Tekstil ve hazır giyim sektörü, uzun yıllardır ekonominin önemli taşıyıcı kollarından biri olarak öne çıkıyor. Emek yoğun yapısı ve geniş istihdam kapasitesiyle milyonlarca kişiye geçim kaynağı sağlayan bu alan, son dönemde ciddi zorluklarla karşı karşıya kalıyor. İhracat rakamlarındaki gerileme ve iç piyasadaki rekabet baskısı, sektörün geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor.
2025 yılı, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı açısından yüzde 6,3'lük bir düşüşle kapandı ve toplam 16,8 milyar dolara geriledi. Tekstil ve hammaddeleri ihracatı ise yüzde 0,8 kayıpla 9,4 milyar dolar seviyesinde kaldı. Bu düşüşler, emek yoğun dokuma sektörlerinde toplam 1,5 milyar dolarlık bir kayba yol açtı. Sektörün dünya hazır giyim pazarındaki payı 35 yıl sonra ilk kez yüzde 3'ün altına indi, Avrupa Birliği pazarındaki payı ise 30 yıl aradan sonra yüzde 5'in altına düştü.
İthalat tarafında ise belirgin bir artış gözlendi. 2022'de 2,6 milyar dolar olan hazır giyim ve tekstil ithalatı, 2025 sonunda 5 milyar dolara ulaştı. Bu gelişme, yerli üreticilerin iç piyasada yabancı rakiplere karşı konum kaybettiğini gösteriyor. Dış ticaret açığının büyümesi, sektörün rekabet gücünü daha da zorluyor.
İstihdam ve şirket kapanışları, krizin en somut yansımalarını oluşturuyor. Son üç yılda sektörde 380 bin kişi işini kaybetti. 2025'in Ocak-Ekim döneminde ise 4 bin 600 şirket kapandı. Bu rakamlar, milyonlarca ailenin geçim kaynağını doğrudan etkileyen bir tablo çiziyor. Sektör temsilcileri, zararına üretim ve ihracat yapıldığını belirterek durumun sürdürülemez olduğunu vurguluyor.
Yüksek enflasyon, maliyet artışları ve finansman zorlukları, sorunların temel nedenleri arasında yer alıyor. Döviz kuru politikaları ve yüksek faiz ortamı, ihracatçıların rekabet avantajını azaltıyor. Sektör, asgari ücret zamlarının yükünü hafifletmek için hükümetten destek beklerken, mevcut teşviklerin yetersiz kaldığı görüşü hakim.
TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, 2026'nın 2025'ten çok farklı olmayacağını öngörüyor. Kan kaybının devam edeceğini belirten Fayat, döviz kuru artışı ve faiz indirimlerinin şart olduğunu ifade ediyor. İlk çeyrekteki gelişmelerin belirleyici olacağını, finansman maliyetlerinin düşmesi halinde ikinci yarıda iyileşme olasılığı bulunduğunu ekliyor. Aksi takdirde ithalat baskısının daha da artacağı uyarısında bulunuyor.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan ise sektörün takatinin kalmadığını ve dibi gördüğünü vurguluyor. Ankara ile sürekli temas halinde olacaklarını belirten Paşahan, şartların düzelmesi halinde ihracat ve istihdamın eski seviyelerine dönebileceğine inanıyor.
Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Jak Eskinazi, ekonomi yönetiminin politikalarına yönelik güvensizliğini dile getiriyor. Enflasyonun sağlıklı düşmediğini ve üretimi zorlaştırdığını söyleyen Eskinazi, sektörün kendi çözümlerini üretmek zorunda kaldığını belirtiyor. Katma değerli üretim önerilerine karşı, mevcut altyapının 60 milyar dolarlık bir potansiyel taşıdığını hatırlatıyor.
Hükümet tarafında ise istihdam kaybını önlemeye yönelik adımlar atılıyor. 2026'da KOBİ'lere çalışan başına aylık destek 2 bin 500 liradan 3 bin 500 liraya çıkarıldı ve büyük ölçekli firmalar da programa dahil edildi. Bu düzenleme, asgari ücret zamlarının bir kısmını karşılamayı hedefliyor. Sektör temsilcileri, bu desteği olumlu bulsa da ilk çeyrekteki etkisini görmek istediklerini ifade ediyor.
Tüm bu gelişmeler, 2026'nın sektör için kritik bir yıl olacağını gösteriyor. İhracat gelirlerindeki gerilemenin devam etmesi beklenirken, talep tarafında anlamlı bir toparlanma için 2027'ye kadar beklemek gerekebilir. Sektörün AB tedarikçisi konumunu koruması için özel stratejilere ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.
Sonuç olarak, tekstil ve hazır giyim sektörü derin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. İhracat düşüşü, istihdam kayıpları ve ithalat artışı gibi unsurlar, acil önlemlerin alınmasını zorunlu kılıyor. Sektör temsilcilerinin kendi pazarlarını yaratma kararlılığı, geleceğe dair umut ışığı olsa da mevcut koşulların iyileştirilmesi büyük önem taşıyor. Gelişmelerin yakından izlenmesi, sektörün toparlanma potansiyelini anlamak açısından belirleyici olacak.