İstanbul'da son günlerde dikkat çeken bir afiş kampanyası gündemi meşgul ediyor. Belediye'ye ait reklam alanlarında yer alan bu afişler, mevcut yönetimi eleştiren mesajlar içeriyor ve geniş kesimlerde tepki topluyor.

Kampanyada kullanılan afişlerde, toplu taşıma araçlarının sorunları öne çıkarılarak “İETT’ye bağlı otobüsler yolda kalıyor. Çileyi İstanbullular çekiyor” gibi ifadeler yer alıyor. Bunun yanı sıra “Senin hayatın gidiyor” ve “Trafik felaketine neden oldular” sloganları da dikkat çekiyor. Afişlerin köşelerinde parti logoları bulunurken, çok sayıda farklı versiyonu olduğu belirtiliyor.

Bu gelişmelerin arka planında, daha önce yaşanan soruşturmalar önemli rol oynuyor. Belediye'ye yönelik incelemeler kapsamında, üç büyük kentte binlerce reklam panosunu kontrol eden çok sayıda şirkete el konulmuş ve kayyum atanmıştı. Bu şirketlerden bazıları reklam sektöründe faaliyet gösteriyordu.

Geçmiş dönemlere bakıldığında benzer uygulamalar görülebiliyor. 2019 yerel seçimlerinden sonra belediye başkanı değişiminin ardından, panolara büyük boyutlu fotoğraflar ve sloganlar asılmıştı. Bu durum, mevcut kampanyayla karşılaştırmalara neden oluyor.

Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden açıklama yapan Ekrem İmamoğlu, afişlere “Algı çalışmaları değil meydanlar gerçek” şeklinde yanıt verdi. Bu cevap, sosyal medyada geniş yankı buldu ve birçok kullanıcı tarafından paylaşılıp desteklendi.

Sosyal medya platformlarında kampanyaya yönelik tepkiler hızla çoğaldı. Kullanıcılar, afişlerin zamanlamasını ve içeriğini sert şekilde eleştirdi. Bir yorumda “İstanbul Büyükşehir'e yapılan operasyonun en büyük sebeplerinden biri de bu şehir panolarının ele geçirilmesiydi” denildi. Başka bir paylaşımda ise “Herkes o kadar iyi biliyordu ki bu şirketlere neden el konulduğunu. Bir de erken seçim hazırlıkları başlamış” ifadeleri kullanıldı.

Tepkiler arasında etik tartışmaları da öne çıkıyor. Bazı kullanıcılar “Utanmazlık, yüzsüzlük, arsızlık arş-ı alâya vardı. Kötülüğün bu kadarıyla başa çıkmak imkansız artık” şeklinde görüş bildirdi. Ekonomik sorunlara dikkat çeken bir başka yorumda “Peki 1 kg kıyma yüzde kaç artmış tam tamına %1239 kat daha bunun gibi bir sürü temel gıda maddesi var bunları da afişe etsenize” denildi.

Bir diğer dikkat çekici paylaşımda ise sorumluluğun tersine çevrildiği vurgulanarak “İstanbul'u yönetsin diye seçen İstanbulluların kararına rağmen başkanlarını 1 yıldır içeride tutanların suçudur bu pankartlarda yazan her şey. Kendilerine fayda olsun diye afişlere çamur rengi sürmüşler ama içeride olan başkansız İstanbul'a kötülüğü aslında kendileri yapmıştır” ifadelerine yer verildi.

Kayabaşı'nda Çam Ağaçlı Yamaçlara Tehdit: Yeni Proje Alarm Veriyor
Kayabaşı'nda Çam Ağaçlı Yamaçlara Tehdit: Yeni Proje Alarm Veriyor
İçeriği Görüntüle

Uzman yorumları da kampanyanın niteliğine ışık tutuyor. Afişlerin doğrudan şirket isimleri ve logoları kullanılarak hazırlandığı belirtilirken, ortak temasın belediye yönetiminin eleştirilmesi olduğu vurgulanıyor. Çoğu afişte belediye iştirakleri hedef alınmış durumda.

Bu çalışma, erken bir seçim hazırlığı olarak değerlendiriliyor. 2026 yılından itibaren seçim sürecine girilecek olması, afişlerin zamanlamasını anlamlı kılıyor. Amacın, mevcut yönetimin başarısız olduğu algısını oluşturmak olduğu ifade ediliyor.

Etik boyut ise ayrı bir tartışma konusu. Şu anda Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere belediye iştiraklerinin yöneticileri ve yönetim kurulu üyeleri ya cezaevinde ya da adli kontrol altında bulunuyor. Bu kişiler yargı süreçleriyle karşı karşıya.

Kamu şirketlerinin logolarının politik reklamlarda kullanılması eleştiriliyor. Ayrıca, reklam panolarının mülkiyeti konusunda geçmiş iddialar gündeme geliyor. Belediye'ye yönelik davaların temelinde, iştirakler üzerinden yolsuzluk suçlamaları yer alıyor.

Bu suçlamalar arasında reklam panolarının kötüye kullanıldığı iddiası da bulunuyor. Soruşturmalar sırasında belediye bürokratları ve şirket sahipleri gözaltına alınmış, bazıları etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmıştı.

Tüm bu gelişmeler, afiş kampanyasının ters teptiğini gösteriyor. Sosyal medyadaki tepkilerin çığ gibi büyümesi, kampanyanın beklenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor. Vatandaşlar arasında geniş bir tartışma başlatan bu olay, önümüzdeki dönemde daha fazla yankı uyandıracak gibi görünüyor.

Sonuç olarak, billboardlardaki mesajlar yerine sosyal medyadaki karşılıklar öne çıkıyor. Halkın tepkisi, algı çalışmalarının meydanlardaki gerçeklikle örtüşmediğini bir kez daha hatırlatıyor. Bu süreç, siyasi iletişim stratejilerinin ne kadar hassas olduğunu da gözler önüne seriyor.