Gerçek Gündem Haberleri

İran İstikrar Krizi: Bölgesel Tehlikeler Yaklaşıyor

İran'daki rejim karşıtı protestolar ve dış baskılar derinleşiyor. İstikrarsızlık senaryoları göç, güvenlik ve jeopolitik riskleri artırıyor. Komşu ülke için kritik sonuçlar merak konusu.

Bölgesel dinamikler zaman zaman beklenmedik gelişmelerle şekillenir ve bu durumlar geniş çaplı etkiler yaratır. Özellikle komşu ülkelerdeki iç karışıklıklar, güvenlikten ekonomiye kadar pek çok alanı doğrudan ilgilendirir. Son dönemde yaşanan protestolar ve uluslararası baskılar, bu tür risklerin somut örneklerini ortaya koyuyor.

İran'daki rejim karşıtı eylemler yaklaşık üç haftadır devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın müdahale tehditleri, İran Riyali'nin değer kaybı ve yüksek enflasyon gibi faktörler iç karışıklığı derinleştiriyor. Bu gelişmeler, sınır komşusu açısından çok katmanlı riskler taşıyor: Güvenlik tehditleri, göç dalgaları, ticaret kesintileri ve jeopolitik dengesizlikler öne çıkıyor.

En olumsuz senaryolar dış müdahale, rejim çöküşü veya parçalanma olarak değerlendiriliyor. Bu durumlar İran'ı Suriye veya Irak'tan daha vahim bir kaosa sürükleyebilir. Rejim çöküşü halinde etnik grupların ayaklanması bekleniyor. Azeri nüfusun ülkenin dörtte biri veya üçte biri kadar olduğu tahmin ediliyor. Kürt, Beluç ve Arap gruplar da benzer riskler taşıyor. Pers milliyetçiliğinin yükselmesi kaosu artırabilir.

Göç riski en acil tehditlerden biri olarak görülüyor. İran'da şu anda 2 milyon Afgan mülteci bulunuyor. Güç boşluğu oluşması halinde yeni dalgalar yaşanabilir. Suriye deneyimi gibi ağır bedeller ödenmesi muhtemel. Bu dalgalar sınır bölgelerini doğrudan etkileyecek nitelikte.

Güvenlik boyutu da kritik önem taşıyor. 534 kilometre uzunluğundaki sınır, 385 yıldır küçük değişiklikler dışında sabit kalmış durumda. Rejim zayıflarsa PKK'nın İran kolu PJAK ve İran Kürdistan Demokratik Partisi gibi ayrılıkçı gruplar güçlenebilir. Bu gruplar sınır güvenliğini tehdit eder. Yıllardır ortak mücadele talebi dile getirilse de etkin sonuç alınamamış.

Jeopolitik etkiler ise uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. İran'ın zayıflaması güç boşluğu yaratır ve bölgede İsrail'i dengeleyen bir aktörün öne çıkmasını sağlar. Ancak bu durum İsrail tarafından tehdit olarak algılanabilir. Rekabet artsa da NATO üyeliği ve ABD ilişkileri nedeniyle askeri çatışma ihtimali düşük görülüyor. Diplomatik kanallar açık tutuluyor ve gerilimlerin yönetilmesi hedefleniyor.

Ekonomik ve enerji boyutları da göz ardı edilemez. İran doğalgaz ithalatı yıllık 10 milyar metreküp seviyesinde seyrediyor. Üçüncü büyük ticaret ortağı konumunda olması önemli bir bağ oluşturuyor. Rejim çöküşü bu akışları kesintiye uğratabilir. Ancak asıl risk belirsiz sonuçlarda yatıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İran'ın huzursuzluğunun, bölünmüşlüğünün ve sancısının her açıdan tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Komşu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğünün, iç barış ve istikrarının hayat memat konusu olduğunu belirtiyor.

Eski diplomat Mehmet Öğütçü, İran'ın son yıllarda sistematik hedef alındığını ifade ediyor. Hamas, Hizbullah, Irak'taki Şii gruplar, Husiler ve Suriye'de dışlanma gibi hamleler bu sürecin parçaları olarak görülüyor. Rejim çökerse etnik ayaklanmalar felaket getirir. Azeri nüfusun büyüklüğü riski artırıyor. Yeni göç dalgaları kaldırılamayabilir. Trump'ın öngörülemezliği hesaba katılmalı.

ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr. Oytun Orhan, İran'ın büyüklüğü nedeniyle çöküşün Suriye'den ağır olacağını söylüyor. Tercih edilen senaryo iç dinamiklerle reform ve merkezi yapının korunması. Suriye ve Irak'ta ödenen bedeller tekrarlanmamalı. İstikrarsızlıkta göç rotası sınır bölgeleri olur. PJAK ve benzeri gruplar güvenlik riski yaratır. İran zayıflarsa İsrail dengelenir ancak bu tehdit olarak görülür. İran-İsrail ilişkilerindeki varoluşsal düşmanlık farklı bir nitelik taşıyor. Rekabet askeri boyuta evrilmez.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise herhangi dış müdahalenin bölge için son derece olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın 19 Aralık 2024'te Kahire'de gerçekleştirdiği görüşme, istikrar vurgusunun somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde İran'daki istikrarsızlığın bölgesel etkileri daha net ortaya çıkıyor. Dış müdahale tehditleri ve iç protestolar, çok boyutlu riskleri artırıyor. İstikrarın korunması, reform süreçleriyle mümkün görülürken çöküş senaryolarının ağır sonuçları ön plana çıkıyor.

Sonuç olarak bu gelişmeler komşu ülke açısından kritik bir dönemi işaret ediyor. Göç, güvenlik, enerji ve jeopolitik risklerin yönetilmesi büyük önem taşıyor. Diplomasi ve istikrar odaklı yaklaşım, olası kaosların önlenmesinde anahtar rol oynuyor. Gelişmelerin yakından izlenmesi, bölgesel dengelerin anlaşılması açısından belirleyici olacak.