Ekonomik gündem yeni yılın ilk günlerinde yoğun bir şekilde maaş zamları ve enflasyon verileri etrafında şekilleniyor. Milyonlarca kişi, açıklanacak resmi rakamları beklerken, zam oranlarının yaşam maliyetlerini karşılayıp karşılamayacağı sorusu ön plana çıkıyor.
2025 yılı enflasyon oranının yüzde 31 civarında gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu rakamın kesinleşmesiyle birlikte, Bağ-Kur ve işçi emeklilerine yapılacak zam oranının yüzde 12 seviyesinde kalması bekleniyor. Memurlar için ise zam oranı yüzde 18 olarak hesaplanıyor. Bu oranlar, enflasyon karşısında ciddi bir erime anlamına geliyor ve geniş kesimlerde memnuniyetsizlik yaratıyor.
Hükümetin tercih ettiği düşük zam politikası, enflasyonu kontrol altına alma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Asgari ücret zammındaki düşük oran da bu yaklaşımı destekler nitelikte. Kulislerde emekli maaşlarına refah payı eklenmesi tartışılmış olsa da, tabandan gelen şikayetlere rağmen bu yönde bir adım atılmayacağı sinyali veriliyor.
Zam oranlarının belirlenmesinde TÜİK verileri esas alınırken, gerçek enflasyonun bu rakamların ötesinde olduğu yönündeki görüşler güç kazanıyor. Emekliler ve memurlar, yıllardır süren satın alma gücü kaybını bu düşük zamlarla daha da derinleşeceğini öngörüyor. Özellikle emekli kesimi, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, yüzde 12'lik bir artışın yetersiz kalacağı vurgulanıyor.
Bu politikaların arkasında, enflasyonu mümkün olan en düşük seviyeye indirme hedefi yatıyor. Düşük zamlarla talebin azaltılması ve fiyat artışlarının frenlenmesi planlanıyor. Ancak bu süreçte, emekçi kesimlerin yoksullaşmasının arttığı eleştirileri de beraberinde getiriyor. Birkaç yıldır asgari ücretliler, emekliler ve memurların yaşam standartlarının gerilediği belirtiliyor.
Gelecek yıllara dair hesaplar da gündemde yer alıyor. 2026 boyunca düşük zam politikası sürdürülecek olursa, enflasyonun düşüşü hızlanabilir. Ardından 2027 yılında yüksek zam oranları açıklanarak, seçim öncesi olumlu bir atmosfer yaratma ihtimali konuşuluyor. Bu strateji, geçmişte uygulanan seçim ekonomisi yöntemlerini hatırlatıyor.
Geçmiş uygulamalarda, seçim yıllarında yoğun zamlar ve harcama artışlarıyla oy desteği sağlanmıştı. Yoksullaşan kesimlere seçim öncesi büyük artışlar verilerek başarı elde edildiği örnekler mevcut. Ancak günümüzde durumun değiştiği, vatandaşların yaşanan zorlukları unutmayacağı ve seçim sonrası olası erimeleri öngördüğü yorumları yapılıyor.
Düşük zam kararının, anketlerdeki oy kaybına rağmen sürdürülmesi dikkat çekici bulunuyor. Bu tercihin, uzun vadeli bir seçim hesabı üzerine kurulu olduğu değerlendiriliyor. Enflasyonu indirme uğruna kısa vadeli memnuniyetsizliğe katlanma yaklaşımı, hükümetin önceliklerini ortaya koyuyor.
Emekli ve memur kesimlerinde, refah payı beklentisi yüksek olsa da, bu yönde bir gelişme olmayacağı kulislerden sızan bilgiler arasında. Cumhurbaşkanı'nın bu taleplere olumlu yanıt vermeyeceği yönündeki işaretler, zam oranlarının netleşmesini daha da kritik hale getiriyor.
Ekonomik politikaların bu yönü, toplumun farklı kesimlerinde baskı ve yıldırılma algısını da artırıyor. Zam politikalarının yanı sıra, diğer alanlardaki uygulamalarla birleştiğinde, genel memnuniyetsizliğin büyüyebileceği öngörülüyor. Seçim iradesinin korunması açısından uyanıklık çağrıları da yapılıyor.
Yeni yılın maaş zamları, enflasyonun yüzde 31'e ulaşacağı bir ortamda yüzde 12-18 bandında kalıyor. Bu fark, emeklilerin ve memurların günlük hayatındaki zorlukları daha da belirginleştiriyor. Önümüzdeki dönemde enflasyonun seyri, zam politikalarının etkinliğini test edecek.
Bu gelişmeler, ekonomik gündemin en sıcak konularından biri olmaya devam ediyor. Emekli zammı ve memur zammı oranları, milyonların geleceğe dair beklentilerini doğrudan etkiliyor. Enflasyonla mücadele stratejisinin sonuçları, yakın takibin ötesinde geniş tartışmalara yol açıyor.
2026 yılının maaş düzenlemeleri, düşük zam tercihiyle enflasyon hedeflerini ön plana çıkarıyor. Ancak bu yaklaşımın sosyal maliyetleri, uzun vadede siyasi riskler barındırıyor. Gelişmeler, emekçi kesimlerin hak arayışını da güçlendirebilir.
Emekli ve memur zamlarının enflasyon karşısında erimesi, ekonomik adalet tartışmasını yeniden alevlendiriyor. Yüzde 31 enflasyona karşı yüzde 12 zam, yoksullaşma eleştirilerini haklı çıkarıyor. Önümüzdeki aylar, bu politikaların somut etkilerini daha net gösterecek.





