Türkiye'nin siyasi haritası, son günlerde adeta bir depremle sarsılıyor. Kasım ayının sonlarında yayınlanan çarpıcı bir anket, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yüzde 35'lik oy oranıyla tarihi bir zirveye ulaştığını gösterirken, iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) yüzde 28'e gerilediğini ortaya koydu. Bu veriler, sadece sayısal bir değişim değil; yıllardır süren kutuplaşmanın, toplumsal iradenin yeniden şekillendiğinin habercisi. Anket, muhalefetin yükselişini, milliyetçi damarın Zafer Partisi'nde toplandığını ve DEM Partisi'nin yüzde 8'lik payıyla dengeleri zorladığını net bir şekilde yansıtıyor. İYİ Parti yüzde 5,3'e toparlanırken, MHP'nin yüzde 4,7'ye düşmesi, ittifak dinamiklerini altüst ediyor. Bu tablo, AK Parti'nin sosyal tabanını kaybettiğini, CHP'nin ise cumhuriyetin kurucu değerleriyle yeniden bütünleştiğini işaret ediyor. Peki, bu yükselişin arkasında yatan dinamikler neler? Ümit Özdağ'ın eşit vatandaşlık vurgusu, Şırnak'taki aile dramları ve siyasi İslamcıların "ümmet" hayalleri, Türkiye'yi nereye sürüklüyor? CHP'nin son kurultayı, bu karmaşada bir umut kapısı mı açtı, yoksa yeni bir dönemin müjdecisi mi? Anketin perde arkası, sadece rakamlarla sınırlı değil; toplumsal öfkenin, milliyetçi uyanışın ve iktidar baskılarının hikayesi.
Anketin en çarpıcı yanı, CHP'nin yüzde 35'lik oy oranıyla adeta bir zafer ilanı gibi yükselmesi. Bu oran, partinin yıllardır süren erozyonunu tersine çeviren bir dönüm noktası; özellikle gençler, emekliler ve orta gelir grubundan gelen güçlü destek, CHP'yi ana muhalefetten öteye taşıyor. Anketi yorumlayan uzmanlar, bu artışı "toplumsal iradenin cumhuriyet değerlerine dönüşü" olarak nitelendiriyor. CHP, kurucu ilkelerle bütünleşerek, sosyal talepleri karşılayan bir yapıya evriliyor; yerel yönetimlerdeki başarılar, bu ivmeyi pekiştiriyor. Öte yandan, AK Parti'nin yüzde 28'e inmesi, partinin sosyal tabanını kaybettiğinin en net göstergesi. Uzun yıllardır "halkın partisi" imajıyla iktidarda kalan AK Parti, son dönemde yolsuzluk iddiaları, ekonomik kriz ve ittifak politikaları nedeniyle erozyona uğradı. Anket, AK Parti'nin toparlanmasını "DAM ittifakı"na bağlıyor – yani AK Parti, MHP ve DEM Partisi'nin oluşturduğu bu blok, oy kaybını bir nebze frenlemiş. Ancak bu ittifak, milliyetçi kesimlerde tepki çekiyor; zira DEM Partisi'nin yüzde 8'lik oyu, Kürt seçmenin konsolidasyonunu gösterirken, milliyetçileri Zafer Partisi'ne itiyor. Bu dinamik, Türkiye'nin kutuplaşmasını derinleştiriyor; CHP'nin yükselişi, bu ayrışmayı dengeleyici bir güç olarak öne çıkıyor.
Zafer Partisi'nin anketlerde dördüncü sıraya, yüzde 6,9-7 oy oranına tırmanması, milliyetçi uyanışın en somut örneği. Parti, cumhuriyetçiler, Kemalistler, Türk milliyetçileri ve vatanseverleri bir araya getirerek, ulusal kimlik vurgusuyla büyüyor. Ümit Özdağ'ın liderliğindeki bu yükseliş, özellikle Avrupa Konseyi'nin yerel yönetimler şartı ve eşit vatandaşlık gibi konuları masaya yatırıyor. Özdağ, programında bu meseleleri ısrarla vurguluyor; Türk milletinin ayrıştırılmasına karşı net bir duruş sergiliyor. Anket, Zafer Partisi'nin gençler arasında popüler olduğunu, ancak asıl desteğin orta yaşlı, emekli ve düşük gelirli kesimlerden geldiğini gösteriyor. Bu tablo, partinin sadece bir protesto hareketi olmadığını; kalıcı bir milliyetçi alternatif olduğunu kanıtlıyor. İYİ Parti'nin yüzde 5,3'lük toparlanması ise, MHP'nin erimesine paralel bir kayma; milliyetçi oylar, İYİ Parti'ye de sığınıyor. MHP'nin yüzde 4,7'ye düşmesi, ittifakın milliyetçi kanadını zayıflatıyor; Bahçeli'nin politikaları, tabanı Zafer ve İYİ Partilere itiyor. Bu kaymalar, 2026 seçimlerine dair senaryoları değiştiriyor; muhalefet bloku, bu ivmeyle iktidarı zorlayabilir.
Şırnak'taki aile bölünmeleri, anketin ötesinde, Türkiye'nin toplumsal yaralarını gözler önüne seriyor. Tatar ailesinden bir örnek, bu dramı somutlaştırıyor: AK Parti milletvekili, Barzani'ye hitaben yaptığı konuşmada Türk milletini incitirken, aileden Mahmut Mahmut Tatar farklı bir yol izliyor. Tatar, dedesi Süleyman Ağn'ı anarak, Kurtuluş Savaşı'ndaki rolünü ve Şeyh Sait isyanlarını bastıran komutanlığını vurguluyor. *Dedem Süleyman Ağn, bu ülkenin istiklal mücadelesinde savaştı, Şeyh Sait isyanlarını bastıran en önemli komutanlardan biriydi,* diye haykırıyor Tatar, ailesinin bölünmüşlüğünü dile getirerek. Bu olay, Şırnak gibi hassas bölgelerde ailelerin siyasi tercihlerle parçalanmasını simgeliyor; AK Parti'nin Kürt ittifakı politikaları, milliyetçi kökleri olan aileleri ikiye bölüyor. Anket, bu tür bölünmelerin Zafer Partisi'nin yükselişini tetiklediğini gösteriyor; Türk milliyetçileri, bu dramlara karşı Özdağ'ın sesine kulak veriyor. Şırnak'taki Barzani protestoları ise, ayrı bir hikaye; bu gösteriler, Türk milletini rahatsız eden bir "ikinci hikaye" olarak nitelendiriliyor. Aile bölünmeleri, sadece yerel bir mesele değil; ulusal kimlik krizinin yansıması. CHP'nin bu tür olaylara duyarlı yaklaşımı, oy oranını artıran bir faktör.
AK Parti'nin muhalif belediyelere yönelik baskıları, anketin karanlık yüzünü aydınlatıyor. İktidar, CHP'li ve muhalif belediyeleri soruşturmaya alırken, kendi eylemlerini görmezden geliyor. *Çorba dağıtıyorsunuz diye soruşturma başlatıyorlar, ama AK Parti belediyeleri aynı şeyi yapıyor,* diye eleştiriliyor bu çifte standart. Bu soruşturmalar, mantıksız gerekçelerle dolu; muhaliflerin sosyal yardımlarını hedef alıyor. Anket, bu baskıların ters teptiğini gösteriyor; halk, CHP'yi mağduriyet üzerinden destekliyor. Ümit Özdağ'ın maruz kaldığı süreçler ise, bu baskıların zirvesi: Özdağ, siyasi aktör olarak tasfiye edilmeye çalışılmış; Apo'yu (Öcalan) içerde çıkarmak için "çatı ittifakı" kurma girişimleri, anayasa değişikliklerini gündeme getirmiş. Özdağ, bu süreci "Türkiye'yi dönüştürme planı" olarak yorumluyor; Zafer Partisi, bu plana karşı bir kalkan gibi yükseliyor. Anket, Özdağ'ın ısrarlı mücadelesinin meyvesini veriyor; parti, Türk milletinin ayrıştırılmasına karşı bir ses oluyor.
CHP kurultayı, bu karmaşada bir umut ışığı olarak parlıyor. Kurultay, *Türkiye'ye yeni bir umut kapısı açıyor,* diye tanımlanıyor; partinin kurucu değerlerle bütünleşmesi, herkes için faydalı bir adım. CHP, sosyal talepleri karşılayan, cumhuriyet ilkelerini savunan bir yapıya evriliyor; anketin yüzde 35'i, bu vizyonun karşılığı. Liberal, liberteryen ve siyasi İslamcılara karşı yeni bir dönem öneriliyor: *Türkiye'de yeni bir yönetim, yeni bir çağ açılıyor; Elasılı Kalam kimliğiyle adım adım ilerliyoruz.* Bu ifade, ulusalcı bir dönüşümü simgeliyor; CHP, bu çağın öncüsü olabilir. Anket, Zafer Partisi ve İYİ Parti'nin de yükseldiğini vurguluyor; muhalif blok, eriyen partilere karşı güçleniyor. Türk milleti, CHP'yi desteklerken, Zafer Partisi'ni gençlik ve milliyetçi kesimlerden beslenerek kucaklıyor. Bu tablo, 2026'ya dair umut vaat ediyor; muhalefet, iktidarın baskılarına rağmen kenetleniyor.
Anketin sonuçları, Türkiye'nin siyasi geleceğini yeniden tanımlıyor. AK Parti'nin çöküşü, DAM ittifakının kırılganlığını gösteriyor; MHP ve DEM'in erimesi, milliyetçi oyları Zafer'e kaydırıyor. CHP'nin zirvesi, kurultayın gücüyle pekişiyor; Ümit Özdağ'ın eşitlik mücadelesi, Şırnak dramları, hepsi bu yükselişin parçası. Siyasi İslamcıların dönüştürme planları, mum gibi eriyor; Türk milleti, cumhuriyet değerlerini sahipleniyor. Bu anket, sadece bir veri değil; toplumsal bir manifesto. CHP'nin yeni isimleri, siyasetin geleceğini aydınlatıyor; umut, bu yükselişle çoğalıyor. Gelecek haftalar, bu dinamiklerin meyvesini verecek; Türkiye, yeni bir çağa mı uyanıyor? Merakla bekliyoruz.





