Türkiye'nin siyasi kulisleri, eski MHP milletvekili ve köşe yazarı Yavuz Selim Demirağ'ın son açıklamalarıyla adeta bir depremle sarsıldı. 30 Kasım 2025'te SÖZCÜ Televizyonu'nda yayınlanan çarpıcı röportajda Demirağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yürüttüğü gizli süreçleri masaya yatırdı. Röportaj, sadece bir sohbet değil; yılların birikimiyle dolu bir hesaplaşma gibiydi. Demirağ, Erdoğan'ın yarın öbür gün "Kandırıldık" diyebileceğini öngörerek, siyasi ittifakların perde arkasındaki ihanetlerini ifşa etti. Bu sözler, muhalif kesimlerde yankı bulurken, iktidar cephesinde sessiz bir rahatsızlık yarattı. Demirağ'ın hedefinde, ulus devleti ve cumhuriyeti yok ederek "ümmet" kavramını dayatmaya çalışan siyasi İslamcılar ve radikaller vardı. Röportaj, İmralı ziyaretlerinden MHP içindeki sözde darbe girişimlerine kadar uzanan bir yelpazede, Türkiye'nin geleceğini sorgulayan bir manifesto niteliğindeydi. Peki, bu uyarılar, Erdoğan-Bahçeli ittifakının sonunu mu getiriyor? Demirağ'ın ağzından dökülen her cümle, siyasi arenayı yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor ve izleyicileri "Bu süreç nereye varacak?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
Röportajın en can alıcı kısmı, Demirağ'ın Erdoğan'a yönelik kehanetvari uyarısıydı. Deneyimli siyasetçi, geçmişteki benzer süreçleri hatırlatarak, Cumhurbaşkanı'nın bir kez daha kandırıldığını iddia ederek kamuoyuna döneceğini savundu. Demirağ, ses tonunu yükselterek şöyle dedi: *Yarın öbür gün, emin olun, daha önce oldu bu... Recep Tayyip Erdoğan bunu diyebilir: 'Allah affetsin, kandırıldık.'* Bu ifade, Erdoğan'ın FETÖ süreci sonrası sarf ettiği "Bu cemaatler bizi kandırdı" sözlerine atıf yapıyordu. Demirağ'a göre, Erdoğan Dolmabahçe Mutabakatı'nı yıllarca inkar etmişti, ama şimdi benzer bir senaryo İmralı ziyaretleriyle tekrarlanıyordu. Bahçeli'nin rolü burada kritik: MHP lideri, "yıldırımlık" gibi davranarak tüm okları üzerine çekiyor, Erdoğan'ı koruyor. Demirağ, bu ittifakın kökenini 1999'a dayandırdı; Bahçeli'nin başbakanlık döneminde Öcalan'a idam cezasını engellemek için devreye girdiği iddiası, izleyicileri şoke etti. Bahçeli, "devletçi" kisvesi altında görevler üstleniyor, ama Demirağ'a göre bu, ulusal çıkarlara değil, gizli ajandalara hizmet ediyor. Röportaj sırasında Demirağ, ekranlara yansıyan arşiv görüntülerle argümanlarını pekiştirdi; Dolmabahçe toplantılarının fotoğrafları, izleyicilere "Tarih tekerrür ediyor" hissi verdi.
Demirağ'ın eleştirilerinin odağında, siyasi İslamcıların ve radikal dini grupların ulus devleti yok etme planı yatıyordu. Eski milletvekili, bu grupların cumhuriyeti ortadan kaldırıp, "ümmet" temelli bir yapıya geçişi hedeflediğini iddia etti. *Bu siyasi İslamcıların, radikallerin amacı... ulus devleti ortadan kaldırmak, cumhuriyeti ortadan kaldırmak,* diye haykırdı Demirağ, sesi stüdyoyu inletirken. Bu plana göre, Anadolu'da federatif bir İslami cumhuriyet kurulacaktı; Barzani'nin ziyaretleri ve Şırnak'taki gizli toplantılar, bunun işaretleriydi. Demirağ, din kisvesi altında bu projenin ilerlediğini, özellikle dini kesimi hedef aldığını vurguladı. Bahçeli'nin bu süreçteki rolü ise trajikomik: MHP lideri, "devlet bana güvenir" diye düşünüyor, ama Demirağ'a göre yüzeysel bir adam. *O hiçbir kitabı okumaz, dosyaları okumaz... Sohbet etmeyi, dedikoduyu sever.* Bu sözler, Bahçeli'yi bir kukla gibi resmediyordu; MHP'de milliyetçi ideallerin kalmadığını, partinin sadece adının kaldığını savundu. Demirağ, MHP içindeki Türk milliyetçilerinin sessiz kaldığını, idealistlerin tasfiye edildiğini anlattı. Röportajın bu bölümü, MHP tabanını ayağa kaldıracak nitelikteydi; sosyal medyada "MHP nerede?" paylaşımları çoğaldı.
İmralı süreci, röportajın bir başka patlama noktasıydı. Demirağ, Öcalan'a yapılan ziyaretleri "devlet sırrı" kisvesi altında eleştirdi; bir sekreter atandığını, güvenlik gerekçesiyle gizli çıkışlar planlandığını iddia etti. CHP'nin komisyona dahil olup İmralı'yı ziyaret etmemesini "bozma" olarak nitelendirdi: Eğer gizlilik devam ederse, CHP komisyondan çekilmeliydi. Demirağ, Fethullah Gülen'e atıfla "Fethi Yıldız"ı andı; Bahçeli'nin mesajlarının bu bağlamda okunması gerektiğini savundu. *Devletin bekası için gizlilik,* diye alaycı bir tonda ekledi. Bu ziyaretlerin, ummet projesinin bir parçası olduğunu ima etti; Öcalan'ın rolü, federatif yapıda Kürt unsuru güçlendirmekti. Demirağ, geçmişteki "dağılma" girişimlerini hatırlattı: Osmanlı'dan kalma yayılmacı hayaller, şimdi İslami federasyonla hortluyordu. Röportaj sırasında, ekranlara yansıyan Şırnak toplantılarının görüntüleri, izleyicilere somut kanıt sundu; Barzani'nin Erdoğan'la kucaklaşması, "ümmet kardeşliği"nin sembolü olarak gösterildi.
MHP içindeki "darbe" iddiaları ise Demirağ'ı güldürdü. Gazeteci Şamil Tayyar'ın röportajlarında Bahçeli'ye karşı bir darbe planlandığına dair uyarılar yapıldığını hatırlattı; MHP'li İsmail Özdemir bunu "saçmalık" diye yalanlamıştı. Demirağ, *MHP içinde Devlet Bahçeli'ye darbe yapacak bir ekip yok,* diye kestirip attı. Partinin iç dinamiklerinin zayıf olduğunu, "darbe" kelimesinin tarihsel olarak istismar edildiğini savundu. Mehmet Metiner gibi isimlerin açıklamaları, bu kaosu körüklüyordu; ama Demirağ'a göre, MHP'nin milliyetçi damarı kurumuştu. Röportajın bu kısmı, ekranlara Özdemir'in görüntülerini getirerek tartışmayı alevlendirdi; izleyiciler, "MHP'nin sonu mu?" diye yorum yağdırdı. Demirağ, Bahçeli'nin "devlet adamı" sanrısını eleştirdi: Görevleri yerine getiriyor, ama derinlikten yoksun. Bu analiz, MHP'nin geleceğini sorgulatan bir derinlik taşıyordu; parti, sadece ittifakın "yıldırımlığı" mı olmuştu?
Röportajın siyasi yankıları, yayınlanır yayınlanmaz başladı. SÖZCÜ Televizyonu'nun YouTube kanalında 200'ün üzerinde izlenmeye ulaşan video, sosyal medyada hızla yayıldı; #Kandırıldık etiketiyle binlerce paylaşım yapıldı. Muhalif yorumcular, Demirağ'ı "gerçeğin sesi" diye övdü; iktidar yanlıları ise "eski defterleri karıştırma" diye eleştirdi. Demirağ'ın uyarıları, Erdoğan'ın FETÖ sonrası "kandırıldık" retoriğini hatırlatarak, yeni bir itiraf dalgasını tetikleyebilir mi? Ummet projesi iddiaları, dini kesimde rahatsızlık yarattı; bazı alimler, "Din siyasete alet edilmesin" çağrısı yaptı. MHP tabanı, Bahçeli'nin "görev adamı" tasvirine isyan etti; partide sessiz bir muhalefet oluşabilir. CHP'nin İmralı ziyareti yapmaması, Demirağ'ın "bozma" eleştirisiyle, muhalefetin stratejisini yeniden masaya yatırdı. Bu röportaj, sadece bir eleştiri değil; Türkiye'nin kimlik krizini özetleyen bir belge gibi. Demirağ, kardeşleri Nazif'le yaptığı sohbetlerde de benzer temaları işliyor; aile geleneğiyle siyaseti harmanlıyor.
Yavuz Selim Demirağ'ın profili, bu röportajı daha da anlamlı kılıyor. Eski MHP milletvekili olarak partinin iç yüzünü bilen Demirağ, köşe yazarlığıyla muhalif sesini yükseltiyor. Kitapları ve konuşmaları, milliyetçi damardan besleniyor; ama son yıllarda ittifak eleştirileriyle dikkat çekiyor. Röportajda Ayyce Türkeş ve Sercan Taşçı gibi isimleri öven Demirağ, meclisteki ordu hakaretlerine sessiz kalanları kınadı: Eski Genelkurmay Başkanı'nın bakan olduğu bir oturumda, askerlere küfürler yağmış, sadece iki isim itiraz etmişti. Bu detay, Demirağ'ın "devlet onuru" vurgusunu pekiştirdi. Röportajın stüdyo atmosferi, samimi ve gergin; Demirağ'ın jestleri, yılların öfkesini yansıtıyordu. SÖZCÜ'nün yayın politikası, bu tür eleştirileri cesurca taşıyor; kanal, gündemi domine eden bir platform haline geldi.
Bu röportaj, Türkiye siyasetinin kırılgan dengelerini bir kez daha gözler önüne serdi. Erdoğan'ın olası "kandırıldık" itirafı, Bahçeli'nin kukla rolü ve ummet projesinin gölgesi, 2026 seçimlerine dair senaryoları çoğalttı. Demirağ'ın sözleri, muhalefeti harekete geçirebilir; CHP, komisyondan çekilme tartışması alevlenebilir. MHP'de iç hesaplaşma, ittifakı sarsabilir; radikal dini grupların planları, ulusalcıları ayağa kaldırdı. Röportaj, sadece bir uyarı değil; bir manifesto. Demirağ'ın "Emin olun" diye bitirdiği cümleler, izleyicileri düşündürüyor: Bu süreç, cumhuriyetin sonu mu? Sosyal medyadaki tartışmalar, haftalarca sürecek; Demirağ'ın takipçi sayısı artarken, SÖZCÜ'nün abone çağrısı yankı buldu. Türkiye, bu çarpıcı sözlerle yeni bir dönemece giriyor; peki, Erdoğan ne diyecek? Merakla bekliyoruz.





