Siyasi gündem, liderlerin sert çıkışlarıyla ısınmaya devam ediyor. Milliyetçi Hareket Partisi, son dönemde hem iç hem dış meselelerde net pozisyonlar alıyor. Özellikle egemenlik ve güvenlik konuları, partinin öncelikli ajandasında. Bu tartışmalar, sadece parti içi değil; ulusal düzeyde yankı buluyor. Sınır bölgelerindeki gelişmeler, kamuoyunun dikkatini çekiyor. Peki, bu çıkışlar tam olarak neyi hedefliyor ve arka planı nedir?

Asıl tartışma, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Türk Gün Gazetesi'ndeki röportajıyla alevlendi. Bahçeli, yabancı üniformalı, uzun namlulu silahlı askerlerin Türkiye'de dolaşmasını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Bu, doğrudan egemenlik haklarına, hukuka ve cumhuriyetin itibarına bir saldırı olarak görüldü. Konu, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin Cizre'deki ziyaretiydi. Barzani'nin korumaları, komando üniformaları giymiş ve ağır silahlarla çevrelenmişti. Bu görüntü, Bahçeli'ye göre kabul edilemezdi. Karşılaştırma yapıldığında, eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Kuzey Irak ziyaretinde 34 koruma kullanılmıştı; ancak onlar sivil kıyafetli ve sadece tabancalıydı, üstelik PKK tehdidi altındaydı. Yabancı askerlerin Türkiye'de bulunması için parlamento onayı şart; aksi takdirde uluslararası anlaşmalar devreye girmeli, örneğin NATO protokolleri gibi.

Bu olay, Şırnak valisinin yetersizliği üzerinden de eleştirildi. Vali, bu tür bir protokol ihlalini nasıl göz ardı edebildi? Barzani'nin sempozyum konuşması ayrı bir konu; asıl mesele, formun yasal ve anayasal sorunları. Cumhurbaşkanlığı danışmanı Mustafa Akış da Bahçeli'yi destekleyerek, Türkiye'nin herkesi koruyabileceğini vurguladı. Protokol kurallarına göre, yabancı misafirlerin güvenliği Türk yetkililere ait. Bu ihlal, Türkiye'nin itibarına gölge düşürüyor. Bahçeli'nin tepkisi, sert ama haklı bulundu; çünkü benzer olaylar geçmişte de sorun yaratmıştı. Örneğin, Habur olayındaki gibi sahnelenmiş girişimler, kamu vicdanını yaralamıştı.

Tartışmanın boyutu, sadece güvenlik protokolleriyle sınırlı değil. Bu ziyaret, Orta Doğu'daki karmaşık ilişkileri de gündeme getiriyor. Barzani'nin Cizre'deki varlığı, Kürt meselesi ve sınır güvenliği açısından hassas. Bahçeli, bu tür gelişmelerin "cumhuriyetin şanına yakışmadığını" ifade etti. Uzmanlar, bu çıkışın MHP'nin milliyetçi tabanını konsolide ettiğini söylüyor. Parti, egemenlik vurgusuyla, iktidar ittifakındaki rolünü pekiştiriyor. Şırnak gibi sınır illerinde, bu tür ziyaretler yerel halkı da etkiliyor. Valilik kaynakları, protokolün standartlara uymadığını kabul ediyor; ancak diplomatik nezaket ön planda tutulmuş. Gelecekte, benzer ziyaretler için daha sıkı kurallar getirilmesi bekleniyor.

Bu mesele, Türkiye'nin dış politika dengelerini de sarsıyor. Yabancı liderlerin ziyaretlerinde, güvenlik protokolleri uluslararası standartlara uymalı. NATO üyesi ülkelerde bile, parlamento denetimi şart. Bahçeli'nin sözleri, bu kuralların ihlalinin ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor. Kamuoyunda, bu görüntülerin sosyal medyada yayılmasıyla tepki büyüdü. Milliyetçi kesim, Bahçeli'yi alkışlarken, diplomatik çevreler temkinli. Peki, bu çıkış ittifak ilişkilerini bozar mı? Henüz net bir yanıt yok, ama tartışma derinleşiyor.

Ahmet Özer'e Ağır Ceza: 6 Yıl 3 Ay Hapis Kararı!
Ahmet Özer'e Ağır Ceza: 6 Yıl 3 Ay Hapis Kararı!
İçeriği Görüntüle

Sonuçta, Bahçeli'nin sert sözleri, Türkiye'nin egemenlik sınırlarını yeniden çiziyor. Bu, sadece bir ziyaretin ötesinde; ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası. Gelecek günlerde, benzer olaylara karşı yeni protokoller devreye girebilir. Bu gelişme, siyasetin nabzını tutanlar için kaçırılmayacak bir fırsat.