Türkiye'nin siyasi sahnesi, son ayların gerilim dolu havasında adeta bir barut fıçısına dönmüşken, beklenmedik bir ses yeniden yükseliyor. Tutuklu bir figürün, milletin nabzını tutan o kısa ama etkili mesajı, sosyal medyadan sokaklara kadar her yeri sarmaya başladı. Bu sözler, sadece bir temenni mi, yoksa önceden tasarlanmış bir stratejinin ilk sinyali mi? Ülkenin dört bir yanında yankılanan protestolar, seçim yenilgileri ve iktidarın sıkılaştırmaya çalıştığı baskılar arasında, umut rüzgarları esmeye başlıyor. Peki, bu rüzgarlar nereye varacak? Siyasi analistler, her kelimenin ardındaki anlamı çözmeye çalışırken, kamuoyu da nefesini tutmuş bekliyor. Değişim kokusu havada, ama asıl hikaye henüz tam olarak açığa çıkmadı.
İşte o an geldi: İstanbul'un sevilen belediye başkanı, aynı zamanda ana muhalefetin umut vaat eden cumhurbaşkanı adayı, cezaevinden bir mesaj yayınladı. Bu mesaj, partisinin yaklaşan olağan kongresine adanmış gibi görünse de, aslında çok daha geniş bir vizyonu yansıtıyor. Adaylık ofisinden duyurulan metin, milyonların sesini temsil eden bir manifesto niteliğinde. 2024 seçimlerindeki o büyük halk oylamasıyla başlayan değişim talebi, 2025'in bahar aylarından beri sokaklara taşmış durumda. Her gün, her şehirde tekrarlanan o haykırışlar – beceriksiz ve baskıcı bir yönetime karşı isyan – şimdi organize bir harekete dönüşüyor. Mesajın sahibi, partililerini ve tüm milleti, bu sorumluluğu üstlenme çağrısıyla motive ediyor: Milyonlar hazır, ülke hazır, parti de yönetmeye hazır. Ve o son cümle... "Az kaldı." Bu üç kelime, sanki bir saatli bombanın tik taklarını andırıyor, iktidar koridorlarında tedirginlik yaratıyor.
Mesajın tam metni, duygusal bir derinlik taşıyor ve tarihsel bir bağlamla örülü. "Cumhuriyet Halk Partisi’nin evlatları, milyonların gözü üzerimizde, milyonların ümidi biziz," diye başlıyor. Ardından, 2024 seçimlerini hatırlatarak, halkın iktidarı devirme iradesini vurguluyor. O seçim gecesi yaşananlar – sandıklardan yükselen değişim çığlığı – hala taze hafızalarda. Halk, üzerine düşeni yapmış, ama sistemin engelleri devreye girmişti. Sonra, kritik tarih: 19 Mart 2025. O günden beri, her sabah her akşam, milyonlar sokaklara dökülüyor, özgürlük ve adalet taleplerini haykırıyor. Bu protestolar, sadece bir öfke patlaması değil; organize bir direnişin evreleri. Mesaj, bu evreleri birleştirerek, partiye düşen rolü netleştiriyor: Halkın arzusuna sahip çıkmak, ümidini gerçeğe dönüştürmek. "Milyonlar CHP’ye hazır. Türkiye CHP’ye hazır, CHP de Türkiye’yi yönetmeye hazır. Az kaldı…" Bu tekrarlar, bir marş gibi tasarlanmış, dinleyeni harekete geçirecek kadar ritmik ve ikna edici.
Bu mesajın zamanlaması, tesadüf olamayacak kadar manidar. Partinin 39. Olağan Kurultayı kapıdayken, tutuklu liderin sesi, delegeleri ve tabanı ateşleyecek bir kıvılcım gibi. Kurultay, sadece iç seçimler için değil; ulusal bir güç gösterisi için bir platform. 27 Kasım 2025'te yayınlanan bu metin, güncellenmiş haliyle saatler içinde milyonlara ulaştı. Tutukluluk hali, mesajı daha da dramatik kılıyor – cezaevi demirleri arasından sızan bir özgürlük çağrısı. Siyasi gözlemciler, bu "az kaldı" ifadesini, gizli müzakerelerin veya halk hareketlerinin zirvesine işaret olarak yorumluyor. Acaba, uluslararası gözlemcilerin artan ilgisi mi, yoksa içerdeki ittifaklar mı bu cesareti verdi? 2024 seçimlerinden beri biriken öfke, 2025 Mart'ındaki o dönüm noktasıyla patlak verdi: Belki bir skandal, belki bir baskın, ama kesin olan şu ki, halkın sabrı taştı. Her gün süren eylemler, polisin biber gazı bulutları altında bile durmadı; meydanlar, özgürlük marşlarıyla doldu taştı.
Siyasi yansımalar ise giderek derinleşiyor. Mesaj, ana muhalefeti iktidara alternatif olarak konumlandırırken, mevcut yönetimin zayıflıklarını da ifşa ediyor. "Beceriksiz, zorba iktidar" nitelemesi, ekonomik çöküşten adaletsizliğe kadar uzanan bir yelpazeyi kapsıyor. 2024'te sandıkta kaybedilen zafer, şimdi sokaklarda geri kazanılmaya çalışılıyor. Tutuklu belediye başkanının cumhurbaşkanı adaylığı, partiyi birleştirici bir figür olarak öne çıkarıyor – İstanbul'un devasa metropolünde yönettiği başarılar, ulusal ölçeğe taşınmaya hazır. "Az kaldı" sözü, belki de gizli bir takvimi ima ediyor: Kurultay sonrası büyük bir miting dalgası mı, yoksa erken seçim baskısı mı? Eleştirmenler, bu mesajın iktidarı köşeye sıkıştıracağını söylüyor; zira milyonların ümidi, bir anda kitlesel bir harekete dönüşebilir. Tarihsel paralellikler de cabası: Geçmişteki değişim anlarında, benzer çağrılar devrimleri tetiklemişti. Bugün, 19 Mart 2025'ten beri süren direniş, o paralellikleri canlandırıyor.
Dahası, mesajın psikolojik etkisi muazzam. Partililer arasında moral yükseliyor; gençler, sosyal medyada #AzKaldi etiketiyle paylaşımlar yapıyor. Uluslararası basında bile yankı buluyor – Avrupa'dan Asya'ya, Türkiye'nin demokrasi mücadelesi spot ışıklarında. Tutukluluk, adayın mağduriyetini artırırken, halkın sempatisini katlıyor. 2024 seçimlerindeki usulsüzlük iddiaları, 2025 Mart'ındaki protestolarla birleşince, bir domino etkisi yaratıyor. Mesaj, bu zinciri tamamlıyor: Sorumluluk bizde, diyoruz. Milyonların gözü üzerimizde – bu yük, hem ağır hem heyecan verici. Kurultayda, bu sözler bir manifesto gibi okunacak; delegeler, yeni bir yol haritası çizecek. Belki yeni ittifaklar, belki radikal reform vaatleri... Ama hepsinin ötesinde, o "az kaldı" umudu, karanlık geceleri aydınlatıyor.
Bu gelişme, Türkiye'nin yakın geleceğini şekillendiren bir dönemeç. Mesajın yayınlandığı 27 Kasım 2025, siyasi takvimde bir mihenk taşı olacak. Halkın 2024 iradesi, 2025 direnişiyle birleşince, CHP'nin rolü kritikleşiyor. Tutuklu liderin kaleminden çıkan bu metin, sadece bir uyarı değil; bir zafer ilanı gibi. Milyonlar hazır, ülke hazır – peki iktidar? "Az kaldı" ifadesi, saatlerimizi hızlandırıyor; değişim, kapıyı çalmak üzere. Siyasi arenada fırtınalar koparken, bu mesajın yankıları önümüzdeki haftalarda daha da büyüyecek. Vatandaşlar, meydanlardan sosyal medyaya, bu çağrıya kulak veriyor; zira sessizlik, en büyük yenilgi. Bu hikayenin sonu ne olacak? Takipte kalın, çünkü Türkiye'nin yarını, bu umutla yazılıyor – ve siz de bu hikayenin bir parçasısınız.




