Gayrimenkul sektörü, yıllardır yatırım aracı olarak tercih edilmeye devam ediyor. Ancak son dönemde dikkat çeken bir eğilim, vatandaşların yurt dışından ev alma yönündeki yoğun ilgisi oluyor. Bu ilgi, sadece finansal getiri arayışıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmış durumda.

Emekli Maaşı Ek Zam Haberi: 1000-2000 TL Artış Gelecek mi?
Emekli Maaşı Ek Zam Haberi: 1000-2000 TL Artış Gelecek mi?
İçeriği Görüntüle

Merkez Bankası verileri, son beş yılda yurt dışındaki gayrimenkul yatırımlarının 12 kat arttığını gösteriyor. Bu artış, yeni rekorların habercisi niteliğinde. BloombergHT verilerine göre, 2021 yılında yıllık yatırım tutarı 216 milyon dolar seviyesindeyken, Kasım 2025 itibarıyla bu rakam 2 milyar 657 milyon dolara yükselmiş. 2023’te 673 milyon dolara çıkan tutar, yıl içinde önce 1,9 milyar doları aşmış, ardından kasım ayında 2,6 milyar doları geçmiş.

Geçmiş dönemde, genellikle büyük iş insanları tatil amaçlı veya yükselen pazarlara yatırım için yurt dışında ev alırlardı. ABD ve Londra gibi merkezler tercih edilirken, bu alımlar sınırlı sayıda zengin kesimle kısıtlı kalırdı.

Son 20 yılda tablo önemli ölçüde değişti. 2005’lerden itibaren seküler geleceğe duyulan inancın azalmasıyla, üst gelir grubunun altındaki kesimler de çocukların eğitimi için yurt dışında ev almaya yöneldi. Bazıları işlerini tasfiye ederek yurt dışına yerleşme kararı aldı.

On yıl öncesine kadar geçerli olan bu eğilimde, iyi yetişmiş ve birikimi olan kişiler gittikleri ülkelerde yeni işler kurdu veya birikimlerini iç piyasa ağırlıklı yöneterek yaşamlarını sürdürdü.

Son beş yılda ise hem sayı hem tutar bakımından büyük bir sıçrama yaşandı. Artık sadece Batı ülkeleri değil, Körfez ülkelerindeki bazı merkezler de tercih ediliyor.

Bu alımların amacı yalnızca yatırım değil. Özellikle Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerde ev karşılığı oturma izni alınması, AB’de serbest dolaşım hakkı sağlaması büyük cazibe yaratıyor. Bu ülkelerde Türklerin talebi nedeniyle fiyatların yükseldiği biliniyor. Ev alanlar genellikle orta seviyenin biraz üstü kesimden oluşuyor.

Gidenlerin bir kısmı kurulu düzenlerini sürdürmeye devam ederken, önemli bir bölümü tamamen göç ederek batıya yerleşiyor.

Aslında bu kişiler, gayrimenkul yatırımı dahil iç piyasadan yüksek kar elde edebilecek tasarruf ve bilgi birikimine sahip. Ancak yaşam koşulları nedeniyle yurt dışını tercih eder hale geldiler.

Almanya’ya giden doktorlar örneğinde olduğu gibi, burada yetişip daha refah veren ülkelere hizmet etmek zorunda kalan insanlar söz konusu. Gönüllerinin burada olduğu bilinen, kendileri ve çocukları için daha iyi gelecek kaygısıyla göç edenler, artık ev alıp yerleşime geçiyor.

En iyi liseleri bitiren gençlerin çoğu yurt dışında üniversiteye gidiyor, seçkin üniversiteleri tamamlayanlar ise üst eğitim ve çalışma için yurt dışını seçiyor.

Bu durum, yetişmiş insan gücü ve sermaye kaybı yaratıyor. Sorunun kökeninde ekonomi, demokrasi ve adalet alanındaki güvensizlik yatıyor. Mevcut yönetimin tercihleriyle oluşan bu güvensizlik, tablonun ana nedeni olarak gösteriliyor.