Bölgesel gerilimlerin sıkça gündeme geldiği bir dönemde, komşu ülkeden Ankara'yı doğrudan işaret eden ifadeler dikkat çekti. Yunanistan Sağlık Bakanı Adonis Georgiadis, son yıllarda hız kazanan kapsamlı silahlanma programlarının temel gerekçesini açıkça ortaya koydu. Bakanın açıklamaları, savunma stratejisinin odak noktasını netleştirerek diplomatik ortamlarda geniş yankı uyandıracak nitelikte.
Georgiadis, ülkesinin askeri kapasitesini güçlendirme çabalarını tek bir ana nedene bağladı. Olası tehditlere karşı hazırlık yapma zorunluluğunu vurgulayan bakan, asıl hedefin Ankara'nın askeri gücünü aşmak olduğunu belirtti. "Tek bir hedefimiz var, o da Türkiye tarafından tehdit edilemeyecek kadar güçlü bir Yunanistan oluşturmak" şeklindeki ifadesi, silahlanma politikasının stratejik derinliğini gözler önüne serdi.
Bu yaklaşım, yalnızca kısa vadeli bir tepki olmaktan öte, uzun soluklu bir devlet politikası olarak tanımlandı. Bakan Georgiadis, hamleleri "sessiz ama güçlü bir ilerleyiş" olarak nitelendirerek geçici değil, geleceği kapsayan bir vizyonun parçası olduğunu vurguladı. Ulusal çıkarların korunması ve Doğu Akdeniz'deki konumun pekiştirilmesi, bu stratejinin temel taşlarını oluşturuyor.
Komşu ülkenin savunma sanayisindeki agresif adımları, Batılı müttefiklerle yapılan milyarlarca dolarlık anlaşmalarla somutlaşıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nden alınan onay doğrultusunda F-35 savaş uçaklarının envantere katılacağı süreç dikkat çekiyor. Bu gelişme, hava üstünlüğü açısından önemli bir sıçrama anlamına geliyor.
Fransa ile imzalanan anlaşmalar kapsamında Rafale tipi modern savaş jetleri ve gelişmiş fırkateynler de hızla filoya entegre ediliyor. Bu tedarikler, deniz gücünü ciddi ölçüde artırarak bölgesel caydırıcılığı güçlendirme amacını taşıyor.
İsrail ile yürütülen işbirliği ise farklı bir boyut katıyor. İnsansız hava araçları, ileri teknoloji füzeler ve hava savunma sistemleri gibi unsurlar, kapsamlı bir modernizasyonun parçalarını oluşturuyor. Bu anlaşmalar, çok yönlü bir savunma ağı kurma çabasını yansıtıyor.
Bakanın ifadelerine göre, tüm bu yatırımlar askeri dengeyi kendi lehlerine çevirme kararlılığını gösteriyor. Tehdit algılamayacak seviyede bir güç oluşturma hedefi, silahlanma yarışının hız kesmeden devam edeceğine işaret ediyor.
Açıklama, Ege'deki mevcut gerilimi daha da öne çıkarıyor. Diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan bu sözler, Ankara'yı doğrudan hedef alarak bölgesel dinamikleri etkileyecek potansiyel taşıyor.
Savunma harcamalarının milyarlarca doları bulması, ekonomik yüküne rağmen stratejik öncelik olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Komşu ülke, bu yöndeki hamlelerini ulusal güvenlik imperativi olarak savunuyor.
Georgiadis'in "Ankara'dan daha güçlü bir Atina" vizyonu, uzun vadeli planların merkezinde yer alıyor. Bu itiraf, savunma politikalarının şeffaf bir şekilde komşu tehdide odaklandığını belgeliyor.
Doğu Akdeniz'deki konumunu pekiştirme çabası, silah tedariklerinin coğrafi ve stratejik bağlamını güçlendiriyor. F-35, Rafale ve fırkateyn gibi platformlar, çok katmanlı bir caydırıcılık sistemi kurma yolunda kritik rol oynuyor.
İnsansız sistemler ve füze teknolojileri ise asimetrik avantajlar sağlama potansiyeline sahip. İsrail işbirliği, bu alanda hızlı ilerleme kaydedilmesini sağlıyor.
Genel olarak, komşu ülkenin sessiz ama kararlı ilerleyişi, bölgesel güç dengelerinde yeni bir evreye işaret ediyor. Bakanın açık ifadeleri, bu sürecin hız kesmeden devam edeceğini gösteriyor.
Bu gelişmeler, savunma stratejilerinin ne kadar derin ve uzun vadeli planlandığını ortaya koyuyor. Tehdit algısına dayalı bu yaklaşım, milyarlarca dolarlık yatırımların arkasındaki motivasyonu netleştiriyor.
Sonuç olarak, Yunanistan'ın silahlanma hamleleri, bölgesel gerilimin önemli bir unsuru haline gelmeye devam ediyor. Bakan Georgiadis'in itirafları, bu politikanın temel taşlarını açıkça sergiliyor.



