Emeklilik hayali kuran veya halihazırda emekli maaşı alan milyonlarca kişi, sosyal güvenlik sistemindeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Günlük yaşamı doğrudan etkileyen emekli aylıkları, uzun süredir tartışılan dengesizliklerin giderilmesi için yeni bir aşamaya giriyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu, emekli maaşı hesaplanma yönteminde kapsamlı bir revizyona hazırlanıyor. Bu çalışmaların temelinde, ödenen prim gün sayısının maaşlara daha belirgin şekilde yansıtılması yatıyor. Az prim günüyle emekli olanlarla uzun yıllar yüksek prim ödeyenler arasındaki farkın kapatılması hedefleniyor.
En düşük emekli maaşı uygulamasının son yükseltilmesinin ardından başlatılan bu süreç, sistemdeki mevcut adaletsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Özellikle 2008 sonrası dönemde aylık bağlama oranlarının düşürülmesiyle ortaya çıkan düşük kök maaşlar, bu değişikliğin ana gerekçeleri arasında yer alıyor.
Uygulama ilk olarak 2019 yılında 1.000 lira seviyesinde başlamıştı. O dönemde düşük kök maaşların yaşam şartlarını karşılamaması nedeniyle hükümet tarafından getirilen bu destek, emeklilerin asgari bir gelir seviyesine ulaşmasını sağlamıştı. Zamanla bu sınır yükseltilerek günümüz koşullarına uyarlandı.
Bugün en düşük emekli maaşı kapsamında yaklaşık 5 milyon kişi bulunuyor. Başlangıçta sadece 1 milyon kişiyi etkileyen bu düzenleme, yıllar içinde beneficiary sayısının artmasıyla genişledi. Ancak bu artış, sosyal güvenlik sistemi açısından sağlıklı bir gösterge olarak değerlendirilmiyor.
Prim gün sayısı ile emekli maaşı arasındaki ilişki, yeni düzenlemenin en kritik noktalarından biri olacak. Örneğin, 3.600 gün primle emekli olan bir kişi ile 9.000 gün Bağ-Kur primi ödeyerek emekli olan bir kişinin aynı maaşı alması, uzun süredir eleştirilen bir durumdu.
Yeni yaklaşımda “az prim ödeyene az maaş, çok prim ödeyene çok maaş” ilkesi esas alınacak. Bu prensip, uzun yıllar çalışan ve yüksek prim yatıran kişilerin emeklilikte daha yüksek gelir elde etmesini sağlayacak. Böylece sistemde hakkaniyetin güçlenmesi bekleniyor.
Kök maaş kavramı da bu değişikliğin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Mevcut durumda kök maaşlar genellikle 11-12 bin lira bandında kalıyor. 20 bin lira seviyesindeki ödemeler ise hazine desteğiyle tamamlanıyor. Yeni sistemde bu desteklerin sürdürülebilirliği de göz önünde bulundurulacak.
2008 öncesi ve sonrası dönemler arasındaki aylık bağlama oranları farkı, hak kayıplarına yol açmıştı. Örneğin, 1999 öncesi dönemde 10 bin lira prime esas kazançla çalışan bir kişi, emeklilikte yaklaşık 7 bin lira maaş alabiliyordu. Aynı kazançla 2008 sonrası emekli olanlar ise 3.500 lira civarında bir kök maaşa razı olmak zorunda kalıyordu.
Bu oran düşüşü, prim ödemelerine rağmen düşük emekli aylığı bağlanmasının temel nedeni olarak gösteriliyor. Yapılacak düzenleme ile bu dengesizliğin giderilmesi ve daha adil bir hesaplama yönteminin getirilmesi planlanıyor.
Genel emekli maaşı ortalaması halen 25 bin liranın altında seyrediyor. SGK bünyesinde devam eden çalışmaların yakın zamanda sonuçlanması ve kamuoyuyla paylaşılması öngörülüyor.
Uzman görüşlerine göre, getirilecek yeni sistemin en önemli kriteri, mevcut en düşük emekli maaşının 20 bin lira seviyesinin altına düşürülmemesi olacak. Bu sınırın korunması, milyonlarca emeklinin gelir güvencesini sürdürmesi açısından kritik önem taşıyor.
Prim gün sayısının maaşlara daha fazla etki etmesi, uzun vadede sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini de artıracak. Hem bireysel adaletin sağlanması hem de sistemin genel dengesinin korunması hedeflenen bu değişiklik, emeklilik planlaması yapanlar için de yeni bir perspektif sunuyor.
Sonuç olarak, SGK'nın başlattığı bu kapsamlı çalışma, emekli maaşlarında daha şeffaf ve hakkaniyetli bir yapı oluşturmayı vaat ediyor. Prim ödemelerinin emeklilik gelirine doğrudan yansıması, çalışanları daha uzun süre sisteme bağlı kalmaya teşvik ederken, mevcut emeklilerin de maaşlarında olumlu yansımalar bekleniyor.




