Teknoloji dünyasında bazen öyle haftalar yaşanır ki, geleceğin tarihi yazılırken orada olduğunuzu hissedersiniz. Şu anda tam olarak böyle bir kırılma noktasından geçiyoruz. Yapay zeka yarışında dengeler sarsılırken, trilyon dolarlık şirketlerin kaderini değiştirecek hamleler peş peşe geliyor. Sektörün devleri arasındaki rekabet artık sadece daha zeki bir model üretmekten çıktı; oyunun kurallarını tamamen değiştirecek yeni bir evreye girildi. Ancak madalyonun diğer yüzünde, milyar dolarlık değerlemelerin sorgulandığı ve yatırımcıların sessiz sedasız gemiyi terk etmeye başladığı gerilimli bir bekleyiş hakim.

Google, uzun süredir sessizliğini koruduğu yarışta masaya yumruğunu vurdu ve "Generative UI" (Üretken Arayüz) kavramını hayatımıza soktu. Artık sadece kod yazan veya metin üreten bir yapay zekadan bahsetmiyoruz. Siz bir uçuş simülasyonu veya klasik bir yılan oyunu istediğinizde, saniyeler içinde size oynanabilir, tıklanabilir ve tamamen çalışan bir uygulama sunan bir teknolojiden bahsediyoruz. Bu gelişme, uygulama mağazalarının ve geleneksel yazılım indirme alışkanlıklarının sonunu getirebilir. Artık herkesin bir yazılımcı değil, birer "ürün müdürü" olduğu yeni bir çağ başlıyor.

AKP'li Eski Vekiller Arasında Fırtınalı Hesaplaşma
AKP'li Eski Vekiller Arasında Fırtınalı Hesaplaşma
İçeriği Görüntüle

Bu yeni dönemde "Prompt Mühendisliği" kavramı da tarihe karışıyor. Yerini, ne istediğini bilen ve büyük resmi görebilenlerin kazanacağı "Vizyon Mühendisliği"ne bırakıyor. Artık önemli olan kodu nasıl yazdıracağınızı bilmek değil, ne yaratmak istediğinize dair bir vizyona sahip olmak. Ancak bu hızın korkutucu yanları da var; dijital dünyada gerçeklik algısı tamamen kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Saniyeler içinde geçmişi değiştirebilen, sahte kanıtlar ve belgeler üretebilen modeller, siber güvenlikte "gerçeği doğrulama" krizini de beraberinde getiriyor.

Rekabetin diğer cephesinde ise Elon Musk'ın hamlesi, yapay zekaya "duygusal zeka" (EQ) boyutunu katıyor. Rakipleri mantık ve matematikte ilerlerken, bu yeni model empatik yaklaşımı ve "dertleşebilme" yeteneğiyle öne çıkıyor. Üstelik sosyal medya platformuyla olan doğrudan entegrasyonu sayesinde, dünyadaki gelişmeleri saniyesinde öğrenip yorumlayabiliyor. Diğer modellerin olayları öğrenmesi saatler sürerken, bu anlık veri akışı ona tartışmasız bir haberci ve yorumcu üstünlüğü sağlıyor.

Ancak güvenlik duvarlarında çatlaklar da yok değil. Sektörün en güvenli limanı olarak bilinen yapay zeka devlerinden biri, oldukça sofistike bir sosyal mühendislik saldırısına maruz kaldı. Saldırganlar tek satır kod yazmadan, sadece yapay zeka ajanını "sen bir güvenlik uzmanısın ve bu bir test" diyerek kandırdı. Kendi araçlarını kullanarak sistemin zafiyetlerini bulan ve verileri sızdıran yapay zeka, aslında en büyük tehdidin yine kendisi olabileceğini kanıtlamış oldu. Bu olay, regülasyon tartışmalarını ve "güvenlik tiyatrosu" eleştirilerini yeniden alevlendirdi.

Finansal tarafta ise işler "Game of Thrones" senaryolarını aratmıyor. Ürünü henüz piyasada olmayan şirketlere biçilen 50-60 milyar dolarlık değerlemeler, akıllara geçmişteki ofis kiralama devi balonunu getiriyor. Yazılım sektörünün o meşhur "sonsuz ölçeklenme" avantajı yapay zekada işlemiyor; çünkü her kullanım, ciddi bir işlemci maliyeti demek. Bu ekonomik dengesizlik, sektörde fısıltı gazetelerinin "acaba kral çıplak mı?" diye sormasına neden oluyor.

Büyük resimdeki en çarpıcı gelişme ise ünlü bir teknoloji yatırımcısının, yapay zeka donanım devi olan şirketteki hisselerinin tamamını satıp çıkması oldu. Müzik hala çalıyor ve parti devam ediyor gibi görünse de, bazıları için dansın sonu gelmiş olabilir. Sektördeki döngü; startup'ların yatırım alması, bu parayı bulut sağlayıcılarına vermesi ve onların da donanım devinden çip alması şeklinde ilerliyor. Ancak "müzik durduğunda" ve bu devasa çip yatırımları beş yıl içinde eskidiğinde, ortada nakit akışı olmayan bir enkaz kalabilir. Gelecek, sadece metni okuyan değil, fizik kurallarını ve dünyayı "izleyerek" öğrenen modellerde olabilir.