Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) delegeleri ve yurdun dört bir yanından gelen coşkulu kalabalık, partinin muhalefetteki son kurultayı olduğu iddia edilen tarihi bir zirvede bir araya geldi. Partinin baba ocağının bacasını tüttürenler, Kuva-yi Milliye'den doğan ve ilk kurultayını 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nde gerçekleştiren bu köklü iradenin temsilcileri olarak salonda yerlerini aldı. Cumhuriyet'in kuruluşunu örgütleyen, Türkiye'ye eşit yurttaşlığı ve çok partili demokratik sistemi (sandığı) getiren bu partinin, yıllar içinde 12 Eylül darbecileri tarafından kapatılmasına, mallarına el konulmasına ve genel başkanlarının hapse atılmasına rağmen, küllerinden bir Anka Kuşu gibi doğmayı başardığı vurgulandı. Partinin kurucu iradesini temsil eden delegelerin, 86 milyon vatandaşın yükünü omuzlarında taşıdığı ve bu kurultayın, partiyi iktidara taşıyacak kadroları belirleme sorumluluğuyla toplandığı belirtildi.
47 Yıllık Hasreti Bitiren Büyük Zaferin Sırrı
Partinin son iki yılda verdiği değişim sözünün altını doldurduğu ve geçtiğimiz dönemin hesabını vermek üzere kürsüye çıkıldığı ifade edildi. Oyların ittifaksız bir şekilde %25'ten %38'e çıkarıldığı ve bu başarının, 47 yıl sonra partiyi Türkiye'nin birinci partisi yaptığı duyuruldu. Kadınlara, gençlere ve bilime güvenilerek yola çıkıldığı, kısa bir dönemde tam 106 yerel seçim mitingi gerçekleştirildiği aktarıldı. Milletin desteğiyle daha önce alınamaz denilen yerler kazanıldı; Kilis, Adıyaman, Kütahya, Afyon, Uşak, Kastamonu, Manisa, Denizli, Bursa ve Balıkesir'in bu zaferle elde edildiği belirtildi. O tarihi gece 411 belediye başkanlığı ile nüfusun %85'ine hizmet etme imkânının yakalandığı ve bu başarının, sadece adaylarla değil, örgütle ve milletle birlikte başarıldığının altı çizildi. Yerel seçimlerin ardından durulmadığı, 21 halk buluşması ve atanmayan öğretmenlerden çiftçilere kadar uzanan 9 ayrı tematik miting yapıldığı bilgisi paylaşıldı.
Örgütlenme ve Yenilenme Adımları: İktidarın Altyapısı
Partinin iç yapısında da büyük bir dönüşüm gerçekleştirildi. İki sene önce 1.2 milyon olan üye sayısının tam 2 milyona ulaştırıldığı müjdesi verildi. Yeni döneme uygun, oy birliğiyle kabul edilen bir tüzük hazırlandığı, bu tüzükle gençlerin ve kadınların önünün daha da açıldığı ve örgüt üyelerinin adaylıklardaki söz hakkının güçlendirildiği belirtildi. Ayrıca, katılımcılığı artırmak amacıyla Örgüt Temsilcileri Meclisi oluşturuldu. Bir yıl süren detaylı çalışmalarla, 81 il ve 923 ilçede istişare edilerek olgunlaşan, 600 akademisyen ve 600 örgüt temsilcisiyle hazırlanan yeni bir parti programının tamamlandığı duyuruldu. Eski genel başkanların deneyimleriyle tüzüğe eklenen önemli bir maddeye de dikkat çekildi: mevcut genel başkanın imza toplamadan aday olabilme hakkı. Bu sayede, parti içi yıpratıcı tartışmaların önüne geçildiği ifade edildi.
"Normalleşme" Girişimine Yönelik Siyasi ve Hukuki Saldırılar
Partinin yerel seçim başarısının ardından siyasetin yönünü milletin sorunlarına çevirmeye çalıştığı, bu durumun "normalleşme" adıyla anıldığı ifade edildi. Bayramlarda aranmayanların arandığı, şehit cenazesinde selam vermeyenlere selam verildiği ve kavgayı, kutuplaşmayı bitirme hedefiyle hareket edildiği belirtildi. Ancak bu tutumun milletten büyük destek görmesinin ardından, anketlerde geriye düştüğünü gören ve CHP oylarının geçici olduğunu düşünen bir kesimin paniklediği aktarıldı. Bu kesimin, "Bu süreç CHP'ye yarıyor, bitirin" talimatıyla normalleşme havasını bozmayı tercih ettiği ve yeniden kavgaya döndüğü iddia edildi.
Siyasi rekabet edemeyeceğini düşünenlerin, belediyelerin gelirlerini sosyal güvenlik kurumu borçları üzerinden kesme girişiminde bulunduğu ve bakanlara "CHP'li belediyeleri silkeleyin" talimatı verildiği öne sürüldü. Daha da vahimi, tarihte görülmemiş bir yola tenezzül edilerek "AK Parti yargı kolları" adında dördüncü bir kol kurulduğu ve bu kolun başına anayasaya aykırı olarak siyasi bir kişinin (bir bakan yardımcısının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla) atandığı iddia edildi. Bu saldırıların başlangıcı olarak 30 Ekim 2024'te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanması ve Esenyurt'a kayyım atanması gösterildi.
Diplomadan Saraçhane Direnişine: Yargı Eliyle Darbe Girişimi
Yaşanan bu süreci "savaş ilanı" olarak kabul ettiklerini açıklayan partiye, erken seçim talebiyle yola çıkmasının ardından daha da büyük bir panikle karşılık verildi. Millet erken seçim isterken, karşı tarafın darbe hazırlığını erkene çektiği öne sürüldü. Bir metropol belediye başkanının ön seçim başvurusu yaptığı günden bir gün sonra, 22 Şubat'ta 31 yıllık diplomasına soruşturma açıldığı bilgisi verildi. Hukuksuz karara ikna edilemeyen fakülte yönetiminin yerine, yetkisiz bir üniversite yönetim kurulu toplanarak siyasi atamalarla diploma iptali yapıldığı belirtildi.
Bu akıl almaz karardan saatler sonra, bir sahur vaktinde, başkanın evine yüzlerce polisle baskın yapıldığı ve üç savcı, üç hakim, üç gizli tanıkla bu milletin hafızasından silinmeyecek bir darbeye kalkışıldığı iddia edildi. Darbecilerin bu kez postalla, tankla değil, üzerlerindeki cübbeleriyle geldiği vurgulandı.
Ancak darbeciler milleti hesap edemedi. Gösterilerin yasaklanmasına, meydanların ablukaya alınmasına rağmen, halk Saraçhane'de buluştu. 7 gün 7 gece aynı meydanda, aynı otobüsün üstünde direnen millete, ilk gece 1000 kişi bile toplanmaz denilmesine rağmen 23 akşamı 1.200.000 kişinin omuz verdiği ve darbeyi Saraçhane'den püskürttüğü tarihi anlar aktarıldı.
İddianame ve Adaylık Kararlılığı: Hodri Meydan
Yargı darbelerinin bir diğer hedefinin, ön seçimi engellemek için adayın 4 günlük gözaltı süresinin 23 Mart ön seçimine denk getirilmesi olduğu belirtildi. Ancak bu hesap da tutmadı; 2 milyon parti üyesinin yanına konulan dayanışma sandıklarıyla 15.5 milyon vatandaş sandığa koştu. En genci 18, en yaşlısı 104 yaşında olan bu vatandaşların tarihe geçtiği ifade edildi.
Siyasi rekabetin meşru yolunun sandıkta yarışmak olduğu vurgulanarak, metropol belediye başkanının A, B ve Z planı olarak aday olduğu ilan edildi. Ayrıca, 15 belediye başkanı ve yol arkadaşının tutuklu olduğu, ailelerinin bu salonda olduğu belirtilerek, atılan yalan ve iftiralara rağmen tam 237 gün sonra yazılabilen iddianamede, bu yalanların arkasında durulamadığı ve iddianameye yazılamadığı açıklandı. İddianamenin içeriğinde 15 gizli tanık ve 76 iftiracı ifadesi bulunduğu, ancak bu ifadelerin 969 kez "olabilir", 691 kez "mışlar mişler muşlar" ve 546 kez "duyduğuma göre" gibi ifadelerle dolu olduğu, yani kesinlikten uzak olduğu belirtildi. Dünün mağdurlarının bugünün zalimleri olduğu, milletin bu durumu gördüğü için iktidarın huzursuz olduğu ve anlatamıyoruz diyerek basına yüklendiği vurgulandı.
"Özgür Gelecek" Hedefi ve Toplumsal Yüzleşme Çağrısı
Partinin, sadece kendi varlığını değil, demokratik siyaseti bir cephe olarak savunduğu ve asıl hedefin Cumhuriyet olduğu belirtildi. Partiyi kapatmaya kalkanlara karşı, 102 yıllık dev çınarın dimdik ayakta duracağı ve gücünü milletten aldığı vurgulandı.
Siyasetin bozulmuş pusulasının tekrar millet merkezli siyasete çevrilmesi hedefi açıklandı. Bugünün **"Kara Düzen"**i olarak adlandırılan müesses nizamın, milletin çıkarlarıyla ters düştüğü, bir avuç insanın menfaatine çalıştığı ve bu çarka çomak sokulduğu belirtildi. Türkiye'nin, yoksulluk ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisi yapıldığı ve 5 milyon evde oturan genç yaratıldığı vurgulandı.
Korkuya ve suskunluğa teslim olanlara sert bir çağrı yapıldı: "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" denilerek, elinde kumandasıyla oturanlara ya meydanlara çıkıp direnişi destekleme ya da sıranın kendilerine gelmesini bekleme tercihi sunuldu.
Dört Temel Reform ve Gelecek Vizyonu
İktidara geldiklerinde uygulanacak reformlarla dört alanda adalet tesis edileceği bildirildi. Öncelikle mahkemede adalet sağlanarak, yolu adliyeye düşen herkesin adaleti bulacağı bir sistem kurulacağı açıklandı. Ardından gelirde adalet hedefiyle, mülakatın kalkacağı ve liyakatin geleceği, okuyan, çalışan herkesin insanca yaşayabileceği gelire erişeceği, çiftçinin destekleneceği ve her yurttaş için temel vatandaşlık geliri sağlanacağı belirtildi. Üçüncü olarak, vergide adalet sağlanacağı, devletin kasasının artık verginin %89'unu yoksullardan toplayarak dolmayacağı, çok kazanandan çok vergi alınacağı vurgulandı. Son olarak, sosyal adalet tesis edilerek, birilerinin eşit, birilerinin daha az eşit olduğu düzenin değişeceği, özellikle Kürtler ve Aleviler gibi toplum kesimlerinin bu devletin eşit yurttaşları olduğunu iliklerinde hissedecekleri ifade edildi.
Bu reformların tepesinde demokratik, laik, sosyal hukuk devleti çatısının olacağı vurgulandı. Dış politikada oğullara, damatlara yetki veren ciddiyetsizliğin sona ereceği ve atılacak adımlarla vizesiz Avrupa ve Avrupa Birliği'ne tam üyelik kapılarının açılacağı sözü verildi. Partinin, "Türkiye İttifakı" çatısı altında tüm demokratları (sosyal, milliyetçi, muhafazakar, Kürt, liberal) kapsayarak yürüyeceği açıklandı. Son olarak, delegelere ve tüm millete gül bahçesi değil, mücadele vadettiğini, ancak tüm mücadelenin sonunda iktidar, onur, haysiyet ve cesaret vadettiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.




