İstanbul genelinde vatandaşların yoğun olarak kullandığı güzergahlarda ve meydanlarda yer alan reklam panoları, son günlerde üzerindeki yazılarla büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sabah saatlerinde işlerine veya okullarına gitmek için evlerinden çıkan vatandaşlar, şehrin dört bir yanındaki billboardlarda karşılaştıkları ifadeler karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Şehrin yönetimine yönelik sert eleştirilerin ve suçlamaların yer aldığı bu afişler, kısa sürede sosyal medyanın ve kamuoyunun bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Özellikle toplu taşıma ve trafik gibi hassas konular üzerinden yürütülen bu kampanya, beklenenin aksine ters teperken, vatandaşlardan gelen tepkiler adeta çığ gibi büyüdü.
Reklam panolarında yer alan görsellerde, kentteki toplu taşıma sisteminin aksadığı ve vatandaşların mağdur edildiği yönünde iddialar ön plana çıkarıldı. "İETT'ye bağlı otobüsler yolda kalıyor, çileyi İstanbullular çekiyor" ifadelerinin yer aldığı afişlerde, ayrıca "Senin hayatın gidiyor" ve "Trafik felaketine neden oldular" gibi oldukça sert ve suçlayıcı sloganlar kullanıldı. Bu afişlerin, belediyeye yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında el konulan ve kayyum atanan reklam şirketlerine ait panolarda sergilenmesi ise tartışmaların bir başka boyutunu oluşturdu. Bilindiği üzere, daha önce üç büyük kentte binlerce reklam panosunu elinde bulunduran ve aralarında 12 reklam şirketinin de bulunduğu toplam 24 şirkete el konulmuştu.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından gözler, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'na çevrildi. Konuyla ilgili sessizliğini bozan İmamoğlu, kendisine iletilen bu kampanya hakkında oldukça net bir yanıt verdi. Yapılanların bir algı operasyonundan ibaret olduğunu vurgulayan İmamoğlu, "Algı çalışmaları değil meydanlar gerçek" diyerek, sokaktaki gerçekliğin panolardaki yazılardan çok daha farklı olduğuna işaret etti. Bu açıklama, tartışmaların seyrini değiştirirken, İmamoğlu'na destek veren geniş kitleler tarafından da paylaşıldı.
Sosyal medya kullanıcıları ise afiş kampanyasına karşı çok sert tepkiler gösterdi. Birçok kullanıcı, yapılanın bir algı çalışması olduğunu belirterek, reklam panolarının ele geçirilmesinin asıl sebebinin bu tür propagandalar yapmak olduğunu savundu. Vatandaşlar, "Herkes o kadar iyi biliyordu ki bu şirketlere neden el konulduğunu" yorumlarıyla sürecin planlı bir adım olduğunu öne sürdü. Tepkilerde, yapılan propagandanın "utanmazlık ve yüzsüzlük" boyutuna ulaştığı ifade edilirken, "Kötülüğün bu kadarıyla başa çıkmak imkansız artık" şeklindeki isyanlar dikkat çekti.
Vatandaşların tepkisi sadece siyasi eleştirilerle sınırlı kalmadı; ekonomik gerçekler de gündeme getirildi. Bazı kullanıcılar, afişlerdeki iddialar yerine hayat pahalılığının konuşulması gerektiğini vurgulayarak, "Peki 1 kg kıyma yüzde kaç artmış? Tam tamına yüzde 1239. Neden bunları da afişe etmiyorsunuz?" sorusunu yöneltti. Temel gıda maddelerindeki fahiş artışların görmezden gelinip, bu tür siyasi manevralara başvurulması halkın tepkisini daha da artırdı. Ayrıca, halkın iradesiyle seçilen bir başkanın cezaevinde tutulmasının asıl sorun olduğunu belirten yorumlarda, "Başkanlarını içeride tutanların suçudur bu pankartlarda yazan her şey. Kendilerine fayda olsun diye afişlere çamur sürüyorlar ama asıl kötülüğü başkansız bıraktıkları İstanbul'a yapıyorlar" ifadeleri kullanıldı.




