Türkiye'de yerel yönetimlerin geleceği ile ilgili tartışmalar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un Anadolu Ajansı için kaleme aldığı bir analiz yazısıyla yeni bir boyut kazandı. İktidarın "çözüm süreci" veya "açılım" gibi kavramlar yerine ısrarla kullandığı "Geçiş Süreci" ifadesi, Uçum'un yazısında tam 19 kez geçerek adeta yeni dönemin kod adı olarak tescillendi. Ancak yazının satır aralarında gizlenen asıl mesaj, Türkiye'nin idari yapısında köklü bir değişikliğin, hatta bir rejim restorasyonunun hedeflendiğini ortaya koyuyor.

Mehmet Uçum'un analizinde en çok dikkat çeken bölüm, yerel yönetimlerdeki yetki devri ve merkezin gücünün artırılmasına yönelik ifadeler oldu. "Tek teşkilat, tek bütçe, tek icra" vurgusuyla sunulan bu yeni yaklaşım, yerel icrada merkezi idarenin sorumluluğunun artırılmasını öngörüyor. Bu ifadeler, siyasi kulislerde başkanlık sisteminin yerel yönetimlere de taşınmak istendiği şeklinde yorumlandı. Yani, belediye başkanlarının seçimle iş başına gelmesi yerine, tıpkı kayyım atamalarında olduğu gibi, merkezin kontrolünde veya doğrudan atamayla belirlendiği bir sisteme zemin hazırlandığı iddia ediliyor.

Uçum’un yazısında geçen "Üniter yapıyı destekleyecek yerel meclisleri denetim, yerel bütçe taslakları, ilçe ve il hizmet ve yatırım programlarının oluşturulmasında yetkilendirilecek bir reform" cümlesi, belediyelerin özerkliğinin tamamen ortadan kaldırılacağı endişesini doğuruyor. Bu planın, aslında 2017 yılından beri iktidarın ajandasında olduğu biliniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın o dönemde, "Bu sistemin doğru ve faydalı olduğunu düşünüyorum, kayyımlık sistemini seçimden sonra gündeme getirebilirim" şeklindeki sözleri, bugünkü "Geçiş Süreci" planının tarihsel altyapısını oluşturuyor.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu'da uygulanan kayyım politikasının, bu yeni "reform" adı altındaki düzenlemeyle tüm Türkiye'ye yaygınlaştırılabileceği ve yasal bir statüye kavuşturulabileceği konuşuluyor. Belediyelerin yetkilerinin kısıtlanması, bütçe ve icraatların doğrudan Ankara'ya bağlanması, yerel demokrasinin işlevsizleştirilmesi anlamına geliyor. İktidarın, seçimle kazanamadığı belediyeleri, idari düzenlemeler ve "üniter yapı" söylemiyle merkeze bağlama stratejisi güttüğü anlaşılıyor.

Bu "Geçiş Süreci", sadece Kürt sorunu bağlamında değil, Türkiye'nin genel idari yapısının tamamen merkezileştirilmesi projesi olarak okunuyor. Mehmet Uçum'un yazısı, bu projenin manifestosu niteliğinde. Yerel yönetimlerin, merkezi hükümetin birer şubesine dönüştürülmesi hedeflenirken, "demokrasi" veya "yerel katılım" gibi kavramların içinin boşaltıldığı bir süreçten geçiliyor.

Almanya'dan Ankara'ya İnce Diplomasi Dersi
Almanya'dan Ankara'ya İnce Diplomasi Dersi
İçeriği Görüntüle

Sonuç olarak, Mehmet Uçum'un 19 kez tekrarladığı "Geçiş Süreci", Türkiye'yi yerel yönetimler bazında daha merkeziyetçi, daha otoriter ve seçilmişlerin yetkilerinin atamışlar tarafından devralındığı bir yapıya doğru sürüklüyor. Bu plan hayata geçerse, belediye seçimlerinin sembolik bir hale geleceği ve asıl yetkinin saraydan atanan bürokratlarda olacağı yeni bir Türkiye idari yapısıyla karşı karşıya kalınabilir.