Siyasi kulislerde son günlerde Suriye odaklı gelişmeler yoğun bir şekilde konuşuluyor. Bölgedeki güvenlik dinamikleri, uluslararası aktörlerin tutumlarıyla birleşince ayrı bir dikkat çekiyor. Bu tür açıklamalar, genellikle kararlı bir duruşu yansıtırken, son ifadeler herkesin gündemine yerleşmiş durumda. İnsanlar, olası senaryoları yakından izliyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin danışmanı ve Türkgün Gazetesi başyazarı Yıldıray Çiçek, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. YPG/SDG’nin Suriye hükümetiyle imzalanan 10 Mart Mutabakatı’nın hiçbir maddesini hayata geçirmediğini iddia etti. Bu yapıların özerklik ve federasyon arayışlarının ABD ve İsrail’in bölgesel hedeflerine hizmet ettiğini öne sürdü. Çiçek, sürecin kabul edilemez olduğunu net bir şekilde vurguladı.
YPG/SDG’yi “ABD ve İsrail’in yıllardır yatırım yaptığı bir terör örgütü” olarak tanımlayan Çiçek, örgütün Kürtler, seküler Araplar, Hristiyanlar ve farklı etnik kökenlerden oluşan bir koalisyon kurduğunu belirtti. Bu tanımı, örgüt elebaşı Mazlum Abdi’nin “SDG; Kürtler, seküler Araplar, Hristiyanlar ve farklı etnik kökenlerden oluşan bir koalisyondur” sözleriyle destekledi. Çiçek, bu yapılanmanın bölge güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti.
Çiçek, YPG/SDG’nin mutabakata uymaktan başka seçeneği olmadığını belirterek, aksi halde Zeytin Dalı Operasyonu’nda yaşanan sürece benzer bir tablonun yeniden ortaya çıkabileceğini uyardı. Bahçeli’nin “Aksi hâlde sonu vahim olacaktır” sözlerini hatırlatarak, kabul edilmeyen hedeflere yönelik girişimlerin sonuçsuz kalacağını vurguladı. Bu uyarı, kararlı bir tutumun altını çiziyor.
“YPG/SDG, hak ettiği sona yaklaşıyor” ifadesini kullanan Çiçek, ABD ve İsrail’in desteğinin bölgedeki dengeleri olumsuz etkilediğini savundu. ABD Başkanı Trump’ın İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik övgülerini değerlendirerek, samimi bir yaklaşım halinde Zeytin Dalı Harekâtı’nda olduğu gibi ABD’nin hamle yapamayacağı bir sürecin yaşanabileceğini belirtti. Ancak ABD’nin YPG/SDG’yi eğitme ve donatma politikasının göz ardı edilmemesi gerektiğini ekledi.
Çiçek, ABD’nin bu yapılanmayı koruma yatırımının bir devlet politikasına dönüştüğünü ileri sürdü. Bu bağlamda net bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurguladı. “YPG/SDG’nin hak ettiği son yaklaşıyor” diyerek, örgütün geleceğinin tavra bağlı olduğunu ifade etti. Bu sözler, olası gelişmelere işaret ediyor.
Bahçeli’nin yeni yıl mesajına atıfta bulunan Çiçek, “SDG/YPG’nin İsrail’in tetikçisi olmaktan çıkıp, Suriye’nin 10 Mart Mutabakatı’na uygun bir parçası hâline gelmesi herkesin ortak menfaatinedir. Aksi hâlde Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit eden her türlü hazırlığın sonu, fail ve figüranları için vahim olacaktır” değerlendirmesini aktardı. Bu alıntı, ortak menfaat vurgusuyla dikkat çekiyor.
10 Mart Mutabakatı’nın ihlali iddiası, güvenlik kaygılarını ön plana çıkarıyor. Özerklik arayışlarının dış güçlerin hedeflerine hizmet ettiği görüşü, bölgesel dinamikleri karmaşıklaştırıyor. Zeytin Dalı benzeri operasyon ihtimali, şartların oluşması halinde gündeme gelebilir nitelikte.
YPG SDG mutabakat ihlali tartışmaları, uluslararası aktörlerin rolünü yeniden gündeme getiriyor. ABD İsrail destek iddiaları, eleştirilerin odağında yer alıyor. Mazlum Abdi alıntısı, örgütün yapısını netleştiriyor.
Bahçeli danışmanı Suriye sinyali, kararlılık mesajı taşıyor. Zeytin Dalı harekatı hatırlatması, geçmiş deneyimlere dayanıyor. Trump Netanyahu övgü yorumu, diplomatik boyut ekliyor.
Bu gelişmeler, bölge güvenliğini doğrudan etkiliyor. Mutabakat uyumu talebi, alternatif senaryoları masaya yatırıyor. Vahim son uyarısı, ciddi bir ton taşıyor.
Sonuçta, Bahçeli danışmanı Yıldıray Çiçek’ten Suriye operasyon sinyali geldi. YPG SDG 10 Mart Mutabakatı ihlali, Zeytin Dalı benzeri süreç ihtimali, Bahçeli “vahim son” alıntısı ve “hak ettiği son yaklaşıyor” ifadeleriyle tablo netleşiyor. Bölgesel güvenlik tartışmaları önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşacak. Suriye operasyon haberleri, yakından izlenmeye devam edecek.




