Sözcü Televizyonu’na konuşan hukukçu, mecliste görüşülen infaz yasası ve İmralı’ya komisyon gönderilmesi kararının perde arkasını değerlendirdi. 2023’ten bu yana çıkan yasaların kapsamı, cezaevi yoğunluğu ve toplumsal beklentilerle bağlantılı olarak, yeni düzenlemede istisna suçlar ve suç tarihi kriterlerinin belirleyici olduğunu belirtti. Cezaevlerinde kapasite sorununa dikkat çekerek, “Cezaevlerinde 10 kişilik koğuşlarda 15-20 kişi yatıyor, yerde yatmak zorunda kalanlar var. Bu sistemin sürdürülebilirliği yok.” dedi.
AKP’nin infaz yasalarıyla kısmi aflar sağladığını, ancak asıl amacın fiziki yetersizlikten kaynaklandığını savundu. “Sürekli infaz yasalarıyla oynamak doğru değil, cezasızlık algısı artıyor. Adaletin tesisi için toplu ve kapsayıcı bir düzenleme lazım.” diyen hukukçu, konunun toplumsal etkisine vurgu yaptı.
İmralı’ya komisyon gönderilmesi tartışmasında kilit mesele ise, “Komisyonun Öcalan’a gitmesinin tek sebebinin onu siyasi aktör yapmak ve AKP’ye bir siyasi kimlik kazandırmak olduğu” vurgulandı. Hukukçunun yorumu şöyle: “Bu kimlik, sadece Öcalan’ın seçim öncesi mektuplarıyla değil, sürece doğrudan dahil edilmesiyle gündeme geliyor. Amaç, DEM seçmeninin oyunu AKP’ye yönlendirmek.”
Gündemde “iyi polis-kötü polis” taktiği iddiası öne çıkıyor: “Bahçeli süreçte önde, Erdoğan ise temkinli; anketlerde pozitif sonuç görülmediği için CHP’nin desteğine ihtiyaç vardı. CHP, süreci reddederek siyasi yükü paylaşmadı.” Mevcut terörün sonlanmasının ardından demokratik açılımın gerekliliği savunulurken, CHP’nin tavrının partiye zarar vermeyeceği aksine pozitif etki yaratacağı görüşü öne çıkıyor.
Hukukçu, “Terörün bittiği noktada, vatandaşlık tanımının genişletilmesi, ana dilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kayyum uygulamalarının kaldırılması tartışılacak. CHP’nin özgürlükçü, demokratik çizgisi etkin olacak.” dedi. Yine de süreçten PKK tarafının beklentileri olduğuna ve “Öcalan’a umut hakkı tanınsa bile Öcalan’ın İmralı’dan çıkmak isteyip istemeyeceği” tartışmasına yer verildi.
Türkiye’deki siyasi kutuplaşmada, iktidarın Kürt oylarını kendine çekmekte zorlandığı, CHP’yi düşman ilan etmenin seçmen davranışını değiştiremeyeceği; aksine CHP’nin net tavrının ülke genelinde olumlu algılandığı sonucuna varıldı. “Sürecin CHP’nin oylarını etkilemeyeceğini, tam tersine Türkiye genelinde pozitif sonuç doğuracağını” kaydeden hukukçu, “Yeter ki parti gereksiz iç tartışmalara çekilmesin” dedi.





