Türkiye siyasetinin en sıcak başlıklarından biri olan "İmralı Süreci" ile ilgili belirsizlik perdesi aralanıyor. Ankara kulislerinden sızan bilgilere göre, AK Parti'den Hüseyin Yayman, DEM Parti'den Gülistan Kılıç Koçyiğit ve MHP'den Feti Yıldız'dan oluşan üç kişilik milletvekili heyeti, helikopterle İmralı Adası'na giderek bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin içeriği ve Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin detayları, "devlet sırrı" veya "gizlilik" gerekçesiyle kamuoyundan saklansa da, bu temasın sembolik önemi siyaset koridorlarında geniş yankı uyandırdı. Geçmişte olduğu gibi kosterle değil, doğrudan helikopterle yapılan bu ziyaret, devletin sürece verdiği önemin bir işareti olarak yorumlanıyor.
Sürecin bir diğer önemli ayağı ise Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerle bağlantılı. Suriye Kürtlerinin lideri Mazlum Abdi'nin, Kuzey Irak'ta düzenlenen Ortadoğu Barış ve Güvenlik Forumu'na katılması ve burada gördüğü yoğun ilgi dikkat çekti. İmralı heyetinin aktardığına göre, Abdullah Öcalan'ın da Rojava yetkililerinin kendisini ziyaret etmesini istediği belirtiliyor. Mazlum Abdi'nin İmralı'ya gidip gidemeyeceği henüz netlik kazanmasa da, Ankara'nın Rojava ile Şam yönetimini birbirinden ayrıştırmaya çalışan bir strateji izlediği, ancak Kürt siyasi hareketinin bu iki bölgeyi bir bütün olarak ele aldığı biliniyor.
Bu trafik yaşanırken, Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki geleceğiyle ilgili de yeni senaryolar konuşuluyor. Öcalan'ın adadan çıkmak istemediği, bunun yerine İmralı'da koşullarının iyileştirildiği, daha serbest bir ortamda, belki de bir "bilge kişi" statüsünde ziyaretçilerini kabul edebileceği bir düzenin kurgulandığı ifade ediliyor. Devletin perspektifinin, Öcalan'ı orada tutmak ancak iletişim imkanlarını artırarak süreci oradan yönetmesine izin vermek olduğu anlaşılıyor. Bu durum, İmralı'nın sadece bir cezaevi değil, siyasi bir merkez olarak konumlandırılmaya çalışıldığını gösteriyor.
Siyasetin Ankara ayağında ise CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun hamleleri süreci farklı bir boyuta taşıdı. CHP'nin İmralı'ya giden komisyona üye vermemesi, hem iktidar kanadında hem de DEM Parti nezdinde tepkiyle karşılandı. Pervin Buldan’ın önce atıp sonra sildiği tweet’te CHP’ye duyduğu öfke bunun bir yansımasıydı. Tam bu noktada sessizliğini bozan Kemal Kılıçdaroğlu, yayınladığı videoyla hem CHP içindeki "yolsuzluk sarmalına" dikkat çekti hem de partisinin bu süreçte devletin yanında hizalanması gerektiği mesajını verdi. Kılıçdaroğlu, yargı süreci devam eden Ekrem İmamoğlu ve ekibiyle arasına mesafe koyarak, CHP'nin "devleti kuran parti" misyonuna geri dönmesi gerektiğini vurguladı.
Kılıçdaroğlu'nun bu çıkışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından memnuniyetle karşılanırken, CHP yönetimi üzerindeki baskıyı da artırdı. "Görüşmeler devletle yapılıyor, AKP ile değil" söylemi, sürecin bir devlet projesi olarak sunulduğunu ve muhalefetin de bu projeye dahil olmasının istendiğini ortaya koyuyor. Ancak CHP tabanının ve yönetiminin bu dayatmaya karşı mesafeli duruşu, partinin süreçteki rolünü belirsizleştiriyor.
Özetle, İmralı trafiği sadece bir görüşme trafiği değil, Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki siyasi haritasının yeniden çizildiği bir süreç olarak işliyor. Bir yanda İmralı'nın statüsünün değiştirilmesi planları, diğer yanda Suriye'nin kuzeyindeki aktörlerin sürece dahil edilmesi çabaları ve Ankara'da muhalefeti dizayn etme girişimleri eş zamanlı olarak yürütülüyor. Helikopterle yapılan o ziyaret, buzdağının sadece görünen kısmı; asıl pazarlıkların devletin derinliklerinde ve bölgesel denklemlerde yapıldığı anlaşılıyor.




