Finans skandalları, Türkiye ekonomisinin zayıf halkalarından biri. Yüksek profilli davalar, hem bireyleri hem kurumları hedef alıyor. Son dönemde, bir isim daha yargı önünde hesap verdi. Bu dava, sadece para kaybı değil; sistematik sorunları da gün yüzüne çıkarıyor. Kamuoyunda adalet arayışı yükseliyor. Peki, bu karar neyi değiştiriyor?
Seçil Erzan, nitelikli dolandırıcılıktan 102 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dava, milyonlarca liralık yolsuzluk ağıyla ilgili; ancak eleştiriler, cezanın adaletsiz dağılımında yoğunlaşıyor. Her şey Erzan'a yüklenirken, banka soruşturmadan kurtuldu. Oysa bankanın rolü büyük; dolandırıcılıkta aracı konumundaydı. Erzan'ın kusurları, geçmiş soruşturmalarda belgelenmiş; ancak az sayıda isimle sınırlı kaldı. Mağdur mevduat sahipleri, yüksek faiz vaadiyle kandırılmış; suçlanmadılar. Yardımcılar da cezasız kaldı. Bu durum, "adalet yerini buldu mu?" sorusunu akla getiriyor.
Davanın arka planı, futbol ve iş dünyasını kapsıyor. Erzan, ünlü isimleri ağına çekmişti; yüksek getiri vaatleri cazipti. Ancak, sistemik sorunlar ön planda: Bankaların denetimsizliği, regülasyon eksikliği. Karar, kamuoyunda memnuniyetsizlik yarattı; çünkü kök nedenler ele alınmadı. Uzmanlar, benzer skandalların tekrarını öngörüyor. Erzan'ın cezası ağır, ama kurumlar korunuyor.
Bu dava, finansal okuryazarlığı da gündeme getiriyor. Vatandaşlar, yüksek faiz tuzağına düşmemeli. Gelecekte, daha sıkı denetimler şart. Adalet, sadece bireylerde değil; sistemde aranmalı.




