Son dönemde yaşanan trajik olaylar, toplumun derin yaralarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Otuzlu yaşlarında gençler, hayatlarının en zor anlarında devlete değil, Sedat Peker'e sesleniyor. Bu durum, tarih boyunca görülmemiş bir utanç tablosu çiziyor ve birçok soruyu beraberinde getiriyor.
İstanbul'da uyuşturucu, fuhuş, yasadışı bahis ve forex dolandırıcılığına yönelik operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Bu operasyonlarda birçok isim gözaltına alınırken, bazı ekiplerin ödemelerini yapan kişileri koruduğu dikkat çekiyor. Özellikle vurgun düzenleyen grupların temizlendiği görünse de, arkalarındaki güçlü bağlantılar sayesinde bazıları dokunulmaz kalıyor. Bu süreçte ortaya çıkan intihar vakaları ise olayın boyutunu daha da büyütüyor.
Söz konusu intiharların ortak noktası, mağdurların son çare olarak Sedat Peker'e video mesajlar göndermesi. Bu kişiler, dolandırıcılık mağduru olduktan sonra çaresizliğe sürükleniyor ve hayatlarına son veriyor. İddialara göre bu ölümler basit intiharlar değil; sistematik bir vurgun ağının sonucunda ortaya çıkan cinayetler olarak nitelendiriliyor. Merkezi konumda ise elektronik ödeme sistemleri üzerinden yürütülen büyük ölçekli dolandırıcılıklar yer alıyor.
Elektronik ödeme kurumları, bankaların yerini alarak milyarlarca liralık vurgunlara aracı oluyor. Merkez Bankası tarafından lisans verilen bu şirketler, suç kaydı bulunan kişilere bile yetki tanıyor. Çoğu şirketin lisansı iptal edilirken, belirli bir şirketin korunması dikkat çekiyor. Bu şirketin arkasında, güçlü aile bağlantıları ve siyasi isimlerin olduğu iddia ediliyor.
Londra merkezli çok sayıda şirket, para aklama ve yasadışı bahis gelirlerinin temizlenmesi için kullanılıyor. Aynı adreslerde kurulan bu şirketler, ortak yöneticiler üzerinden birbirine bağlanıyor. Can Yanyalı ismini John Yanyalı olarak değiştiren ve görünümünü tamamen yenileyen bir isim, bu ağın önemli parçalarından biri olarak gösteriliyor. Yanında Nezih Sipahioğlu ailesi ve Garipoğlu ailesinden Kasım Garipoğlu yer alıyor.
MASAK raporlarında Burak Başel, Kasım Garipoğlu ve diğer isimler şüpheli işlemlerle anılıyor. Bu kişiler arasında ortak şirketler ve milyonlarca liralık para transferleri tespit edilmiş durumda. Kasım Garipoğlu'nun uyuşturucu operasyonları sırasında yurt dışına kaçtığı, şu anda Şili'de bulunduğu belirtiliyor. Ailesinin 1990'lardan beri benzer vurgunlarla anıldığı da raporlarda yer alıyor.
Merkez Bankası'nın bu şirketlere lisans vermesi ve şikayetlere rağmen işlem yapmaması ayrı bir tartışma konusu. Özellikle Sipay adlı şirketin dokunulmaz olduğu, Bilal Erdoğan bağlantıları nedeniyle korunduğu öne sürülüyor. Kocadağ kardeşler gibi isimler üzerinden kurulan bu ilişki ağı, devletin en üst kurumlarında bile etkili oluyor.
Trajik intihar vakalarından üçü özellikle dikkat çekiyor. Ferdi Çatal, 2016'daki patlamada yaralanan bir gaziydi. Tazminatını yasadışı bahis sitelerinde kaybeden Çatal, çaresizlik içinde Sedat Peker'e video göndererek yardım istedi ve kısa süre sonra intihar etti. Öğretmen Şafak Çelik ise ailesinin birikimlerini aynı şekilde harcayıp özür videosu çektikten sonra hayatına son verdi. Astsubay Enes Kuş da benzer bir kaderi paylaştı; ailesinin tüm parasını kaybedip veda videosu yayınladıktan sonra intihar etti.
Bu üç genç de otuzlu yaşlarındaydı ve son umut olarak Sedat Peker'i gördü. Devlet mekanizmaları yerine bir bireye seslenmeleri, sistemdeki büyük boşluğu gözler önüne seriyor. Avrupa ülkelerinde sıkı denetim altında tutulan elektronik ödeme ve bahis sektörü, burada serbest bırakılarak milyarlarca liranın yurt dışına çıkmasına izin veriliyor.
Yasadışı bahis ve forex dolandırıcılığı, gençleri hızla borç batağına sürüklüyor. Ödeme sistemleri üzerinden anında transfer yapılabilmesi, mağdurların kısa sürede tüm birikimlerini kaybetmesine yol açıyor. Bu ölümlerin kalp krizi veya kaza olarak kaydedilmeye çalışıldığı, böylece intihar istatistiklerinin düşük gösterilmeye çalışıldığı da iddialar arasında.
Sipay, Papara ve benzeri şirketlerin lisans süreçlerindeki ayrıcalıklar, rüşvet ve siyasi nüfuz iddialarını güçlendiriyor. Merkez Bankası eski yöneticilerinin de bu süreçlerde rol aldığı, bazılarının serbest bırakıldığı belirtiliyor. Londra'daki GKPay, Dynamic Pay ve NamuPay gibi şirketler, yedek plan olarak hazır bekletiliyor.
Tüm bu bağlantılar, gençlerin trajik sonlarının arkasında büyük bir organize suç ağı olduğunu gösteriyor. Devlet kurumlarının sessizliği ve seçici operasyonları, vurgunun devam etmesine olanak tanıyor. Sedat Peker'e gönderilen son mesajlar ise bu karanlık tablonun en acı tanıklığı olarak tarihe geçiyor.