SONAR Araştırma Şirketi’nin sahibi Hakan Bayrakçı, Türkiye siyasetini yakından tanıyan ve uzun yıllardır siyasi araştırmalar yapan bir isim olarak, televizyon programcısı Özlem Gürses’in yayınında çarpıcı anket sonuçlarını ve analizlerini paylaştı. Gürses, uzun bir süredir Bayrakçı’nın araştırmalarına baktığını, özellikle CHP’de neredeyse iki yıldır süren müthiş bir yükseliş trendi gözlemlediğini belirtti. Bu son araştırmanın verileri, Türkiye genelinde siyasetin yönünün kökten değiştiğine işaret ediyor. Bayrakçı ve Gürses'in derinlemesine analiz ettiği bu veriler, yalnızca partilerin oy oranlarını değil, aynı zamanda toplumun adalet sistemine, ekonomiye ve siyasi sürece olan güvenini de mercek altına alıyor.
Hakan Bayrakçı, kararsızlar dağıtıldıktan sonra yapılan en son araştırmalarında Cumhuriyet Halk Partisi'ni (CHP) Türkiye genelinde yüzde 36,6 ile birinci parti olarak bulduklarını, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) ise yüzde 30,4 seviyesinde kaldığını, yani aradaki makasın net altı puan olarak açıldığını açıkladı. Bu sonuç, basit bir anket başarısından öte, 47 yıllık bir siyasi eşiğin kırılması anlamına geliyor. Bayrakçı, bu bulguyu yorumlarken, CHP’nin 1977 yılında merhum Bülent Ecevit’in yüzde 42’lik büyük başarısından bu yana, yani yaklaşık son 47 yıllık tarihinde, bir genel seçim anketinde ilk kez birinci çıktığını vurguladı.
Bayrakçı, araştırmacılığa başlama merakının çocukluğuna dayandığını ve 88’de şirketi kurduğunu anlatırken, bu son anket sonuçlarının yerel seçim başarısından sonra elde edilen bir kırılma noktası olduğunu belirtti. CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde yüzde 37 ila 38 gibi yüksek bir oy alarak ilk kez birinci parti konumuna yükseldiğini, oysa 2019 yerel seçimlerinde bile ikinci parti olduğunu, hatta yüzde 30’u bile zor yakaladığını söyledi. İnsanlar o dönemde bu durumu "yerel seçimde zaten CHP başarılı olabiliyor" diyerek geçiştirmiş olsa da, Bayrakçı'ya göre yerel seçim sonuçları, CHP'nin bir eşiği aştığını gösteren önemli bir ölçüydü. Bayrakçı, Suriye olaylarının yaşandığı bir ay hariç, geçen senenin Mart ayından beri yapılan anketlerde "Bugün genel seçim olsa kime oy verirsiniz" sorusunda CHP’nin önde çıktığını ifade etti.
Peki, bu büyük siyasi değişimin arkasındaki temel faktörler neler? Hakan Bayrakçı, bu değişimin birden fazla sebebi olduğunu, ancak en önemli etkenlerin başında ekonominin geldiğini belirtti. Ekonomi, Türkiye’de kırmızı alarm veriyor. Sokaktaki vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı, enflasyon ve döviz kurlarındaki tırmanış (Euro 43’ü, Dolar 38-39 lirayı bulmuş durumda) ana sorunlar olarak öne çıkıyor. Emeklilerin 12 bin, 13 bin, 15 bin lira civarındaki maaşlarla geçinme zorluğu, bu durumu daha da vahimleştiriyor.
Özlem Gürses’in dikkat çektiği anket verisine göre, toplumun tam yüzde 65’i son altı ayda temel ihtiyaçları olan gıda, kira ve faturaları karşılamakta zorlandığını veya çok zorlandığını ifade etti. Bayrakçı, bu oranın son 30-40 yılın en yüksek oranlarından biri olduğunu, daha önceki 2001 krizinde bile bu denli yüksek bir zorlanma oranını hatırlamadığını dile getirdi. Ekonomik sıkıntıların bir sonucu olarak, geçen yılki yerel seçimde özellikle yaş grubu 55 ve üzeri olan, ağırlıklı olarak AK Parti seçmenini oluşturan yaklaşık sekiz-dokuz puanlık bir kitle sandığa gitmemişti. Ayrıca, Maliye Bakanı’na yönelik güvensizlik iklimi de dikkat çekiyor: Ankete katılanların yüzde 44’ü bakanın açıklamalarını inandırıcı bulmazken, yüzde 27,8’i ne yapılırsa yapılsın ekonominin düzelmeyeceğine inanıyor.
CHP’nin yükselişinin ve AK Parti’nin oy kaybının ikinci temel sebebi olarak ise, son aylarda peş peşe gelen "sorgu, tutuklama ve soruşturma yağmuru" gösterildi. Bayrakçı, bu sürecin TÜSİAD’la, sanat dünyasıyla, gazetecilerle ve özellikle belediyelerle ilgili üst üste gelen gözaltına alma ve sorgulama olaylarının çok ciddi bir tepki yarattığını ifade etti. Bu sürecin düğüm noktası ise, ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etmeye hazırlandığı Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaşananlar oldu. İmamoğlu’nun tutuklanacağı günün açıklanması ve öncesinde diplomasinin iptal edilmesi, kamuoyunda tepkiye yol açtı.
Özlem Gürses, Bayrakçı’nın verilerine dayanarak, bu süreçlerin yurt dışı imajını da ağır şekilde zedelediğini vurguladı. ABD, Avrupa, hatta Japonya, Kore ve Çin gibi Asya ülkeleri dahil olmak üzere, yüzün üzerinde etkin ülkenin televizyon kanalı ana haberlerinde "Türkiye'de cumhurbaşkanının rakibi tutuklandı" şeklinde haberler yaptı. Bayrakçı, bu imajın keyfi olmadığını, Türkiye’deki algının da doğal olarak bu yönde geliştiğini belirtti.
Toplumun adalet sistemine bakışı ise anketin en çarpıcı kısımlarından birini oluşturuyor. Ankete göre, yüzde 51,3 gibi büyük bir kesim, İmamoğlu’nun diplomasinin iptal edilmesini yanlış bir karar olarak değerlendiriyor. Ayrıca olası bir terör suçundan ceza alması durumunda bile yüzde 51,1 oranında bir kesim kayyum atanmasını onaylamayacağını belirtiyor. Toplumun adalet duygusundaki sarsıntı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın "Türkiye'deki yargıya olan güven azalır, böyle ekonomi mi olur?" açıklamasına yüzde 55,2 oranında katılımla da destekleniyor.
En dikkat çekici veri ise, denetimlerin adil yürütülüp yürütülmediği sorusuna verilen yanıtta gizli. Ankete katılanların yüzde 70’i, denetimler ve soruşturmaların taraflı bir şekilde yürütüldüğünü düşünüyor. Bayrakçı, sorgulamalar, tutuklamalar ve kayyum atamalarının ağırlıklı olarak CHP'li veya muhalif belediyelere yönelmesi nedeniyle toplumda bu algının oluşmasının doğal olduğunu kaydetti.
Bu algısal krizin hemen ardından, Özlem Gürses, iki AK Parti’li belediye (Kayseri’deki bir ilçe belediyesi ve Elazığ Belediyesi) hakkında soruşturma başlatılması haberini gündeme getirdi. Gürses, bu gelişmenin, Bayrakçı’nın VIP abonelere gönderdiği ve kamuoyundaki taraflılık algısını gösteren verilerin iktidar kanadına ulaşmasının bir sonucu olabileceği ihtimalini sordu. Bayrakçı da, aboneleri arasında gazeteciler, bankalar, özel sektör şirketleri ve farklı partilerden belediye başkanları bulunduğu için bu bilgilerin sızmasının ve bir tedbir alınmasının muhtemel olduğunu doğruladı.
Gelecek seçim projeksiyonlarına bakıldığında, Bayrakçı şu anki tabloda AK Parti'nin 23 yıllık tarihinin en zorlu dönemini geçirdiğini ve oy oranının en düşük seviyelerde (yüzde 28-31 aralığında) seyrettiğini ifade etti. İktidar olmak için yüzde 50 artı birin gerekli olduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde, AK Parti’nin tek başına yükselerek yüzde 32-33’e ulaşması, MHP’den fire gelmesiyle bile ancak yüzde 37-38’e çıkabileceğini, DEM ile yürütülen sürecin en iyi ihtimalle 4-5 puan getirmesi durumunda dahi toplam oyların yüzde 43-44’ü zor bulacağını parmak hesabıyla ortaya koydu.
Bayrakçı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anketlere büyük önem verdiğini bildiği için, eğer mevcut anketlerdeki gibi (İmamoğlu ve Yavaş'ın kendisini geçtiği) sürekli kayıp görüyorsa aday olmayabileceği ihtimalini dile getirdi. İktidarın seçim kazanabilmesi için iki temel hamleyi gerçekleştirmesi gerektiği görüşünde: Birincisi ekonomiyi toparlamak, ikincisi ise bu tutuklama ve taarruz modelini durdurmak ve dış imajı düzeltmek.
Öte yandan, muhalefet kanadında ise güçlü bir hava esiyor. Özlem Gürses’in, İmamoğlu'na siyasi yasak gelmesi gibi bir senaryoda CHP’nin başka bir ismi aday göstererek seçimi kazanıp kazanamayacağı sorusuna Bayrakçı, şu anki tablonun buna izin verecek kadar güçlü olduğunu belirtti. Muhalefetin, Kemal Kılıçdaroğlu ile bile 47,5 oy aldığı düşünüldüğünde, mevcut ekonomik kriz ve algısal sorunlar varken, "ortalama" bir adayla bile seçimi kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti. Bayrakçı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in performansını da beklenenden iyi bulduğunu ekledi.
Son olarak, Hakan Bayrakçı, kabinede Cumhurbaşkanlığı için adaylaşma potansiyeli en yüksek ismin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan olduğunu söyledi. Bayrakçı, Fidan’ın muhalefetle uğraşmayan, daha çok bürokrat ve devlet adamı imajı çizmesi nedeniyle, iktidar içindeki en ciddi ve olumlu aday olarak öne çıktığını, bu durumun siyaset dışından da ilgi göreceğini sözlerine ekledi.




