İran'daki gelişmeler, son günlerde uluslararası kamuoyunun yakın takibinde yer alıyor. Sokaklara dökülen kalabalıklar, hükümet karşıtı eylemlerle dikkat çekerken, olayların boyutu giderek artıyor. Protestoların şiddetlenmesi, bölgedeki tansiyonu yükseltirken, birçok kişi gelecekteki olası senaryoları merak ediyor.
Gösteriler 12. gününe girerken, eski İran Prensi Rıza Pehlevi'nin çağrısıyla büyük bir ivme kazandı. Başkent Tahran başta olmak üzere ülke genelinde yüzbinlerce kişi sokakları doldurdu. Öfkeli kalabalıklar, İran İslam Cumhuriyeti bayraklarını yakarak yerine İran Monarşi bayraklarını astı. Heykeller monarşi sembolleriyle donatılırken, Dini Lider Ali Hamaney'in portreleri ve polis araçları ateşe verildi. Bu eylemler, protestocuların rejime yönelik derin hoşnutsuzluğunu açıkça ortaya koydu.
Olayların şiddetlenmesiyle birlikte can kayıpları da arttı. Norveç merkezli İran İnsan Hakları örgütü, gösterilerin başlamasından bu yana güvenlik güçleri tarafından en az 45 protestocunun öldürüldüğünü duyurdu. Yayınlanan görüntülere göre en az on kişinin cansız bedeni kameralara yansıdı. Onlarca kişinin hayatını kaybettiği bu görüntüler, sosyal medyada izlenme rekorları kırınca hükümet radikal bir adım attı ve ülke çapında internet erişimini tamamen kesti.
İnternet gözlemevi Netblocks'un verilerine göre İran'daki internet kullanımı sıfıra indi. Bu kesinti, hükümet kadrolarını bile etkilediği için olağanüstü bir önlem olarak değerlendiriliyor. Kaynaklara göre telefon hatları da devre dışı bırakıldı. İnternet kesintisinden sonra bölgeden bilgi almak neredeyse imkansız hale geldi. Kesinti öncesi paylaşılan görüntüler ise polisin sokaklardan kaçtığını, bazı polislerin yakalanarak linç edildiğini gösteriyordu.
İran'ın en büyük ikinci şehri Maşhad'ta durum daha kritik bir hal aldı. Muhalif kaynaklara göre şehir tamamen protestocuların kontrolüne geçti. Polis güçlerinin sokaklardan çekildiği gözlemlenirken, çok sayıda polis aracının ateşe verildiği görüntüler yayıldı. Şehrin tam anlamıyla ele geçirildiğine dair kesin kanıtlar sınırlı olsa da, yaşanan kaos bu iddiaları güçlendiriyor.
Protestoların bu denli büyümesi, rejim karşıtı sloganlar ve sembolik eylemlerle destekleniyor. Kalabalıkların monarşi bayraklarını dalgalandırması, geçmişteki yönetim şekline duyulan özlemi yansıtırken, Hamaney portrelerinin yakılması doğrudan dini liderliğe yönelik bir meydan okuma olarak görülüyor. Gösterilerin ülke geneline yayılması, güvenlik güçlerinin müdahalelerini zorlaştırıyor.
Uluslararası arenada da yankı bulan bu olaylara, ABD Başkanı Donald Trump'tan dikkat çekici açıklamalar geldi. Trump, sosyal medya paylaşımında protestolarda bir milyondan fazla kişinin yer aldığını belirterek, "İran'ın en büyük ikinci şehri protestocuların kontrolünde. Rejim güçleri şehri terk etti" ifadelerini kullandı. Fox News'e verdiği röportajda ise gelişmeleri çok yakından takip ettiğini vurguladı ve "İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney bir yere gitmek istiyor. İslam Cumhuriyeti çöküşün eşiğinde olabilir" değerlendirmesinde bulundu.
İran protestoları, ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılarla başlayan bir süreçten hızla rejim karşıtı bir harekete dönüştü. Yüzbinlerin katılımıyla büyüyen eylemler, güvenlik güçleriyle çatışmalara sahne olurken, can kayıpları ve yaralanmalar artıyor. İnternet kesintisi, hükümetin bilgi akışını kontrol altına alma çabasını gösterirken, dışarıya sızan görüntüler dünya genelinde tepki çekiyor.
Maşhad ve Tahran gibi büyük şehirlerdeki görüntüler, polisin geri çekilmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Bazı bölgelerde protestocuların üstünlüğü ele geçirdiği iddiaları, olayların seyrini değiştirebilecek nitelikte. Öldürülen protestocuların görüntülerinin yayılması, kalabalıkları daha da öfkelendirirken, yeni katılımları teşvik ediyor.
Son gelişmelerle birlikte İran'daki gösteriler, tarihsel bir dönüm noktasına işaret ediyor olabilir. Rıza Pehlevi'nin çağrısının etkili olması, monarşi yanlısı unsurların harekete geçmesini sağladı. Bayrak değişimi ve sembolik yıkımlar, rejimin otoritesine doğrudan meydan okuyor. Güvenlik güçlerinin müdahale kapasitesi sınanırken, ölü sayısı konusunda farklı raporlar olsa da resmi olmayan kaynaklar 45'i işaret ediyor.
İnternet ve iletişim hatlarının tamamen kesilmesi, hükümetin kriz yönetiminde başvurduğu en sert yöntemlerden biri. Bu adım, içteki kaosu gizleme çabası olarak yorumlanırken, uluslararası gözlemcilerin bilgi edinmesini engelliyor. Netblocks gibi bağımsız kuruluşların verileri, kesintinin kapsamını doğruluyor.
Trump'ın açıklamaları, olaylara dış destek sinyali verirken, rejimin izolasyonunu artırabilir. Protestoların bir milyonu aşan katılım iddiası, kalabalıkların gücünü vurguluyor. Hamaney'e yönelik eleştiriler ve kaçış söylentileri, rejim içindeki çatlakları da gündeme getiriyor.
İran'da yaşanan bu büyük ölçekli eylemler, bölgesel dengeleri etkileyecek potansiyel taşıyor. Yüzbinlerin sokakları doldurması, onlarca can kaybı ve tam internet kesintisi, gelişmelerin kritik bir evrede olduğunu gösteriyor. Göstericilerin kararlılığı ve sembolik eylemleri, değişim taleplerini netleştirirken, önümüzdeki saatler daha fazla bilgi getirebilir.
Sonuç olarak, İran protestoları şiddetlenerek devam ediyor. Rejim karşıtı kalabalıkların büyümesi, güvenlik güçlerini zorlarken, uluslararası aktörlerin ilgisi artıyor. Olayların nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korurken, sokaklardaki hareketlilik dikkatle izleniyor.