Marmara bölgesi, yıllardır deprem riskiyle anılan bir coğrafya olarak dikkat çekiyor. Fay hatlarının karmaşık yapısı, bilim insanlarını sürekli yeni araştırmalara yöneltiyor. Son dönemde ortaya çıkan bir görüş, bu risklerin bazı doğal mekanizmalarla dengelendiğini öne sürüyor ve geniş kesimlerde merak uyandırıyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş, deprem bilimci olarak Marmara Denizi'ndeki çukurların İstanbul'u büyük depremlere karşı adeta bir kalkan gibi koruduğunu belirtiyor. Bu çukurlar, deprem dalgalarının yayılımını engelleyerek kırığın ilerleyişini kesiyor. Görünmez bariyer olarak nitelendirilen bu yapılar, geçmiş büyük depremlerde kendini göstermiş durumda.
1912 Mürefte depremi, Orta Marmara Çukuru'nda durmuş. Benzer şekilde 1999 İzmit depremi Çınarcık Çukuru'nda, yakın tarihteki Silivri depremi ise Kumburgaz Çukuru'nda ilerleyişini kaybetmiş. Bu örnekler, çukurların deprem enerjisini sönümlediğini kanıtlar nitelikte. Ana Marmara Fayı'nın parçalı kırılması, bu doğal engeller sayesinde gerçekleşiyor.
Görünmez bariyer mekanizması, creep adı verilen bir süreçle işliyor. Creep, fay hattında yavaş ve sürekli kayma anlamına geliyor. Bu mekanizma, ani enerji patlamalarını önleyerek stresin başka segmentlere aktarılmasını sağlıyor. Böylece büyük bir kırılma yerine kontrollü bir boşalma yaşanıyor.
Marmara çukurları neden bu kadar etkili sorusu, jeolojik özelliklerde yatıyor. Bu bölgelerde yer kabuğu daha ince ve sıcak. Kayaçlar gevrek değil, sünek yapıda bulunuyor. Gaz ve sıvı açısından zengin alanlar, fayları adeta yağlayarak sürtünmeyi azaltıyor. Bu yağlama etkisi, enerji birikimini engelliyor ve depremin şiddetlenmesini önlüyor.
Kumburgaz Çukuru, en dikkat çekici örneklerden biri. Silivri depreminde kırığın burada durması, İstanbul'a ulaşacak potansiyel bir tehdidi bertaraf etmiş gibi görünüyor. Kumburgaz fay segmenti, bu bariyerin en güçlü noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Deprem enerjisi burada sönümlenerek şehir korunuyor.
Çınarcık Çukuru da benzer rol oynuyor. 1999 İzmit depreminin batıya ilerleyişi burada kesilmiş. Bu çukur, fay hattının doğu-batı yönündeki hareketini sınırlayarak stres transferini yönetiyor. Görünmez bariyer İstanbul depremi ilişkisi, tam da bu noktalarda belirginleşiyor.
Orta Marmara Çukuru ise 1912 Mürefte depreminin batı yayılımını durdurmuş. Bu üç çukur birleşince, Marmara Denizi adeta doğal bir güvenlik ağı oluşturuyor. Ana Marmara Fayı parçalı kırılma özelliği, bu çukurların sayesinde daha az yıkıcı hale geliyor.
Creep mekanizması detayları incelendiğinde, fayların yavaş kayması enerjiyi dağıtıyor. Ani depremler yerine sessiz hareketler baskın oluyor. Gaz sıvı zenginliği fayları yağlama etkisi, sünek kayaçlarla birleşince bariyer güçleniyor. Yer kabuğu inceliği ve sıcaklığı da bu süreci destekliyor.
İstanbul depremi riski tartışmalarında bu görüş önemli bir yer tutuyor. Görünmez bariyer, şehri doğrudan etkileyecek büyük kırılmaları geciktiriyor veya engelliyor. Ancak stresin başka alanlara aktarılması, uzun vadede yeni riskler yaratabilir mi sorusu da gündemde kalıyor.
Marmara fay hattı gizemi, bu çukurlarla daha da derinleşiyor. Deprem bilimciler, geçmiş verileri inceleyerek bu doğal korumayı haritalıyor. Kumburgaz Çukuru deprem durdurma örneği, en somut kanıtlardan biri olarak kabul ediliyor.
Ana Marmara Fayı'nın yapısı, tek parça değil parçalı bir sistem. Bu parçalılık, çukurların bariyer rolünü artırıyor. Deprem enerjisi birikimi engellenmesi, İstanbul için kritik bir avantaj sağlıyor.
Görünmez bariyer kavramı, jeoloji dünyasında yeni tartışmalara yol açıyor. Marmara çukurları doğal kalkan mı yoksa geçici bir denge mi, araştırmalar devam ediyor. Creep ve yağlama mekanizmaları, fay dinamiklerini yeniden yorumlatıyor.
Sonuç olarak, Marmara Denizi'ndeki bu gizemli yapılar, İstanbul depremi senaryolarını değiştiriyor. Görünmez bariyer sayesinde geçmiş depremler durmuş, enerji sönümlenmiş. Kumburgaz, Çınarcık ve Orta Marmara çukurları, creep mekanizmasıyla şehri koruyor. Bu doğal gizem, deprem riskini anlamada yeni bir perspektif sunuyor. Gelişmeler, bilim dünyasını heyecanlandırıyor ve yakından izleniyor.





