Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kurulan özel bir komisyonun, İmralı Adası'nda bulunan teröristbaşı Öcalan'ı ziyaret etmesinin ardından siyasi sahne ısındı. Ziyareti takiben Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan, örgütle yakınlığı bilinen bir medya organına verdiği röportajda, doğrudan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) sürece yönelik aldığı pozisyonu sert bir dille eleştirdi. Bu eleştiriler, sürece katkı sunulması yönünde bir çağrı içerirken, aynı zamanda görüşmeleri reddedenlere yönelik açık bir kınama tehdidini de barındırıyor.

Mehmet Öcalan, İmralı'da yapılan bu kritik görüşmenin tüm detaylarının kamuoyuyla şeffafça paylaşılması gerektiğini güçlü bir şekilde dile getirdi. Ona göre, Meclis çatısı altında oluşturulan komisyonun adaya gitmesi yeterli değil; "Meclis'teki komisyon adaya gittiyse komisyon üyelerinin başkanla ne konuştuğu, başkanın onlara ne söylediği paylaşılmalıdır" ifadelerini kullanarak, halkın bilgilendirilmesi gerekliliğinin altını çizdi. Bu talebi, görüşmelerin içeriğine dair merakı ve şeffaflık beklentisini ortaya koyuyor.

Eleştirilerinin odağında yer alan CHP'nin İmralı'daki sürece katılmama kararı, Mehmet Öcalan tarafından açıkça "yanlış bir tutum" olarak nitelendirildi. Öcalan, partinin mevcut tavrını düzeltmesi ve süreci daraltmak yerine genişleterek katkı sağlaması gerektiğini belirtti. Bu süreçteki pozisyonun sadece Kürtler için değil, tüm Türkiye için bir kurtuluş olduğu vurgusu yapıldı. Mehmet Öcalan, CHP'ye çağrısının çok net olduğunu aktardı: "Bu süreçte komisyonda yerlerini alsınlar ve bu hatadan vazgeçsinler".

Mehmet Öcalan, uzun yıllardır İmralı’da tutuklu bulunan ağabeyinin bu sorunun demokratik yollarla çözümü için tam 26 yıldır mücadele ettiğini hatırlattı. Ağabeyinin, kendisiyle gerçekleştirdikleri önceki iki görüşmede de CHP'nin komisyonda yer almasının büyük önem taşıdığını özellikle ifade ettiğini belirtti. Bu, ailenin ve ilgili hareketin, CHP'ye süreç içerisinde kilit bir rol biçtiğini gösteriyor. Ancak CHP'nin komisyonda yer almaması bu beklentiyi karşılamadığı için sert tepkiye neden oldu.

CHP’ye yönelik yapılan eleştirilerin en keskin kısmı ise sürecin gidişatına dair sunulan ikili durum oldu. Mehmet Öcalan, eğer CHP sürece gerçekten katkı sunar ve yapıcı bir rol üstlenirse kendilerine teşekkür edileceğini söyledi. Ancak uyarısının tonu oldukça ciddiydi: "Ama sürece karşı gerçekçi olmazsa, İmralı Adası'ndaki görüşmeleri reddederse, bunu yapanları eleştiririz. Onu açıkça ayıplarız". Bu ifade, CHP'nin sürece dahil olmaması durumunda karşılaşacağı siyasi ve etik kınamayı net bir şekilde ortaya koyuyor.

İmralı'dan Gelen Mesaj: Süreç Başarısız Olursa Ne Olacak?
İmralı'dan Gelen Mesaj: Süreç Başarısız Olursa Ne Olacak?
İçeriği Görüntüle

Sürecin tarafı olarak CHP’nin "o taraf doğru, bu taraf yanlış" gibi bir ayrım yapma çabasına karşı çıkan Öcalan, siyasi hareketin bütünlüğüne dikkat çekti. Bu bağlamda, "Kürt hareketi tektir" diyerek, hareketin içerisindeki farklı yaklaşımları bir kenara bırakıp, sürecin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, CHP'nin muhtemel ayrıştırıcı tutumlarına karşı bir duruş sergiliyor ve müzakere sürecinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunuyor.

Sonuç olarak, TBMM komisyonunun İmralı ziyaretinin ardından gelen bu eleştiriler, çözüm sürecinin hassas dengelerini bir kez daha gözler önüne serdi. 25 Kasım 2025 tarihinde yaşanan bu gelişmeler, CHP'yi hem geçmişteki tutumları hem de gelecekteki potansiyel eylemleri nedeniyle ağır bir baskı altına soktu. Mehmet Öcalan’ın çağrısı, yalnızca bir siyasi eleştiri olmanın ötesinde, partinin tarihi bir süreçte nasıl konumlanması gerektiğine dair net ve sert bir ültimatom niteliği taşıyor. Sürece katılmayanların "açıkça ayıplanacağı" tehdidi, siyasi arenadaki tansiyonu yükseltmeye devam ediyor.