Gerçek Gündem Haberleri

Savaşın Yeni Cephesinde Sivil Savunma Eksikliği

Modern çatışmalar sivil alanları doğrudan vuruyor. Uzmanlar hazırlıkların yetersizliğinden endişeli, kurumsal değişiklikler tartışma yaratıyor. Güvenlik ortamı hızla değişiyor.

Son dönemde küresel güvenlik ortamında önemli dönüşümler yaşanıyor. Klasik cephe savaşlarının yerini alan yeni unsurlar, çatışmaların karakterini kökten değiştiriyor. Uzun menzilli füzeler, insansız hava araçları, silahlı insansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmatlar ve siber saldırılar, modern savaşın temel araçları haline gelmiş durumda.

Bu değişimin en dikkat çekici sonucu, sivil alanların doğrudan hedef konumuna gelmesi olarak öne çıkıyor. Enerji altyapıları, ulaşım ağları, haberleşme sistemleri, şehir merkezleri ve sivil yerleşimler artık arka cephe olmaktan çıkıp aktif muharebe alanları haline dönüşüyor. Kafkaslardan Ortadoğu'ya uzanan geniş kriz kuşağının merkezinde yer alan konum, bu yeni güvenlik mimarisinden doğrudan etkilenmeyi gerektiriyor.

Askeri kapasite bakımından profesyonel ordu, operasyonel tecrübe ve gelişmiş savunma sanayi altyapısıyla sahada güçlü bir aktör konumunda bulunuluyor. Ancak askeri hazırlık tek başına yeterli olmuyor. Savaşın karakteri değiştikçe sivil alanın korunması, dayanıklılığı ve sürekliliği ulusal güvenliğin merkezine yerleşiyor.

Kamu kurumlarının, kritik altyapıların ve toplumun savaş koşullarına ne ölçüde hazır olduğu sorusu gündeme geliyor. 2009 yılına kadar sivil nüfusun korunması, kritik ve stratejik tesislerin emniyeti, nükleer, biyolojik ve kimyasal tehditlere karşı hazırlık ve müdahale süreçleri Sivil Savunma Genel Müdürlükleri tarafından yürütülüyordu.

Bu yapı bünyesinde eğitimli sivil savunma uzmanları farklı tehdit senaryolarına yönelik planlamalar yapıyor, bunları düzenli tatbikatlarda test ediyordu. Her kurum için sığınak ve korunaklı alan planlamaları hazırlanıyor, acil durum planları oluşturuluyordu.

Günümüzde ise küresel ölçekte savaş ihtimalinin ciddiyetle ele alındığı bir ortamda birçok devlet sivil halkını seferberlik ve savaş haline hazırlamaya yönelik eğitim ve tatbikatlar gerçekleştiriyor. Sivil hazırlık ve toplumsal dayanıklılık açısından 2009 yılında Soğuk Savaş döneminin devlet merkezli ve klasik sivil savunma anlayışını yansıttığı gerekçesiyle Sivil Savunma Genel Müdürlüğü lağvedilmiş, görev ve yetkiler daire başkanlığı düzeyine indirgenerek AFAD bünyesine aktarılmıştı.

Ancak günümüz güvenlik ortamı 2009'un stratejik bağlamından belirgin biçimde ayrışıyor. Sivil alanı doğrudan hedef alan yeni çatışma biçimleri sivil savunmayı yeniden merkezî ve bütüncül bir güvenlik unsuru haline getiriyor. Bu kurumsal modelin savaş ve yüksek yoğunluklu kriz koşullarında yeterli olup olmadığı ciddi biçimde tartışılmalı.

Değişen savaş karakteri karşısında sivil savunmanın AFAD bünyesinde savaş odaklı bir anlayışla köklü biçimde güçlendirilmesi mi yoksa savaş odaklı ayrı ve uzmanlaşmış bir sivil savunma teşkilatına yeniden ihtiyaç duyulup duyulmadığı stratejik düzeyde ele alınmalı. Üstelik sivil savunmaya ilişkin temel mevzuatın 1960'lı yılların Soğuk Savaş koşullarında hazırlanmış olması bu ihtiyacı daha acil hale getiriyor.

16 Ekim 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla bakanlıklar bünyesinde oluşturulan bağımsız Acil Durum ve Savunma Planlama Daireleri bu alandaki boşluğun fark edildiğini göstermesi açısından önemli ve yerinde bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu dairenin profesyonel bir kapasiteye kavuşturulması hayati önem taşıyor.

Günümüz savaşları açıkça gösteriyor ki askeri güç tek başına yeterli değil. Uzun menzilli ve insansız sistemlerin sivil alanı doğrudan hedef aldığı bir dönemde güçlü bir ordu ancak hazır, örgütlü ve dayanıklı bir sivil cephe ile anlam kazanıyor. Aksi halde askeri üstünlük dahi stratejik bir kırılganlığa dönüşme riski taşıyor.

2009 yılına kadar sivil savunma personeli ve uzmanları mevcutken şimdi bunlardan ancak 40 civarında kişi kaldığı belirtiliyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde Seferlik Tetkik Kurulu bulunuyordu. Kozmik Oda'ya FETÖ'cü olduğu belirlenen savcılar girmeye çalışmış, Seferberlik Tetkik Kurulu Daire Başkanı General Selahattin Kısacık izin vermemişti.

Sonuçta mahkeme kararıyla girilmiş, hâkim Kadir Kayan günlerce kozmik odalarda inceleme yapmıştı. O hâkim şimdi FETÖ'cü olduğu bilinen yurtdışına kaçmış durumda. Odaya girmeye çalışan savcıların bazıları yurtdışına kaçmış, bazıları cezaevinde.

Seferberlik Tetkik Kurulu bir savaş halinde sivillerden oluşan mukavemet teşkilatı oluşturuyordu. Bunlar il ve ilçelerde önemli görülen ve güvenilir kişilerden oluşturuluyor, seferberlik veya savaş durumunda mukavemet teşkilatları kuruyor, askerle birlikte harekete geçiyordu. Bugün Seferberlik Tetkik Kurulu da yok. Kriz anında savaş durumunda bu işleri yapabilecek AFAD'tan başka herhangi bir teşkilat bulunmuyor.

Uzmanlar sivil savunma ile ilgili eksikliklerin zaman geçirmeden giderilmesi ve güçlü bir sivil savunma sistemi kurulması gerektiğini belirtiyor. Bu gelişmeler güvenlik ortamının hızla evrildiğini ve hazırlıkların aciliyetini bir kez daha ortaya koyuyor.