Türkiye'de emeklilerin günlük hayatı, ekonomik dalgalanmaların en çok hissettiği alanlardan biri haline geldi. Memur emeklileri, en düşük maaşın ne olacağı, zam oranlarının nasıl hesaplanacağı ve yasal hakların ne zaman devreye gireceği gibi konularla sabah akşam meşgul. Sosyal medyada binlerce yorum yağıyor, çünkü her kuruş, bir ailenin geçim derdini doğrudan etkiliyor. Son dönemde hükümetin memurlara yaptığı zamlar, emeklileri umutlandırırken, ödenmeyen farklar konusunda açılan davalar, adalet arayışının simgesi oldu. Vatandaşlar, bu süreçleri takip ederken, duruşma tarihleri ve olası kazanımları merakla bekliyor; zira her gelişme, milyonlarca insanın geleceğini aydınlatma potansiyeli taşıyor.

Emekli maaşlarında yıllardır süren adaletsizliklerden biri, memurlara verilen zamların emeklilere yansımamasıydı. Özellikle 8.077 liralık bir maaş artışı, aktif çalışan memurlara ödenirken, emeklilerin bu haktan mahrum bırakılması büyük tepki çekti. Bu farkın geri ödenmesi için açılan dava, emekliler arasında umut rüzgarları estirdi. Davayı açan isim, eski Yargıtay üyesi Seyfettin Çilesiz; kendisi, milyonlarca emekli adına Ankara 9. İdare Mahkemesi'nde hukuki mücadele başlattı. Çilesiz, emeklilerin bu zam farkından kaynaklanan kayıplarının 400 bin lirayı aştığını belirterek, sürecin anayasal bir zorunluluk olduğunu vurguluyor. Mahkeme, bu talebi değerlendirmek üzere 18 Aralık 2025 tarihini duruşma günü olarak belirledi ve emekliler, bu tarihe kilitlendi.

Davanın detayları, emeklilerin en çok merak ettiği konuları aydınlatıyor. 8.077 liralık zam, memur maaşlarına doğrudan yansıtılırken, emekli aylıklarında göz ardı edildi; bu durum, emeklilerin alım gücünü ciddi şekilde eritti. Avukat Ali Erdem Gündoğan, davanın arkasındaki hukuki temeli şöyle açıklıyor: "Bu zam, emeklilerden keyfi olarak esirgenmiştir ve anayasaya aykırıdır." Gündoğan, emeklilerin yıllardır süren mağduriyetini vurgularken, mahkemenin bu farkı telafi etmesi halinde en düşük emekli maaşının 35 bin ila 36 bin lira bandına yükselebileceğini belirtiyor. Bu rakam, mevcut maaşlara kıyasla dev bir sıçrama anlamına geliyor; zira birçok emekli, bugünkü seviyelerle temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor. Çilesiz'in davası, sadece bireysel bir talep değil, toplu bir hak arayışı; mahkeme kararı, benzer davalara emsal teşkil edebilir ve milyonlarca emekliyi etkileyebilir.

Emeklilerin bu davaya olan ilgisi, sosyal medyada da kendini gösteriyor. Binlerce yorumda, "Zamlar emekliye de yansısın" çağrıları yükseliyor; bazıları, maaşların "insani onur seviyesine" çıkarılmasını talep ediyor. Seyfettin Çilesiz, dava dilekçesinde emeklilerin ekonomik kayıplarını detaylıca belgeleyerek, devletin bu farkı ödemesinin zorunlu olduğunu savundu. 400 bin liralık kayıp rakamı, sadece bireysel değil, kitlesel bir mağduriyeti simgeliyor; çünkü bu fark, emeklilerin ilaç, fatura ve gıda giderlerini katlıyor. Avukat Gündoğan, duruşma öncesi emeklilere çağrıda bulundu: "18 Aralık'ta mahkeme önünde destek olun, sesimizi duyurun." Bu davet, emeklileri harekete geçirirken, dava sürecinin kamuoyunda geniş yankı bulmasını sağlıyor. Emekliler, bu davanın kazanılması halinde maaşlarının nasıl hesaplanacağını, farkların geriye dönük ödenip ödenmeyeceğini ve ek zamların ne getireceğini tartışıyor.

Davanın olası zaferi, emekli maaş zamlarında domino etkisi yaratabilir. En düşük memur emeklisi maaşı, şu anki seviyelerden 35 bin liraya sıçrarsa, bu, alım gücünde yüzde 50'ye varan bir iyileşme demek. Hesaplamalara göre, 8.077 liralık farkın yansıtılması, bayram ikramiyeleri ve ek ödemelerle birlikte yıllık 100 bin liralık kazanç sağlayabilir. Çilesiz'in mücadelesi, Yargıtay üyeliği sırasındaki deneyimini yansıtıyor; kendisi, emeklilerin haklarını savunan bir simge haline geldi. Mahkeme süreci, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarıyla ilerlerken, emekliler 18 Aralık'ı "umut günü" olarak adlandırıyor. Bu dava, sadece maddi bir kazanım değil, adalet sistemine duyulan güveni pekiştirme fırsatı; zira benzer mağduriyetler, yıllardır yargı kapılarında bekliyor.

Emekli hakları tartışmaları, siyasi arenada da yankı buluyor. Muhalefet partileri, bu tür davaları gündeme taşırken, emeklilerden gelen talepler artıyor: Maaşların açlık sınırının üzerine çıkarılması, sağlık hizmetlerinin ücretsiz hale getirilmesi ve zamların şeffaf hesaplanması. Seyfettin Çilesiz'in davası, bu taleplerin somut bir örneği; avukat Gündoğan, "Anayasa emeklileri korur, esirgenen haklar geri alınacak" diyerek kararlılığını dile getiriyor. Emekliler, duruşma öncesi imza kampanyaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla desteklerini artırıyor; bazı gruplar, Ankara'ya toplu ziyaret planlıyor. Bu hareketlilik, emekli derneklerini bir araya getirirken, hükümetin de konuya eğilmesini tetikleyebilir. 400 bin liralık kayıp, bireysel hikayelerle çarpıcı hale geliyor: Bir emekli, "Bu farkla torunuma daha iyi bakabilirdim" diyor.

Restoran Fiyatları Yeniden Şekilleniyor
Restoran Fiyatları Yeniden Şekilleniyor
İçeriği Görüntüle

Davanın arka planı, emekli maaş zamlarının nasıl hesaplandığını da aydınlatıyor. Memur zamları, toplu sözleşme ve enflasyon farklarıyla belirlenirken, emeklilere yansımayan kısımlar dava konusu oluyor. 8.077 liralık artış, 2025 bütçesinde yer almıştı ama uygulama emeklileri dışladı. Gündoğan, bu ayrımın "keyfi" olduğunu savunurken, mahkemenin emsal kararlarla destekleneceğini belirtiyor. Potansiyel 36 bin liralık maaş, emeklilerin kiradan market alışverişine kadar her alanda nefes almasını sağlayabilir. Çilesiz, dava açarken "Milyonlar adına konuşuyorum" demişti; bu söz, emeklilerin ortak sesi oldu. Duruşma tarihi yaklaştıkça, hukukçular ve emekliler, kararın ülke çapında nasıl yankılanacağını tartışıyor.

Sonuç olarak, Seyfettin Çilesiz'in açtığı bu dava, emekli maaş zamlarında tarihi bir dönüm noktası olabilir. 18 Aralık 2025'teki Ankara 9. İdare Mahkemesi duruşması, 8.077 liralık farkın geri ödenmesini ve maaşların 35-36 bin liraya yükselmesini gündeme taşırken, avukat Ali Erdem Gündoğan'ın anayasa vurgusu umutları yeşertiyor. 400 bin liralık kayıpların telafisi, milyonlarca emekliyi sevindirecek; bu mücadele, adaletin gecikmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Emekliler, bu davayı izlerken, geleceğe dair planlar yapmaya başladı; zira her zam haberi, yeni bir sayfa açma fırsatı. 18 Aralık, emeklilerin kaderini değiştirebilir, gözler o günde.