Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmeler, hem siyasi hem de askeri açıdan önemli bir kırılma noktasına işaret ediyor. Uzun yıllardır devam eden görüşmeler ve çatışmaların ardından, yeni bir kararnameyle Kürt toplumuna yönelik kapsamlı düzenlemeler gündeme gelirken, aynı dönemde Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) aldığı bir karar da bölgesel dengeleri yeniden şekillendirmeye başladı.
16 Ocak tarihinde yayımlanan kararname, Suriye’nin 1946’da bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana Kürt haklarının en geniş şekilde tanındığı düzenleme olarak değerlendiriliyor. Kararname, Kürtleri Suriye halkının temel ve asli bir parçası olarak tanımlıyor ve kültürel ile dilsel kimliklerini ülkenin birleşik ulusal kimliğinin ayrılmaz parçası kabul ediyor. Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt ederken, Kürt vatandaşların miraslarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme haklarını ulusal egemenlik çerçevesinde güvence altına alıyor.
Kararnamenin en dikkat çekici maddelerinden biri, Kürtçenin ulusal dil olarak kabul edilmesi. Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda Kürtçenin seçmeli ders ya da eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin veriliyor. Ayrıca, Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan istisnai yasa ve tedbirler tamamen yürürlükten kaldırılıyor. Bu düzenlemeyle, kaydı kapalı olanlar dahil tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı veriliyor ve hak-yükümlülük bakımından tam eşitlik sağlanıyor.
Nevruz Bayramı da önemli bir adım olarak resmi tatil ilan edildi. 21 Mart, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak tüm bölgelerde ücretli resmi tatil kapsamına alındı. Kararnamede ayrıca, devletin medya ve eğitim kurumlarının kapsayıcı bir ulusal söylem benimsemesi zorunlu kılınıyor; etnik veya dilsel temelde ayrımcılık ve dışlama yasaklanıyor, ulusal ayrışmayı körükleyenler ise yasalar çerçevesinde cezalandırılıyor.
Bu kararname, Devlet Başkanı Ahmed Şara tarafından televizyonda duyuruldu. Şara, konuşmasında Kürtleri “bu ulusun inşasında aktif rol almaya” davet etti ve haklarını koruma sözü verdi. Düzenlemenin, son dönemdeki çatışmaların ardından iyi niyet jesti olarak görüldüğü belirtiliyor.
Ancak kararnameye yönelik farklı değerlendirmeler de var. Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) eski eş başkanı Salih Müslim, düzenlemeyi “Kürt halkının haklarını geçiştirme ve bölme girişimi” olarak nitelendirdi.
Öte yandan, 10 Mart 2025’te imzalanan mutabakat çerçevesinde SDG’nin kontrolündeki bölgelerin ve güçlerin yıl sonuna kadar merkezi yönetime entegrasyonu konusunda uzlaşma sağlanmıştı. Fakat uygulamada sorunlar yaşandı. Halep’te çatışmalar çıktı, Kürt güçleri geçen hafta iki mahalleden çıkarıldı. Suriye Ordusu, Halep’in 50 kilometre doğusundaki Deyr Hafir’e ek güçler gönderdi ve sivillere bölgeyi terk etmeleri için süre verdi.
Bu gelişmelerin ardından SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, önemli bir açıklama yaptı. Abdi, “dost ülkeler ve arabulucuların çağrısıyla, tüm güçlerimizi sabah 07’den itibaren Halep’in doğusuna, Fırat’ın doğusuna konuşlandırmak üzere çekme kararı aldık” dedi. Çekilme kararının, entegrasyon sürecine iyi niyet gösterisi ve 10 Mart Anlaşması’na bağlılık çerçevesinde alındığını vurguladı.
Suriye Savunma Bakanlığı, Abdi’nin duyurusunu memnuniyetle karşıladığını bildirdi ve SDG güçlerinin boşalttığı yerlere ordu birliklerinin konuşlandırılacağını açıkladı. SDG Sözcüsü Farhad Şami ise, Deyr Hafir’de ABD öncülüğündeki heyetle görüşmeler yapıldığını belirtti. Bölgede Cuma akşamı Suriye Ordusu’nun Kürt mevzilerini vurduğu, kasabanın ağır topçu ateşine tutulduğu kaydedildi. Bombardımandan önce en az dört bin sivilin bölgeyi terk ettiği ifade ediliyor.
Bu gelişmeler, Suriye’nin kuzeydoğusunda uzun süredir devam eden güç dengelerinin yeniden düzenlenmesine yol açıyor. Kararnameyle tanınan haklar ve çekilme kararı, entegrasyon sürecinin geleceği açısından belirleyici olacak gibi görünüyor. Bölgedeki tüm taraflar, anlaşmaların uygulanmasını ve istikrarın sağlanmasını yakından izliyor.