Ankara'da son dönemde gündemi meşgul eden su kesintisi iddiaları ve artan eleştiriler üzerine beklenen açıklama en yetkili ağızdan geldi. Başkentte yaşanan su sıkıntısı tartışmaları sıcaklığını korurken, Büyükşehir Belediye Başkanı kameraların karşısına geçerek durum değerlendirmesi yaptı. Vatandaşların yaşadığı mağduriyetten duyduğu üzüntüyü dile getiren Başkan, eleştirilerin odağındaki kurum ve kişilere yönelik dikkat çeken ifadeler kullandı. Yapılan basın toplantısında, sorunun kaynağına ve çözüm sürecine dair önemli detaylar paylaşıldı.

İstanbul Sokaklarında Görenleri Şaşkına Çeviren O Afişler Büyük Tartışma Yarattı
İstanbul Sokaklarında Görenleri Şaşkına Çeviren O Afişler Büyük Tartışma Yarattı
İçeriği Görüntüle

Açıklamalarında samimi bir dil kullanan Başkan Mansur Yavaş, yaşanan sıkıntılar nedeniyle vatandaşlardan helallik istedi. Su sorununun temelinde yatan nedenin kuraklık olduğunu vurgulayan Yavaş, bu durumun sadece yerel bir mesele olmadığını, daha geniş çaplı bir iklimsel gerçeklik olduğunu belirtti. Ancak asıl dikkat çeken nokta, devletin ilgili kurumlarına yönelik sitem dolu sözleriydi. Özellikle Devlet Su İşleri'ne (DSİ) yönelik eleştirilerde bulunan Yavaş, barajlardaki doluluk oranlarının yetersizliğinin önemsenmediğini ve bu konuda yapılan uyarılara rağmen gerekli adımların atılmadığını savundu.

Başkan Yavaş, kuraklık tehlikesine karşı aylar öncesinden uyarılar yaptıklarını ancak bu çağrıların yanıtsız kaldığını ifade etti. Haziran ayında "Ankara'nın suyu bitecek" diyerek resmi makamlara yazı yazdıklarını belirten Yavaş, bu uyarılara rağmen resmi bir dönüş alamadıklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan kuraklık genelgesini hatırlatan Yavaş, yaşanan sorunun "CHP'li belediyeler şehri susuz bıraktı" şeklindeki siyasi söylemlerle çarpıtılmaya çalışıldığını, ancak gerçeklerin ortada olduğunu vurguladı.

Toplantının en çarpıcı anlarından biri ise isim vermeden yapılan sert eleştiriydi. Eski dönemlere ve o dönemin yöneticilerine atıfta bulunan Yavaş, su tüketimi üzerinden çarpıcı bir kıyaslama yaptı. Ankara'da normal bir ailenin su tüketim alışkanlıklarından örnek veren Başkan, vatandaşların büyük bir çoğunluğunun, yaklaşık yüzde 85'inin aylık 15 tonun altında su kullandığını belirtti. Bu veri, kentteki genel tasarruf bilincini ve ortalama tüketim miktarını göstermesi açısından önemli bir referans oldu.

Ancak eleştiri oklarının hedefindeki isimle ilgili verilen rakamlar, salondaki tansiyonu yükseltti. Yavaş, kendilerini eleştiren ve "bağıran" o siyasi ismin evinde bir ayda tam 37 ton su kullandığını açıkladı. Bu rakamın, ortalama bir ailenin tüketiminin çok üzerinde olması ve bir buçuk katına denk gelmesi dikkat çekti. Yavaş, söz konusu kişinin "bir ton bile tasarruf etmediğini" belirterek, yapılan eleştirilerin samimiyetini sorguladı.

Bu açıklama, su tasarrufu çağrılarının yapıldığı bir dönemde, yöneticilerin ve siyasi figürlerin kişisel tüketim alışkanlıklarını da tartışmaya açtı. Kıt kaynakların verimli kullanılması gerektiği vurgulanırken, kamuoyuna tasarruf öğütleyenlerin kendi hayatlarında buna ne kadar uyduğu sorusu gündeme geldi. 37 tonluk su faturası, kuraklıkla mücadele edilen günlerde israfın boyutunu gözler önüne serdi.

Başkan Yavaş'ın açıklamaları, su sorununun teknik bir mesele olmanın ötesinde, siyasi bir polemik haline geldiğini gösteriyor. Gerede'den Çamlıca'ya gelen su miktarının ve barajlardaki seviyenin teknik verilerle ortada olduğunu belirten Yavaş, sorunun çözümü için kurumlar arası işbirliğinin önemine dikkat çekti. Ancak siyasi çekişmelerin ve karşılıklı suçlamaların, bu hayati sorunun çözümünü zorlaştırdığı da bir gerçek.

Sonuç olarak, Başkentteki su tartışması, sadece musluklardan akan suyun miktarıyla değil, siyasi sorumluluk ve toplumsal duyarlılık ekseninde de devam edecek gibi görünüyor. Başkanın "helallik" istemesi ve özür dilemesi, sorunun ciddiyetinin farkında olunduğunu gösterse de, kuraklık gerçeği ve artan tüketim, kalıcı çözümler için daha radikal adımların atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde bu karşılıklı açıklamaların nasıl bir yankı bulacağı ve su sorununun çözümü için ne gibi somut adımlar atılacağı merakla bekleniyor.