Üniversite camiası, yeni yılın ilk günlerinde önemli bir dönüm noktasını anıyor. Beş yıl önce başlayan süreç, akademik özgürlük ve özerklik taleplerini ön plana çıkarıyor. Bu gelişmeler, geniş kesimlerde yankı bulmaya devam ediyor.
Boğaziçi Direnişi, 5 Ocak 2021'de kayyum rektör atamalarına tepki olarak başladı. Akademisyenler, her iş günü rektörlük binasına sırtlarını dönerek protestolarını sürdürdü. Bu eylem, üniversite tarihinde uzun soluklu bir direniş örneği haline geldi ve beşinci yılını geride bıraktı.
Direnişin beşinci yılında yapılan açıklamalarda, Boğaziçi'ne sahip çıkmanın üniversitelerimize sahip çıkmak anlamına geldiği vurgulandı. Bu mesaj, aynı zamanda genel akademik özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Katılımcılar, direnişin vazgeçme olmadan devam ettiğini ifade etti.
Eylem sırasında Güney Meydan'da toplanan akademisyenler, beş yıl önceki başlangıcı hatırlattı. 5 Ocak 2026 tarihi itibarıyla tam beş yıl geçen süreçte, kabul etmeme ve vazgeçmeme kararlılığı öne çıktı. Pankartlar ve sloganlarla desteklenen etkinlik, üniversite kapısında basın açıklamasıyla gerçekleşti.
Kayyum uygulamalarına karşı çıkan direnişçiler, üniversitelerin talimatlarla yönetilmesine tepki gösterdi. Akademik tasfiye iddiaları da açıklamalarda yer aldı. Bu süreçte yüzlerce akademisyene soruşturma açıldığı, bazılarının işten çıkarıldığı belirtiliyor. Hak ihlalleri, direnişin temel gerekçeleri arasında sayılıyor.
Protestoların beşinci yılında da sivil polislerin kampüste hazır bulunduğu gözlemlendi. Çevik kuvvet barikatları kurulurken, eylem kayda alındı. Buna rağmen akademisyenler, nöbetlerini ve sırt dönme eylemlerini kesintisiz sürdürdü. Bu kararlılık, direnişin sembolü haline gelen uygulamaların devamını sağlıyor.
Üniversite özerkliğinin korunması talebi, açıklamaların merkezinde yer aldı. Boğaziçi'ne sahip çıkmanın, tüm üniversitelerin geleceğine sahip çıkmak olduğu mesajı tekrarlandı. Bu yaklaşım, direnişin sadece yerel bir olay olmadığını, genel bir akademik mücadele olduğunu gösteriyor.
Beş yıllık süreçte yaşanan gelişmeler de hatırlatıldı. Rektör atamalarından soruşturmalara, öğrenci eylemlerinden akademisyen dayanışmasına kadar geniş bir yelpaze değerlendirildi. Direnişçiler, bu sürece rağmen vazgeçmediklerini ve kabul etmediklerini vurguladı.
Günümüzde hala devam eden nöbetler, direnişin canlılığını koruyor. Hafta içi her gün rektörlük önünde toplanan akademisyenler, pankartlarla mesajlarını iletiyor. Bu rutin, beş yılda binlerce kez tekrarlandı ve kararlılığın göstergesi olarak kabul ediliyor.
Gelecek dönemde de direnişin sürdürüleceği belirtiliyor. Üniversite camiası, özerklik taleplerini yüksek sesle dile getirmeye devam edecek. Bu süreç, akademik özgürlük tartışmalarını gündemde tutuyor.
Kamuoyu, Boğaziçi'ndeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Direnişin beşinci yılı, hem anma hem de yeni başlangıçlar için fırsat yaratıyor. Akademisyenlerin mesajları, geniş kesimlere ilham veriyor.
Sonuç olarak, Boğaziçi Direnişi beşinci yılını güçlü mesajlarla geride bıraktı. Sahip çıkma vurgusu, üniversite özerkliğinin önemini bir kez daha hatırlattı. Direnişçiler, vazgeçmeme kararlılıklarını sürdürerek geleceğe umut taşıyor. Bu süreç, akademik camiayı ve ötesini ilgilendirmeye devam edecek.