Yargı reformu tartışmaları bir kez daha Türkiye’nin en sıcak gündemi haline geldi. Adalet sisteminde köklü değişiklikler vaat eden yeni düzenlemeler, muhalefetten gelen sert tepkilerle adeta ateş püskürüyor. Özellikle 11. Yargı Paketi’nin bazı maddeleri, “acaba perde arkasında başka hesaplar mı var?” sorusunu akıllara getiriyor.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, paketin en kritik noktasını net bir şekilde ortaya koydu: Teklif, hakaret suçlarının büyük kısmını ön ödeme ve uzlaştırma kapsamına alırken, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçunu kasten bu kapsama dahil etmiyor. Emir bu durumu “adrese teslim düzenleme” olarak tanımlıyor ve açıkça şu mesajı veriyor: İktidar, siyaseten alt edemediği isimleri yargı yoluyla sıkıştırmaya çalışıyor.

Bu istisnanın zamanlaması da tesadüf değil. Hatırlanacağı üzere 9. Yargı Paketi ile aynı suç tipi ön ödeme kapsamına alınmış ve Ekrem İmamoğlu’nun savcılara yönelik sözleri nedeniyle açılan dava bu sayede düşmüştü. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra aynı suçun 11. Paket’te özellikle dışarıda bırakılması, “kendi yazdıkları yasayı bile siyasi çıkarlar uğruna eğip büküyorlar” eleştirisini beraberinde getirdi.

Murat Emir’in dikkat çektiği bir diğer çarpıcı nokta: Paket, genel olarak hakaret suçlarında ceza adaletini hafifletme yönünde adım atıyor gibi görünse de, kamu görevlilerine yönelik eleştirileri adeta dokunulmaz hale getiriyor. Bu durum, muhalefet liderlerinin ve siyasetçilerin hükümeti ya da devlet görevlilerini eleştirirken iki kere düşünmek zorunda kalmasına yol açabilir.

Özgür Özel’in Yeni Dönem Kadrosu: Parti Yeniden Şekilleniyor
Özgür Özel’in Yeni Dönem Kadrosu: Parti Yeniden Şekilleniyor
İçeriği Görüntüle

CHP’li vekil, bu maddelerin özellikle Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldığını iddia ediyor. “Siyaseten yenemedikleri bir ismi yargı eliyle köşeye sıkıştırmak istiyorlar” diyen Emir, iktidarın kendi çıkardığı düzenlemeleri bile geri vites yaparak değiştirmekten çekinmediğini vurguluyor.

Yargı paketlerinin Türkiye siyasetindeki yansıması yeni değil. Her paket, dönemin siyasi gerilimlerini ve güç dengelerini doğrudan etkiliyor. 11. Paket’teki bu “istisna” maddeler de tam olarak bu geleneği sürdürüyor. Hukukçular arasında da tartışma büyüyor: Kimileri bunu “seçici adalet” olarak nitelendirirken, kimileri açıkça siyasi motivasyon gördüğünü belirtiyor.

Paket TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlandığında muhalefetin bu maddelere sert tepki vereceği kesin. CHP, tüm hakaret suçlarının eşit şekilde ön ödeme ve uzlaştırma kapsamına alınması yönünde alternatif öneriler sunmaya hazırlanıyor. Ancak iktidar kanadından gelen sinyaller, bu istisnanın korunacağı yönünde.

Sonuç olarak 11. Yargı Paketi, sadece teknik bir ceza reformu değil, aynı zamanda 2028’e giden yolda önemli bir siyasi hamle olarak kayıtlara geçiyor. Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarının gölgesinde hazırlanan bu düzenleme, “yargı üzerinden siyaset” tartışmalarını alevlendirmeye devam edecek. Murat Emir’in son cümlesi ise milyonların hislerine tercüman oluyor: “Tüm bu çabalara rağmen korktukları gerçek değişmeyecek. Sandık geldiğinde o milyonları yine karşılarında bulacaklar.”

Türkiye’nin nefesini tutarak izlediği bu süreç, önümüzdeki günlerde çok daha hararetli tartışmalara gebe…