Yaşam

Uzman İsimden Marmara İçin Kritik Değerlendirme: Olası Felaket Kapıda mı?

İstanbul ve çevre illeri ilgilendiren deprem tartışmalarına ünlü yer bilimci son noktayı koydu. Olası sarsıntının büyüklüğü ve hazırlık süreci hakkında "ölümcül soru" diyerek uyardı.

Marmara Denizi'nde beklenen sarsıntı ve bölgenin jeolojik yapısı üzerine uluslararası basında yer alan analizler, kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Özellikle ABD kaynaklı yayın organlarında çıkan ve bölgedeki fay hattının kilitlendiğine dair raporlar, bilim dünyasında hararetli bir tartışma başlattı. Konuyla ilgili farklı görüşler ortaya atılırken, gözler bir kez daha alanında uzman isimlerin yapacağı değerlendirmelere çevrildi. Tartışmaların odağında ise bilimsel verilerin ne kadar güncel olduğu ve bu verilerin doğru yorumlanıp yorumlanmadığı sorusu yatıyor.

Bu belirsizlik ortamında açıklamalarda bulunan ünlü yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, tartışmalara farklı bir boyut kazandırdı. Bilim dünyasının gerekeni yapmadan sorumluluğu üzerinden atamayacağını belirten Görür, Marmara Denizi'nin depremle oluşmuş bir iç deniz olduğuna dikkat çekti. Bölgenin en son 1999 yılında belirli bir ayrıntı düzeyinde incelendiğini hatırlatan uzman isim, bilimsel çalışmaların süreklilik arz etmesi gerektiğini vurguladı. "Bilim sonsuza kadar devam eder, eksiği gediği varsa tamamlanır" diyerek, araştırmaların "kahve sohbeti" kıvamında değil, yazılı ve kanıta dayalı olması gerektiğinin altını çizdi.

Tartışmaların odağındaki asıl mesele ise "deprem dirençli kentler" yaratma konusundaki eksiklikler oldu. Prof. Dr. Görür, Marmara ve fay sisteminin mekanizmasının aslında gayet açık olduğunu belirterek, asıl odaklanılması gereken noktanın hazırlık süreci olduğunu ifade etti. İstanbul'un tarihi boyunca 7.0 ve üzeri büyüklükte birçok sarsıntı geçirdiğini hatırlatan Görür, yetkililere ve kamuoyuna "ölümcül soru" olarak nitelendirdiği şu soruyu yöneltti: "Neden İstanbul’un ya da başka herhangi bir yerin deprem sistemini ayrıntılı biçimde inceleyip bu kentleri deprem dirençli hale getirmiyoruz?" Bu çıkış, tartışmaların sadece fay hatlarının enerjisiyle sınırlı kalmaması gerektiğini, asıl hayat kurtaracak olanın yapısal dönüşüm olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Öte yandan, tartışmaların fitilini ateşleyen Science dergisindeki makale, Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara altındaki bölümünde biriken enerjinin kritik seviyeye ulaştığını iddia etmişti. 1766 yılından bu yana kırılmayan bu segmentin İstanbul için büyük risk oluşturduğu belirtilirken, bazı yer bilimciler bu görüşe itiraz etmişti. Prof. Dr. Osman Bektaş gibi isimler, Marmara'da kırılacak fay hattı kalmadığını savunarak söz konusu analizlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti. Ancak Naci Görür'ün son çıkışı, bilimsel polemiklerden ziyade somut önlemlerin aciliyetine işaret etmesi bakımından büyük önem taşıyor.