Son dönemde ekonomik ve siyasi tartışmaların odağında yer alan gelişmeler, birçok kişiyi derin düşüncelere sevk ediyor. Uzun süredir devam eden sistem değişikliklerinin sonuçları, günlük hayatta doğrudan hissedilirken, bu durumların perde arkası giderek daha fazla dikkat çekiyor. Acaba verilen sözler neden gerçekleşmedi ve halkın beklentileri nasıl karşılanacak?

Başkanlık sistemi, dokuzuncu yılına girerken vaat edilen hedeflerin hiçbiri gerçekleşmedi. Referandum döneminde halka sunulan büyük promisesler arasında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme, milli gelirin 2 trilyon dolara ulaşması, kişi başı gelirin 25 bin dolar (yaklaşık 1 milyon lira) seviyesine çıkması, işsizliğin yüzde 5'in altına inmesi, enflasyon ve pahalılığın belinin kırılması hatta aya gitme gibi iddialı hedefler yer alıyordu. Ancak bu vaatlerin tamamı hayal olarak kaldı ve uçup gitti.

Çalışma Bakanı'nın asgari ücreti açlık sınırının altında açıklarken "İnsanlarımızı bugüne kadar enflasyona ezdirmedik, bundan sonra da ezdirmeyeceğiz" şeklindeki sözleri büyük tepki çekti. Bu açıklama, sistemin enflasyon ve pahalılığın belini kıracağı yerde çalışanların ve emeklilerin belini kırdığı eleştirilerini güçlendirdi. Asgari ücretin 28 bin 075 lira olarak belirlenmesi, geniş kesimlerde hayal kırıklığı yarattı.

Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibinin enflasyonu tek haneli rakamlara indirme vaatleri de sorgulanıyor. Göreve gelmesinin üzerinden 2,5 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen halka rahatlama sağlanmadı. Bu süreçte sabır taşmış durumda ve erken seçim talepleri giderek yükseliyor. Ancak iktidar kanadından bu yönde bir işaret gelmemesi, çilelerin devam edeceği endişesini artırıyor.

Sistem değişikliğinin getirdiği umutlar, yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktı. Halkın büyük bölümü yoksulluğun acılarını çekerken, "Çile bülbülüm çile, Sesini duyur ele, Çekilmez çile çektin, Kim derdi gülecektin? Çile bülbülüm, Allah!" dizeleriyle simgelenen bir acı tablo ortaya çıktı. Bu sözler, yaşanan zorlukların en çarpıcı ifadesi haline geldi.

Siyasi baskılar da dikkat çekici boyut kazandı. Büyükçekmece'de 1994'ten 2024'e kadar yedi dönem üst üste belediye başkanlığı kazanan Dr. Hasan Akgün, şu anda Silivri Cezaevi'nde bulunuyor. Akgün'ün yeni yıl mesajında vurguladığı gibi, zor zamanlarda düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ile demokratik değerlerin korunması hayati önem taşıyor. Mesajında "Yeni yılın, hukukun üstünlüğünün, özgürlüklerin ve toplumsal huzurun daha da güç kazandığı bir yıl olmasını diliyorum. Kaleminizin gücü gerçeğin ışığı olsun" ifadeleri yer aldı.

Bu mesaj, özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Toplumsal yaşamda doğru bilgiye ulaşmanın önemi, baskı dönemlerinde daha da belirginleşiyor. Akgün'ün eserleri ve halkın güveniyle kazandığı başarılar, şimdi cezaevi koşullarında gölgede kalmış durumda.

Gündelik hayatta tebessüm ettiren olaylar da eksik olmuyor. Eskişehir'in Venedik'e gondola ihraç etmesi ve bu gondollarda gizli motor ile pervane bulunması, İtalyanları şaşırtmış. Yarışta rakiplerini yenen Türk gondolasının ters çevrilmesiyle motor ortaya çıkınca, İtalyanlar "Vay canına! Rönesansı yapan biz, bunu nasıl akıl edemedik?" demiş. Bu hikaye, yerli üretimin yaratıcılığını eğlenceli bir şekilde ortaya koyuyor.

Eğitim konusundaki uyarılar da ihmal edilmemeli. "Eğitimde geri kalmış bir toplumla hiçbir yere varılamaz!" sözü, ilerlemenin temel şartını vurguluyor. Toplumsal gelişim için eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin teminatı olarak görülüyor.

Başkanlık sisteminin getirdiği yükler, enflasyonun ezici etkisiyle birleşince halkın çilesi katlanıyor. Asgari ücret ve emekli maaşlarındaki yetersizlik, pahalılığın durdurulamaması, erken seçim taleplerinin karşılıksız kalması, umutları tüketiyor. Bu tablo, vaatlerin boş çıktığını ve sistemin beklenen faydaları sağlamadığını net şekilde gösteriyor.

Siyasi tutuklamalar ve özgürlük kısıtlamaları, demokrasi tartışmalarını alevlendiriyor. Dr. Hasan Akgün gibi başarılı yerel yöneticilerin cezaevinde olması, hukukun üstünlüğü çağrılarını güçlendiriyor. Bu durumlar, toplumsal huzurun ve özgürlüklerin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.

Ekonomik vaatlerin gerçekleşmemesi, sadece rakamlarla sınırlı kalmıyor; günlük hayatta derin izler bırakıyor. İşsizlik, enflasyon ve yoksulluk, geniş kesimleri etkilerken, bakanların iyimser açıklamaları inandırıcılığını yitiriyor. Erken seçim beklentisi, değişim umudunun bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Darphane’den Ziynet Altın Ödemelerinde Nakit Sınırı
Darphane’den Ziynet Altın Ödemelerinde Nakit Sınırı
İçeriği Görüntüle

Tebessüm köşesindeki gondola hikayesi gibi olumlu örnekler, zor günlerde moral kaynağı oluyor. Yerli üretimin zekice çözümleri, uluslararası başarılar getirebiliyor. Bu tür hikayeler, potansiyelin var olduğunu hatırlatıyor.

Eğitim vurgusu ise geleceğe dair en önemli mesajlardan biri. Geri kalmış eğitim sistemleriyle ilerleme mümkün değil; bu alanda köklü yatırımlar şart. Toplumsal kalkınma, eğitimli nesillerle mümkün olacak.

Sonuç olarak, başkanlık sisteminin dokuzuncu yılında vaatler havada kaldı ve halk çile çekmeye devam ediyor. Enflasyon, asgari ücret yetersizliği, özgürlük kısıtlamaları ve erken seçim talepleri, gündemin ana başlıkları haline geldi. Bu zorluklar arasında tebessüm ettiren hikayeler ve eğitim uyarısı, umut ışığı olarak duruyor. Gelişmeler, önümüzdeki dönemde daha fazla değişim talebi doğurabilir. Konu, derin düşünmeyi gerektiren bir önem taşıyor.