İstanbul'un adliye koridorlarında büyük bir dönüşüm rüzgarı esiyor. Son dönemde gündeme bomba gibi düşen yargı atamaları, özellikle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi gibi kritik mahkemeleri doğrudan etkileyen kararlarla dikkat çekiyor. Bu atamalar, sadece hukuki süreçleri değil, aynı zamanda toplumun adalet beklentisini de yeniden şekillendirecek nitelikte. Peki, bu atamaların arkasında yatan dinamikler neler? Hangi isimler yeni görevlere getiriliyor ve bu değişiklikler yargı bağımsızlığını nasıl test ediyor? Detaylara inelim ve bu kritik gelişmeyi adım adım inceleyelim.
Öncelikle, atamaların temelini oluşturan kurumdan bahsetmek gerek. Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), bu sürecin ana mimarı konumunda. HSK, Adalet Bakanlığı'na bağlı bir yapı olarak faaliyet gösteriyor ve yargı mensuplarının atanma, terfi ve disiplin süreçlerini yönetmekle yükümlü. Kurul, Anayasa'nın 159. maddesi uyarınca bağımsız bir şekilde çalışsa da, son yıllarda siyasi etki altında kaldığı yönünde eleştiriler alıyor. Bu atamalar da tam olarak HSK'nın son kararnameyle duyurduğu bir dizi değişikliğin parçası. Kararname, İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerdeki adliye birimlerine yeni isimler getirerek, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması gibi yüksek profilli davaları yürüten mahkemeleri yeniden yapılandırıyor.
Atama detaylarına gelince, İstanbul Adliyesi'nde savcı ve hakim pozisyonlarında toplam 8 yeni isim öne çıkıyor. Bunlar arasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan Aykut Çelik, savcılık kadrosunda önemli bir rol üstlenecek. Çelik'in yanı sıra, Muhammed Bekir Albora ve Emre Kara gibi deneyimli savcılar da aynı kurum bünyesinde görev alacak. Hakim tarafında ise, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne getirilen yeni isimler arasında Akın Gürlek dikkat çekiyor; Gürlek, başsavcı vekilliği görevine atanarak mahkemenin operasyonel yönetiminde kilit bir figür haline geliyor. Bu atamalar, daha önce Ergenekon ve Balyoz gibi büyük davalarda tecrübe kazanmış isimleri barındırıyor. Toplamda, savcılardan 5, hakimler arasında ise 3 yeni atama gerçekleşiyor. Bu rakamlar, HSK'nın İstanbul odaklı yoğunlaşmasını gösteriyor ve adliyenin personel kapasitesini %15 oranında güçlendirmeyi hedefliyor.
Başvuru süreci ise, standart yargı atama prosedürlerine göre işliyor. HSK, bu atamaları için öncelikle mevcut hakim ve savcı havuzundan seçim yapıyor; yani bu pozisyonlar için genel bir kamu başvurusu açılmıyor. Bunun yerine, HSK'nın resmi web sitesi üzerinden aday profillerinin incelenmesi ve mülakat aşamaları devreye giriyor. Başvurular, HSK'nın duyurduğu tarihlerde online portal aracılığıyla yapılıyor. İlk başvuru tarihi, kararname yayınlandığı gün olan 15 Kasım 2025 olarak belirlenmiş. Son başvuru tarihi ise 30 Kasım 2025'e kadar uzatılmış. Bu kısa süre, atamaların aciliyetini yansıtıyor ve adayların hızlı hareket etmesini gerektiriyor. Başvuru nasıl yapılır? Adaylar, HSK'nın elektronik sistemine TC kimlik numaralarıyla giriş yaparak özgeçmiş, sicil kaydı ve referans belgelerini yüklemeli. Mülakatlar ise Ankara'daki HSK genel merkezinde, yüz yüze veya video konferans yoluyla gerçekleştiriliyor. Bu süreçte, adayların en az 5 yıl hakimlik veya savcılık tecrübesi, temiz sicil kaydı ve etik ihlal bulunmaması zorunlu.
Başvuru şartları, HSK'nın katı kriterlerine dayanıyor ve adayları titiz bir elemeden geçiriyor. Öncelikle, Türk vatandaşı olmak ve hukuk fakültesi mezunu olmak temel gereklilik. Ardından, Adalet Bakanlığı'nın onayladığı baro siciline kayıtlı olmak şart. Deneyim açısından, en az 7 yıl fiili hakimlik veya savcılık hizmeti aranırken, bu atamalar için İstanbul gibi büyük şehirlerde görev yapmış olmak avantaj sağlıyor. Eğitim kriterleri arasında, yüksek lisans veya doktora derecesi de yer alıyor; örneğin, ceza hukuku alanında uzmanlaşmış adaylar öncelikli. Ayrıca, siyasi tarafsızlık beyanı zorunlu: Adaylar, son 5 yılda herhangi bir siyasi partiye üye olmamış olmalı ve adli sicil kaydında suç kaydı bulunmamalı. Sağlık raporu da cabası; tam teşekküllü hastaneden alınmış raporla, fiziksel ve zihinsel yeterlilik kanıtlanmalı. Bu şartlar, HSK'nın Adalet Bakanlığı'na bağlı yapısı gereği, ulusal güvenlik ve etik standartlara tam uyumu hedefliyor.
Bu atamaların arka planı, İstanbul yargısındaki son gelişmelerle iç içe. Hatırlanacağı üzere, Saraçhane protestoları sırasında yaklaşık 400 gencin gözaltına alınması ve yargılanması, adalet sistemine yönelik eleştirileri alevlendirmişti. Bu olaylarda, Silivri Cezaevi'nde tutulan gençlerin dava masrafları bile 16 milyon TL'yi aşmıştı. Yeni atamalar, tam da bu hassas dönemde geliyor ve İBB soruşturması gibi davalarda tarafsızlığı sağlamak amacıyla yapıldığı iddia ediliyor. Ancak muhalefet cephesi, HSK'nın kararlarını "siyasi müdahale" olarak nitelendiriyor. Örneğin, eski hakim Ali Doğan'ın Kahramanmaraş'a sürgün edilmesi, atamaların keyfi olduğunu savunanlarca örnek gösteriliyor. Eleştirmenler, HSK'nın Adalet Bakanlığı bağlantısının, yargı bağımsızlığını zedelediğini vurguluyor. Buna karşın, HSK yetkilileri, atamaların liyakat esaslı olduğunu ve binlerce sayfalık iddianame süreçlerini hızlandıracağını belirtiyor.
Peki, bu değişiklikler günlük hayatta nasıl yankı bulacak? İstanbul Adliyesi, Türkiye'nin en yoğun yargı birimlerinden biri ve yıllık 500 binden fazla dava dosyası işliyor. Yeni savcı ve hakimler, özellikle organize suçlar ve yolsuzluk davalarında verimliliği artırabilir. Ancak, gençlerin işsizlik şikayetleri bağlamında bakarsak –ki son verilere göre genç işsizlik oranı %15.6'ya ulaşmış– bu atamalar, yargı kariyerine ilgi duyan hukukçular için bir umut ışığı olabilir. Yine de, KPSS gibi sınavlarda yüksek puan alan gençlerin mülakatlarda torpil mağduru olduğu iddiaları, bu sürecin adilliğini sorgulatıyor. HSK'nın şeffaflık adına büyük davaları canlı yayınlama çağrılarına kulak vermesi, kamu vicdanını rahatlatabilir.
Sonuç olarak, İstanbul Adliyesi'ndeki bu savcı ve hakim atamaları, yargı sistemimizin dönüm noktalarından biri. HSK'nın Adalet Bakanlığı'na bağlı kararları, hem umut hem de tartışma yaratıyor. Toplumun adalet arayışı, bu yeni isimlerin performansıyla test edilecek. Eğer siz de hukuk camiasındansanız veya yargıdaki değişimleri yakından takip ediyorsanız, bu gelişmeleri göz ardı etmeyin. Gelecekteki davalar, bugünkü atamaların mirasını taşıyacak.





