Emekli aylıkları, son dönemde en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. Milyonlarca kişi, geçim koşullarının giderek ağırlaştığı bir ortamda, aylık gelirlerini yeterli bulmakta zorlanıyor. Ekonomik dalgalanmalar ve yaşam maliyetlerindeki artış, emeklilerin beklentilerini yükseltiyor. Bu bağlamda, en düşük emekli maaşı için getirilen yeni bir teklif, geniş kesimlerin dikkatini çekiyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen kanun teklifi, en düşük emekli aylığını 20 bin liraya yükseltmeyi öngörüyor. Bu düzenleme, mevcut tutara bin 161 lira zam anlamına geliyor. Teklif, komisyonda kabul edildi ve önümüzdeki hafta Genel Kurul'da ele alınarak yasalaşması bekleniyor. TÜİK verilerine göre, yüzde 12,19'luk artışla en düşük emekli aylığı 18 bin 839 lira seviyesine ulaşmıştı; ancak bu teklif ile rakam 20 bin liraya çıkarılıyor.
Düzenleme, açlık sınırının 30 bin lirayı aştığı bir dönemde geliyor. Dört kişilik bir ailenin yalnızca aylık gıda harcaması 30 bin 143 lira olarak hesaplanıyor. Bu tutar, barınma, enerji, ulaşım, sağlık ve diğer zorunlu giderleri kapsamıyor. 20 bin lira seviyesindeki bir emekli aylığı, mevcut ekonomik koşullarda geçim sağlamayı zorlaştırıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle fiyat artışları yaşam maliyetlerini olağanüstü düzeyde yükseltmiş durumda.
Sendikalar, artış tutarına ve uygulanan yönteme sert tepki gösteriyor. Türk-İş, yazılı açıklamasında, 20 bin lira ile milyonlarca kişinin yaşamını sürdürmesinin gerçekçi olmadığını vurguluyor. Emeklilerin dinlenme ve sağlıklı bir yaşlılık yerine çalışmak zorunda kaldığı, ağır ve güvencesiz koşullarda sağlıklarını riske attığı belirtiliyor. Ayrıca, sadece en düşük emekli aylığını yükseltmenin adaletsiz olduğu ifade ediliyor. Çalışma yaşamı boyunca asgari ücretin iki veya üç katı üzerinden prim ödemiş sigortalıların aylıklarının, düşük primlilerle aynı seviyeye yaklaşması hakkaniyetle bağdaşmıyor. Bu durum, prim ödeme ile aylık arasındaki ilişkiyi zayıflatıyor ve sisteme güveni sarsıyor. Prim ödeme gün sayısı ve kazancıyla bağlanan aylık arasındaki ilişkinin korunması temel ilke olarak savunuluyor.
Tüm Emeklilerin Sendikası ile Devrimci Emekliler Sendikası da ortak tepki ortaya koyuyor. İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda düzenlenen eylemde, aylığı 20 bin lira ve üzerinde olan emeklilere hiçbir artış yapılmadığı eleştirisi öne çıkıyor. Bu yaklaşım, emekliler arasında bilinçli bir ayrıştırma ve bölme politikası olarak nitelendiriliyor. Sendika temsilcileri, Meclis'teki vekillere seslenerek, milyonlarca emeklinin açlığına onay verilmemesi çağrısında bulunuyor. İktidarın "maaşlar gününde ödeniyor" açıklamalarına karşılık, lütuf veya sadaka istenmediği, yıllarca ödenen primlerin ve alın terinin karşılığının talep edildiği vurgulanıyor.
Geçen hafta Meclis'te yapılan bir konuşmada, emekli maaşlarının düşük olsa da düzenli ödendiği ifadeleri hatırlatılarak sert eleştiriler yapılıyor. Emekliler, bir kilo peynirin hesabını yaparken müzelerin bedava yapıldığı söylemleriyle dalga geçildiğini belirtiyor. Halkın bütçesinin sermayeye aktarıldığı, kamu görevinde servet edinildiği ve yandaşların birden fazla maaşa bağlandığı iddiaları dile getiriliyor. Bu koşullarda hakkın helal edilmediği açıkça ifade ediliyor.
Asgari ücretin net 28 bin 75 lira olduğu bir ortamda, bu tutar açlık sınırının 2 bin 68 lira altında kalıyor. En düşük emekli aylığının 20 bin lira olması ise açlık sınırının 10 bin 143 lira gerisinde bırakıyor. Sendikalar, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine yükseltilmesini ve asgari ücretin açlık sınırına göre belirlenmesini öneriyor.
Bu gelişmeler, emekli aylıkları konusundaki tartışmaları daha da alevlendiriyor. Düzenlemenin sadece belirli bir kesimi kapsaması, genel memnuniyetsizliği artırıyor. Ekonomik ve sosyal boyutları olan bu kriz, acil ve kapsamlı çözümler gerektiriyor. Emeklilerin beklentileri ile getirilen teklif arasındaki fark, önümüzdeki dönemde daha fazla gündem oluşturacak gibi görünüyor. Konu, milyonlarca kişinin geleceğini doğrudan etkilediği için yakından izlenmeye devam edecek.