daha fazla para istiyorsunuz, ama elimizdeki her şeyi zaten sıkıştırdık" dedi. Vergisiz yüksek maaş taleplerine yanıt veren Cumhurbaşkanı, petrol satışlarının yaptırımlar nedeniyle kısıtlandığını hatırlattı. "Bu paranın nereden geleceğini söyleyin" diyerek muhalifleri eleştirdi. Ayrıca, "Kenardan eleştirenlere sesleniyorum: sadece nasıl yapılması gerektiğini söylemeyin, gelin, yetkiyi alın ve yapın" ifadeleriyle yönetimi devralma çağrısında bulundu.
Uluslararası tepkiler de gecikmedi. ABD Başkanı Donald Trump, "Eğer İran hükümeti barışçıl protestoculara karşı şiddet uygularsa, ABD eyleme hazırdır" açıklamasıyla baskıyı artırdı. Bu sözler dünyada geniş yankı bulurken, İran'daki müdahalelerin şiddetlenmesi durumunda yeni yaptırımlar veya daha sert adımlar gündeme gelebilir.
Tahran Büyük Çarşısı'nın tarihi önemi, müdahaleyi daha da dikkat çekici hale getirdi. Yüzyıllık bir ticaret merkezi olan bu alan, protestoların sembolü oldu. Polis konvoyunun zırhlı araçlarla girişi, göstericilerin direnişini kırama hedeflese de eylemlerin yayılmasını engelleyemedi. Biber gazı ve tazyikli su kullanımı, yaralanma sayılarını artırdı.
Gözaltına alınanların sayısı bini aşarken, resmi kaynaklar ölümleri 35 olarak doğruladı. Bu rakamlar, olayların ciddiyetini ortaya koyuyor. Protestocuların barikat kurması ve rejim sembollerini hedef alması, eylemlerin rejim karşıtı niteliğini pekiştirdi. Gece boyunca devam eden çatışmalar, sokakların karışmasına neden oldu.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın konuşması, ekonomik gerçekleri kabul ederken yönetimi savunma çizgisinde ilerledi. Yaptırımların petrol gelirlerini kısıtladığı vurgusu, krizin dış kaynaklı boyutunu öne çıkardı. Ancak muhaliflere yönelik "gelin yönetin" çağrısı, siyasi bir meydan okuma olarak değerlendirildi. Bu ifadeler, iç tartışmaları daha da alevlendirebilir.
Trump'ın tehdidi, uluslararası boyutu güçlendirdi. Barışçıl protestolara şiddet uygulanması durumunda müdahale sinyali, İran yönetimini zor durumda bırakabilir. Bu açıklama, ABD'nin bölgedeki tutumunu netleştirirken, diğer ülkelerin de sessiz kalmayabileceği mesajını verdi.
Protestoların sınır eyaletlere sıçraması, olayların ülke geneline yayılma riskini artırdı. Ekonomik taleplerden rejim karşıtlığına evrilen eylemler, uzun vadeli bir krizin habercisi olabilir. Polis müdahalesinin sertliği, uluslararası insan hakları örgütlerinin de dikkatini çekti.
Tahran Büyük Çarşısı'ndaki görüntüler, olayların dönüm noktası oldu. Zırhlı araç konvoyu, biber gazı ve tazyikli su, müdahalenin boyutlarını gösterdi. Protestocuların direnişi ise kararlılığı yansıttı. Bu çatışmalar, ölü ve yaralı sayılarını yükseltti.
İran'daki bu gelişmeler, bölgesel dengeleri doğrudan etkiliyor. Ekonomik krizin siyasi isyana dönüşmesi, yönetim için ciddi bir sınav yaratıyor. Pezeşkiyan'ın açıklamaları ve Trump'ın tehdidi, süreci daha karmaşık hale getiriyor.
Gözaltılar ve yaralanmalar, insan hakları tartışmalarını alevlendirdi. Binden fazla kişinin gözaltına alınması, baskının boyutunu ortaya koyuyor. Ölümlerin 35'e ulaşması ise trajediyi derinleştiriyor.
Protestoların 10. gününde gelinen nokta, çözümün zorluğunu gösteriyor. Ekonomik talepler rejim karşıtlığına evrilirken, uluslararası baskı artıyor. Bu durum, önümüzdeki günlerde yeni gelişmelere yol açabilir.
İran sokaklarındaki bu hareketlilik, dünya kamuoyunun yakın takibinde kalmaya devam edecek. Tahran Büyük Çarşısı'ndaki müdahale, olayların sembolü haline geldi. Gelişmeler, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Süreç, tüm aktörler için belirleyici bir dönem olabilir.




