Siyasi arenada son günlerde yaşanan gelişmeler, uzun süredir beklenen süreçlerde yeni soru işaretleri yaratıyor. Özellikle Kürt meselesi etrafındaki tartışmalar, farklı aktörlerin açıklamalarıyla daha da karmaşık bir hal alıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceği konusunda merak uyandırıyor.
DEM Parti'nin 4 Ocak 2026'da Diyarbakır'da düzenlemeyi planladığı "Umut ve Özgürlük" mitingi, ağır kış koşulları gerekçesiyle ertelendi. Parti yetkilileri, miting hazırlık sürecinin Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması talebini toplumda yaygınlaştırdığını ve amacın büyük ölçüde gerçekleştiğini belirtti. Ancak bu ertelemenin arkasında daha derin nedenler olduğu yorumları ağırlık kazanıyor. Önceki benzer eylemlerde gözaltılar ve yasal yaptırımlar yaşanması, güvenlik endişelerini öne çıkarıyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin mitinge "hiçbir sakıncası yok" demesine rağmen, süreçte çelişkiler dikkat çekiyor. PKK liderliğinin 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrıda Öcalan'ın serbest bırakılması talebinin yer almaması, Kandil'den gelen son açıklamayla ters düşüyor. Kandil, "Öcalan serbest bırakılana kadar iniş yok" mesajı vererek net bir şart koşuyor. Bu ifade, barış sürecinde silah bırakma veya benzer adımların ancak bu talep karşılandıktan sonra mümkün olacağını ima ediyor.
Barış Terkoğlu'nun aktardığı detaylar, bu şartın Ankara'da büyük rahatsızlık yarattığını gösteriyor. Kandil'in bu tutumu, DEM Parti ile arasında görüş ayrılığına yol açarken, genel süreçte tıkanıklık sinyalleri veriyor. Öcalan'ın son mesajı, Suriye'deki SDG'ye yönelik gibi görünse de aslında iç politikaya hitap ediyor olarak yorumlanıyor. Devlet, SDG'nin kendini feshetmesini veya entegrasyonunu talep ederken, bu mesaj memnuniyet yaratmıyor.
Suriye'de 15 aydır devam eden deadlock, bu gelişmelerle daha da belirginleşiyor. Öcalan'ın demokratik entegrasyon çağrısı, merkezi yönetimin beklentileriyle örtüşmüyor. Kandil şartı Öcalan serbest bırakılma talebi, barış sürecinin bir aşaması olarak görülse de şu an için uzak bir ihtimal gibi duruyor.
DEM Parti'nin ittifak tercihleri de tartışmanın bir başka boyutu. 2028 seçimleri yaklaşırken Kürt seçmenlerin yönelimi kritik önem taşıyor. Parti, AKP ile mi, CHP ile mi yoksa üçüncü bir yol mu izleyecek sorusu gündemde. MHP'nin güç kaynağı olarak oylar değil bürokrasi gösterilirken, AKP'nin olası güç kaybında süreçten vazgeçebileceği öngörülüyor.
Selahattin Demirtaş'ın olası serbest bırakılması senaryosu da masada. Ancak böyle bir durumda bile Demirtaş'ın siyasi alanı sınırlı kalacağı, etkili bir rol üstlenemeyeceği yorumları yapılıyor. Öcalan'ın DEM Parti'yi muhalefet cephesinde konumlandırdığı vurgusu, partinin stratejisini etkileyebilir.
Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında S-400 dosyası da gündeme geliyor. Savaşta ölü sayısının 1 milyona yaklaştığı belirtilirken, Trump'ın bu dosyayı yoğun incelediği ve olumlu sinyaller verdiği aktarılıyor. Trump'ın "yapmak istiyorum" ifadesi, dış politika dengelerini etkileyebilir.
Önceki mitinglerde PKK sloganları atılması ve ardından gözaltılar yaşanması, erteleme kararını destekleyen unsurlar arasında. Bahçeli'nin CHP mitinglerine izin eleştirisi yaparken kendi çizgisinde esneklik göstermesi, çelişkili bulunuyor.
Kandil'in Öcalan serbest bırakılana kadar adım atmama tutumu, deprem etkisi yaratacak bir detay olarak nitelendiriliyor. Bu şart, DEM Parti'nin toplumdaki yankı bulma iddiasıyla çakışıyor. Sürecin ilerlemesi için yeni diyalog kanalları mı açılacak, yoksa gerilim mi artacak, yakından izleniyor.
Yalova iddianamesinde IŞİD'e dair özel bir belge de dikkat çekiyor. Barış Terkoğlu'nun bu belgeyi açıklayacağı belirtilirken, güvenlik tehditleri bir kez daha gündeme geliyor.
Sonuç olarak, Kandil'in koyduğu sert şart, siyasi dengeleri sarsıyor. DEM Parti miting ertelemesi, Öcalan mesajı ve barış süreci tıkanıklığı, önümüzdeki ayları belirleyecek. Bu gelişmeler, hem iç hem dış politikada yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Kandil şartı Ankara tepkisi, herkesin merakla takip ettiği bir konu haline gelmiş durumda. Gelişmeler, büyük bir dikkatle izlenmeye devam ediyor.