Dış politika gündeminde bölgesel istikrar ve güvenlik konuları her zaman ön planda yer alır ve son dönemde yaşanan gelişmeler bu önemi bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle komşu ülkelerdeki iç dinamikler ve uluslararası aktörlerin tutumları, geniş çaplı tartışmalara yol açıyor. Bu bağlamda yapılan açıklamalar, diplomasinin rolünü vurgulaması açısından dikkat çekici nitelik taşıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da düzenlenen geniş katılımlı basın toplantısında İran'daki iç karışıklıklar ve olası dış müdahale ihtimallerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Geniş çaplı bir istikrarsızlık durumunun Ortadoğu'nun kaldırma kapasitesinin üstünde olduğunu belirten Fidan, bu çerçevede İran’a askeri güç kullanımını tasvip etmediklerini net biçimde ifade etti.

Baştan beri bölgesel istikrar ve güvenliğe önem verdiklerini vurgulayan Fidan, İran'ın sınır komşusu olarak taşıdığı öneme dikkat çekti. Yüzyıllara dayanan ortak sınır, iki halk arasındaki benzerlikler ve yoğun ticari ilişkiler, İran'daki her gelişmenin doğrudan ilgilendiren unsurlar arasında yer alıyor. Fidan, İran'ın uluslararası aktörlerle sorunlarını çözmesinin ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsız senaryolardan kaçınılmasının kendi menfaatlerine de uygun olduğunu kaydetti.

Önceliklerinin hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak bir duruma gelmemek olduğunu söyleyen Fidan, geçmişteki kısa süreli çatışmaları hatırlatarak tekrarının tasvip edilmediğini belirtti. Sorunların diyalog yoluyla çözülmesini istediklerini ifade eden Fidan, geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kapasitesini aşacağını vurguladı. Diplomatik çabalara devam edileceğini ve umarım Amerika ile İran'ın bu konuyu aralarında çözeceğini dile getirdi.

İran halkının dinamik yapısına da değinen Fidan, büyük nüfusu ve sofistike bir toplum olduğunu belirtti. Yaşam arzusu ve yaşama katılma isteğinin son derece yüksek olduğunu söyleyen Fidan, uluslararası izolasyon nedeniyle bazı ekonomik hizmetlerin sınırlandırılmasının sıkıntılar doğurduğunu kaydetti. Bu sıkıntıların rejime karşı ideolojik başkaldırı gibi görünmesinin aslında gri bir alan oluşturduğunu ifade etti.

Ekonomik zorlukların çözülememesinin bazı İran düşmanı ülkelerin iştahını kabartacak bir durum yaratmadığını savunan Fidan, müdahale istememekle birlikte Başkan Trump'ın politikalarında karadan güç kullanımını tercih etmediğini gözlemlediklerini ekledi.

Toplantıda Suriye'deki gelişmeler de ele alındı. Halep krizi sonrasında görüşmelerin seyri ve olası operasyonlar sorulan Fidan, Suriye hükümetinin kendi ülkesinde birliği sağlamak adına adımlar atacağını öngördüğünü belirtti. Sorunların iyi niyetle çözülmemesi halinde güç kullanımının bir opsiyon olduğunu gördüğünü ifade etti.

SDG/YPG ile ilgili Batı ülkelerinin tutumunu şaşkınlıkla takip ettiklerini söyleyen Fidan, Kandil bağı meselesinin yeni keşfedilmiş gibi yansıtıldığını kaydetti. Temennilerinin bir an önce mutabakatların uygulanarak ülkede istikrarın sağlanması olduğunu vurguladı. Geçmişteki uyarıları hatırlatan Fidan, işgal edilen yerlerin boşaltılması ve unsurların geri çekilmesinin iyi niyet göstergesi olacağını belirtti.

CAATSA yaptırımları ve F-35 programı konusunda da açıklamalar yapan Fidan, bu sene yaptırımların kalkacağına şahit olunabileceğini umduğunu söyledi. İki lider arasındaki mutabakatlar sonucunda sorunun gündemden çıkması yönünde irade oluştuğunu ve teknik problemlerin ortadan kaldırılması için çalışıldığını kaydetti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın ilave gümrük vergisi deklarasyonu hakkında konuşan Fidan, henüz somut bir başkanlık kararı olmadığını ve bunun gündeme alınacak bir durum yaratmadığını belirtti.

Ukrayna barış sürecinde Karadeniz'deki olası rol sorulan Fidan, barış anlaşması olursa anlaşmanın takibi, Ukrayna'nın caydırıcılık gücü ve ihlal durumunda tedbirler gibi unsurların önemli olacağını söyledi. Deniz alanındaki sorumluluğun planlamalarda kendilerine verilmiş durumda olduğunu ve diğer ülkelerle birlikte üstleneceklerini ekledi.

Gazze ateşkes planının ikinci aşaması kapsamında Barış Kurulu ve Uluslararası İstikrar Gücü'nde rolü sorulan Fidan, sürecin ilerlemesinden memnuniyet duyduklarını belirtti. Filistinli teknik komitenin Gazze idaresini almasının öncelikli olduğunu ve birkaç hafta içinde organların hayata geçebileceğini kaydetti.

Tüm bu açıklamalar, dış politikanın çok boyutlu yapısını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bölgesel istikrarın korunması, diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi ve uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesi, öne çıkan temalar arasında yer alıyor. Gelişmelerin diplomasi yoluyla yönetilmesi vurgusu, gelecekteki adımların yönünü belirleyecek önemli bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.

AK Parti Operasyon Krizi: Şükürsüzlük Tartışmaları Alevlendi
AK Parti Operasyon Krizi: Şükürsüzlük Tartışmaları Alevlendi
İçeriği Görüntüle

Sonuç olarak, basın toplantısındaki değerlendirmeler Ortadoğu'daki hassas dengeleri anlamak açısından değerli ipuçları sunuyor. İstikrarsızlığın önlenmesi ve sorunların barışçıl çözümü, bölgesel güvenlik açısından kritik öneme sahip unsurlar olmayı sürdürüyor. Diplomatik çabaların devamı, olumlu sonuçlar doğurabilir.