Türkiye'nin siyasi gündemi, son dönemde muhalefet partilerinin kongre süreçleriyle iyice hareketlendi. Ekonomik baskılar altında ezilen halk, sosyal adaletsizliklerin gölgesinde, partilerin attığı her adımı mercek altına alıyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü yapılar, delegelerinin katılımıyla gerçekleşen bu etkinliklerde, yeni stratejiler ve vizyonlar ortaya koyuyor. Salonlardaki alkışlar, konuşmacıların samimi hitapları ve katılımcıların kararlı ifadeleri, bu kongrelerin sadece bir formalite olmadığını, aksine derin bir dönüşümün habercisi olduğunu hissettiriyor. Seçmenler, bu anları izlerken, ülkedeki genel atmosferin nasıl değişebileceğini merakla bekliyor, çünkü her detay, yarınların anahtarını elinde tutuyor.

AKP'li Eski Vekiller Arasında Fırtınalı Hesaplaşma
AKP'li Eski Vekiller Arasında Fırtınalı Hesaplaşma
İçeriği Görüntüle

Kongrenin ikinci gününde yaşanan oylama süreci, delegelerin gözlerini ekrana kilitleyen bir tempoda ilerledi. Saat 15:30'da başlayan ve tam iki saat süren bu maraton, 17:30'da sandıkların kapanmasıyla son buldu. Yaklaşık 10 dakika gibi kısa bir sürede açıklanan sonuçlar, toplam 1385 delege arasından 52'sinin oy kullanmamasına rağmen, 1333 geçerli oyu tek bir isme yönelttiğini ortaya koydu. Bu, partinin genel başkanının dördüncü kez seçilmesine yol açtı ve iki yıl gibi kısa bir sürede dört kez tekrarlanan bu seçimlerin, yapının ne kadar dinamik bir evrimden geçtiğini net bir şekilde belgeledi. Hatırlanacağı üzere, Kasım 2023'teki kongrede 812 oyla gerçekleşen liderlik değişimi, Nisan 2026'daki olağanüstü kongrede 1171 oyla pekişmiş, Eylül 2026'daki bir diğer olağanüstü kongrede ise İstanbul delegelerinin katılımının engellenmesi nedeniyle 835 oyla üçüncü kez onaylanmıştı. 24 oy ise geçersiz sayılsa da, bu küçük detay bile sürecin şeffaflığını ve delegelerin net tercihi güçlendirdi. Bu sonuçlar, partinin istikrarını korurken, aynı zamanda değişim rüzgarlarının nasıl estiğini gösteriyor, zira her seçim, tabanın sesini daha gür bir şekilde duyuruyor.

Seçilen liderin teşekkür konuşması, salonda adeta bir dönüm noktası yarattı ve dakikalarca süren ayakta alkışlarla taçlandı. 74 dakika boyunca süren bu hitap, her cümlesiyle özenle işlenmiş bir manifesto gibiydi. Lider, partinin geleceğini "güç zamanı" olarak nitelendirirken, delegelere dönerek "Bu kongremiz, muhalefetteki son kongremiz olacak. 40'ncı kongremiz iktidarda gerçekleşecek" sözlerini sarf etti. Bu ifade, salonu ayağa kaldıran bir motivasyon dalgası yarattı ve partililerin yüzlerinde beliren umut ifadeleri, etkinliğin ruhunu yansıtıyordu. Konuşmanın en çarpıcı kısımlarından biri, "Acıya katlanmayı, ama pes etmemeyi vaat ediyorum. 100 yıl önce yaptığımız gibi, gerekirse ölümü göze almayı, ama teslim olmayı reddetmeyi vaat ediyorum. Ve sonunda iktidarı, onuru, şerefi ve cesareti vaat ediyorum" bölümüydü. Bu sözler, partinin tabanında derin bir yankı uyandırdı ve "Yenilgiye alışamazsınız artık" çağrısıyla, eski alışkanlıklardan kurtulma ihtiyacını vurguladı. Liderin bu vizyonu, sadece iç dinamikleri değil, ülkedeki genel muhalefet anlayışını da dönüştürme potansiyeli taşıyor, çünkü vaatler somut adımlarla desteklenirse, seçmen kitlesi üzerinde kalıcı bir etki bırakabilir.

Kongreye damga vuran bir diğer önemli gelişme, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın katılımıydı. Cezaevi sürecine rağmen Ankara'ya gelerek salonda yerini alan bu figür, konuşmasında 31 Mart 2024 seçimlerinden bu yana yaşananları hatırlatarak, "Ülkede 23 yıldır iktidarda olanlar, kaybetmeye mahkum oldukları gücü bırakmaya hazır değil. 19 Mart 2025'ten beri gördük ki, seçimleri başkalarının kazanmasını engellemek için her yolu deniyorlar" dedi. Bu ifadeler, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin ne kadar kritik bir eşiğe geldiğini gözler önüne serdi ve partinin kapsayıcılığını pekiştirdi. Başkan, değişim aşısının atlatıldığını belirterek, partiyi "Türkler, Kürtler, Sünniler, Aleviler, dindarlar ve laikler için parti" olarak tanımladı, barış, özgürlük ve eşitlik vurgusunu ön plana çıkardı. "CHP herkesin partisi" sloganı, salonda yankılanırken, bu katılım cumhurbaşkanlığı adaylığı stratejisini de güçlendirdi; lider, bu ismi "Plan A, B ve Z" olarak anarak, sandıkta rekabetin kaçınılmazlığını haykırdı. Bu strateji, partinin yerel yönetimlerden ulusal arenaya uzanan bir köprü kurma çabasını simgeliyor ve seçmenlerin gözünde, muhalefetin birleşik bir cephe oluşturma umudunu artırıyor.

İç parti dinamikleri de kongrede önemli bir yer tuttu ve eski liderlere yönelik eleştiriler, tartışmaları alevlendirdi. Sabah gazetesinde yayınlanan bir röportajda eski liderin "CHP üyelerinin yolsuzluk iddialarından arındırılması" çağrısı yapması, kongre günü birinci sayfada yer almasıyla ekstra bir boyut kazandı. Buna yanıt olarak mevcut lider, "Eğer CHP arındırılacaksa, bu zihniyetten arındırılacak. Bizi %25'e hapsedip meydanlardan koparmak isteyenlerden, bizi geçmişe döndürmek isteyenlerden arındırılacak" diyerek, net bir duruş sergiledi. Konuşma, "Bu mücadele, yeninin eskisine karşı mücadelesi. Ülkenin geleceği, AK Parti'nin karanlık düzeninin krizlerine sıkışamaz. Artık veda zamanı gelenlerin düzenini bozmamak için milletin huzurunu feda etmeyeceğiz" diye devam etti. Bu karşılıklı diyalog, partideki "temizlik" tartışmalarını derinleştirdi ve delegeler arasında yeni bir sayfa açma arzusunu güçlendirdi. Zira bu tür iç hesaplaşmalar, yapıyı daha şeffaf ve yenilikçi hale getirerek, dış dünyaya karşı güvenilirlik kazandırabilir; partililer, bu süreci bir fırsat olarak görüyor ve değişimin kök salmasını bekliyor.

Kongrenin yarınki kısmı, en kritik aşamayı temsil edecek ve parti meclisi ile yüksek disiplin kurulu seçimleri, radikal yenilikler getirebilir. Bu seçimler, yönetim kadrosunu baştan yapılandırarak, stratejik kararlara doğrudan etki edecek ve daha kapsayıcı bir yapı hedeflenecek. Delegelerin beklentisi, dinamik bir kadro oluşması yönünde; bu değişiklikler, yerel ve genel seçimlerdeki performansı belirleyecek unsurlar arasında başı çekiyor. Muhabirlerin gece boyunca ve ertesi gün devam edecek yayınları, süreci anbean takip edecek, böylece partililer ve seçmenler, her detayı yakından izleyebilecek. Bu evre, sadece iç işleyişi değil, ülkedeki muhalefet dengelerini de sarsma potansiyeli taşıyor, çünkü yeni kadrolar, politika üretme hızını ve etkinliğini artırabilir.

Türkiye'nin genel siyasi iklimi, bu kongreyle paralel olarak şekillenmeye devam ediyor. Örneğin, AK Parti içindeki gerilimler, son ziyaretler ve ittifak dinamikleriyle iyice su yüzüne çıkıyor. Bir AK Parti milletvekilinin "parti sıralarının temizlenmesi" çağrısı, maske altından parmak sallamaları ve bir önceki gün silinen maddeler gibi unsurlar, ittifakın iç çatlaklarını ifşa ediyor. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Büyük Birlik Partisi (BBP) arasındaki yüzleşme ise, devlet politikası vurgusuyla yanıt buldu. BBP liderinin bir ziyareti "terörist liderin meşrulaştırılması" olarak nitelendirmesi, MHP'den gelen "Dün söylediklerinin tersini söyleyenler ciddiye alınmaz" cevabıyla karşılandı. Bu tartışmalar, muhalefetin kongre mesajlarını daha da güçlendiriyor ve seçmenlere, iktidar bloğunun kırılganlığını göstererek, alternatif arayışlarını tetikliyor. Siyasi arenadaki bu gerilimler, CHP'nin değişim sinyallerini daha anlamlı kılıyor, zira muhalefet, bu çatlaklardan yararlanarak, birleşme çağrılarını çoğaltabilir.

Ekonomik gelişmeler de kongre gündemini gölgelemeden, siyasi tartışmalara zemin hazırlıyor. Minimum ücret görüşmeleri, milyonlarca işçiyi doğrudan ilgilendirirken, 11 milyon 200 bin kişinin bu ücretle geçindiği gerçeği, adaletsizliğin boyutunu ortaya koyuyor. Tahmini %20-25 zam oranıyla ücretin 26 bin lirayı aşması beklenirken, açlık sınırı 29 bin 828 lira olarak hesaplandı. Türk-İş'in komisyona katılmama kararı, işveren ve çalışan temsilcilerinin yalnız pazarlık yapacağı formülü, işçilerin aleyhine bir tablo çiziyor. Kadıköy'deki protestolarda yükselen "Minimum ücret, işçinin ailesinin geçim standardına göre belirlenmeli, dört kez güncellenmeli" talepleri, "Askerî hayat değil, insani hayat" sloganıyla birleşince, ekonomik adaletsizliğe karşı güçlü bir manifesto haline geldi. Bu eylemler, partilerin sosyal politika vaatlerini test ediyor ve CHP gibi muhalefet yapılarının, bu sesleri nasıl duyuracağını merak ettiriyor.

Bir diğer ekonomik hamle, temel gıda ve hizmetlerde tavan fiyat uygulaması önerisiyle dikkat çekiyor. AK Parti'nin TBMM'ye sunduğu yasa teklifi, ekmek, simit, taksi, minibüs ve servis ücretlerini enflasyon hedeflerine göre belirleyecek uzlaştırma komisyonları öngörüyor. Ticaret Bakanlığı'nın olumsuz görüşü durumunda komisyona gidecek bu süreç, 30 gün içinde onay veya retle sonuçlanacak. Teklif, Ankara ve İstanbul'da et fiyatlarını kontrol altına alma çabalarının bir uzantısı olarak görülüyor, ancak esnafın yükümlülükleri ve kararların kesinliği, uygulamada yeni tartışmalara yol açabilir. Yeşil mercimek ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması ise, Yozgat, Çorum ve Kırşehir gibi bölgelerden gelen selamlarla, bu protein kaynağının sofralardaki değerini hatırlatıyor. Bu tür düzenlemeler, günlük hayatın maliyetlerini düşürme potansiyeli taşırken, siyasi partilerin ekonomik vaatlerini nasıl somutlaştıracağını sorgulatıyor.

CHP'nin bu kongresi, sadece bir liderlik onayı değil, aynı zamanda derin bir değişim manifestosu olarak tarihe geçiyor. Güçlü liderlik vurgusu, partiyi kapsayıcı bir çatıya dönüştürürken, vaatler ve eleştiriler, tabanı motive ediyor. Yarınki seçimler, bu momentumu nasıl sürdürecek, ülkedeki ittifak çatlakları ve ekonomik baskılar karşısında muhalefet nasıl konumlanacak? Bu sorular, seçmenleri heyecanlandırıyor ve siyasi arenanın yeni bir sayfa açma zamanının geldiğini işaret ediyor. Değişim sinyalleri, artık sadece salonlarda değil, sokaklarda ve sandıklarda yankılanmaya başlıyor, Türkiye'nin geleceği bu adımlarla şekilleniyor.