Türkiye ekonomisinde son günlerin en çok konuşulan konularından biri haline gelen yastık altı altınlar, bir kez daha gündeme bomba gibi düştü. Hükümetin masaya getirdiği yeni model, hem altın sahiplerini hem de piyasa uzmanlarını yakından ilgilendiren gelişmelere gebe. Peki tam olarak ne oluyor ve bu sistem vatandaşa ne getirip ne götürecek?
Ekonomist Filiz Eryılmaz tarafından yapılan açıklamalar, evinde altın biriktiren milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiriyor. Hükümetin gündemindeki yastık altı altınların kiralama modeliyle sisteme dahil edilmesi önerisi, altın piyasasında nasıl bir etki yaratacağı sorularını beraberinde getirdi. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde başarıyla uygulanan bu yöntemin Türkiye'de nasıl karşılık bulacağı merakla bekleniyor.
Eryılmaz, sistemin işleyişini detaylı bir şekilde anlattı. Modelin temelinde oldukça basit ama bir o kadar da etkili bir mekanizma bulunuyor. Rafineri, banka veya lisanslı bir aracı kurum, vatandaşın altınını teslim alıyor ve aldığı miktarı kayıt altına alıyor. Ardından bu altın, ihtiyacı olan işletmelere kiralanıyor ve taraflar arasında bir kiralama sözleşmesi hazırlanıyor. Altın sahibi, altını 3, 6 veya 12 aylık vadelerle teslim ediyor. Vadenin uzunluğuna ve altın miktarına göre altın sahibine bir getiri, yani faiz benzeri bir kazanç ödeniyor.
Sistemin en çekici tarafı ise vade sonunda ortaya çıkıyor. Kişi, teslim ettiği altın miktarını aynen geri alıyor. Buna ek olarak kazandığı getiri ise altın, Türk Lirası veya döviz cinsinden verilebiliyor. Bu esneklik, farklı finansal ihtiyaçları olan vatandaşlar için önemli bir avantaj sunuyor. Eryılmaz, yöntemin hem altın talebi olan şirketlere kaynak sağladığını hem de altın sahipleri için kazanç yaratan bir tasarruf aracı sunduğunu belirtti.
Evde altın saklamanın güvenlik risklerine karşı bu sistemin önemli bir avantaj sunduğunun altını çizen ekonomist, aslında çok kritik bir noktaya parmak basıyor. Hırsızlık olayları, yangın gibi afetler veya kaybolma riskleri düşünüldüğünde, evde tutulan altınların ne kadar tehlikede olduğu ortada. Ancak asıl mesele burada başlıyor.
Türkiye'de daha önce pek çok benzer girişimin yapıldığını hatırlatan Eryılmaz, bu modellerin neden başarıya ulaşamadığını çarpıcı sözlerle özetledi. Bunun temel sebebi, toplumdaki sisteme güvenmeme eğilimi. Kökleri tarihe dayanan bu davranış nedeniyle insanlar altınlarını teslim etmekte tereddüt ediyor. Bu güvensizlik, Türkiye'nin ekonomik geçmişinde yaşanan çeşitli krizlerden, banka iflaslarından ve hatta tarihteki paralar değişiminden kaynaklanıyor.
Buna rağmen, bu kez getirinin işletme tarafından ödenecek olması sisteme bir avantaj sağlıyor. Eryılmaz'ın beklentisi, başlangıçta yüksek katılım olmasa da zamanla güven oluşmasıyla artış yaşanabileceği yönünde. Ancak bu güvenin oluşması için sistemin şeffaf, denetlenebilir ve garanti altına alınmış olması gerekiyor.
Şimdi gelelim işin en çarpıcı kısmına. Merkez Bankası'nın araştırmalarına göre Türkiye'de yastık altında biriken altınların değeri yaklaşık 500 milyar dolar. Bu rakam, gerçekten de dudak uçuklatan bir büyüklük. Bu devasa miktarın yalnızca yüzde 10'unun sistemde değerlendirilmesi halinde bile ekonomiye 50 milyar dolar ek kaynak aktarılabileceğine dikkat çeken Eryılmaz, bunun Türkiye ekonomisi için ne anlama geldiğini vurguladı.
Ancak kemik altın yatırımcısı olarak tanımlanan kesimin alışkanlıklarını değiştirmeye yanaşmayacağını da belirten ekonomist, gerçekçi bir tablo çiziyor. Bu kesim, dedelerinden, ninelerinden miras kalan altınları hiçbir koşulda ellerinden çıkarmayacak. Onlar için altın sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda güven, huzur ve kötü günler için bir teminat anlamına geliyor.
Altın fiyatlarındaki son gelişmelere de değinen Eryılmaz, ons altının kısa süre önce 4381 doları test ettikten sonra yaklaşık yüzde 12 geri çekildiğini hatırlattı. Ancak bu düşüşün güçlü bir düzeltme olarak görülmediğini belirtti. Küresel altın talebinin sürdüğünü vurgulayan ekonomist, özellikle bireysel yatırımcıların fiyat düşüşlerini birer alım fırsatı olarak değerlendirdiğini ifade etti.
2026'nın altın yılı olacağı yönündeki beklentilerin fiyatları desteklediğini söyleyen Eryılmaz, yatırımcılara önemli sinyaller verdi. Rusya-Ukrayna hattında olası bir barış ihtimalinin altın fiyatlarını kısa vadede aşağı çekebileceğini belirten ekonomist, fiyatın 4000 doların altına hatta 3900 dolara gerileyebileceğini, ancak bunun kalıcı bir düşüş olmayacağını vurguladı.
Kritik seviyeleri ise şöyle özetledi: Ons altında 4185 doların üzerinde kalıcı bir hareket olmadıkça yeni bir yükseliş trendinden söz etmek zor. 4000 dolar önemli bir destek seviyesi ve bunun altındaki geri çekilmeler 3920-3900 bandında karşılanabilir. Bu rakamlar, altın yatırımcıları için hayati önem taşıyan eşik değerler.
Kripto para tarafında da önemli uyarılar yapan Eryılmaz, Bitcoin konusunda çok kritik bir uyarı yaptı. Bitcoin 87.936 dolar seviyelerine kadar gerilemiş durumda ve kritik desteklerin altında fiyatlanıyor. 84.000 dolar seviyesi önemli bir eşik olarak karşımıza çıkıyor. Bu seviyenin altına inilmesi halinde düşüşün 70.000 dolara doğru derinleşebileceğini ifade eden ekonomist, kripto yatırımcılarını uyarıyor.
Piyasalarda son haftalarda yaşanan sert hareketlerin nedenini ise detaylıca açıklayan Eryılmaz, son dönemde ABD'de hükümetin açılması ve FED'in belirsiz para politikası nedeniyle piyasalarda bir anomali yaşandığının altını çizdi. Normalde ABD endekslerinin ve Bitcoin'in yükselmesi gerekirken, büyük yatırımcıların, yani balinaların ETF'lerden çıkış yapması sert düşüşlere yol açtı. Bu durum piyasa güvenini ciddi şekilde zayıflattı.
Bitcoin'in yeniden güç kazanması için önce 93.000 dolar, ardından 96.000 dolar seviyelerinin aşılması gerektiğini dile getiren Eryılmaz, FED'in bir faiz indirimi adımı atması halinde toparlanmanın hızlanacağını belirtti. Aralık ayında faiz indiriminin gelmemesi durumunda ise sürecin uzayabileceğini söyledi.
Sonuç olarak, yastık altı altınlar için getirilen yeni model, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayabilecek bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için en büyük engel olan güven sorunun aşılması gerekiyor. 500 milyar dolarlık bu devasa rakamın ekonomiye kazandırılması, hem bireysel yatırımcılar hem de ülke ekonomisi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Filiz Eryılmaz'ın açıkladığı kritik eşik seviyeleri ise hem altın hem de kripto para yatırımcılarının yakından takip etmesi gereken rakamlar olarak öne çıkıyor.





